|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
CİNSEL YAŞANTIMIZ VE ÇOCUKLAR
Kimi zaman kendimiz de farkına varmadan çocuklarımızın cinsel
yaşantımızı karıştırmasına yol açarız. Bu konuyu durup doğru
dürüst düşünmezsek cinsel yaşantımızdaki kısıtlanmayı sözüm ona
mantıklı birtakım sebeplere bağlayabiliriz: "Çok yoruluyoruz.
Çocukları yedir, yıka, yatır, ortalığa çekidüzen ver, derken başka
bir şey yapacak halimiz kalmıyor."
Ne var ki bu da gene çocukları bir tür siper olarak kullanmaktır.
Cinsel yaşantımızı gölgeleyen sorunları kendi kendimize ya da
eşimizle çözümleyeceğimiz yerde çocukların ardına saklanmaktayız.
Çeşitli duygusal nedenlerle cinsel ilişkiden kaçınmaya dayanak
arandığında "çocuklar" oldukça uygun bahane yaratır.
Çocukların cinselliğe siper olarak kullanıldığı çok daha karmaşık
bir başka durum da, çocukların duygusal olarak karı ya da kocanın
yerine konmasıdır: "Oğlumla ben birbirimize öyle yakınız ki!
Kocamla aramdaki yakınlıktan çok daha ileri bir şey. Benim her
şeyim o." İnsanın kendi çocuklarını eşinin yerine koyup, onu her
şeyi yapmasının ardında yatan gerçek hayal, eşin yerine ana ya da
babamızın konmasıdır. Böylece cinsel ilişkiden kaçınma isteğini
oluşturan duygusal nedenler sağlanmış olur.
Evlilikte çocuk eşe yeğlendi mi, eş doğal olarak buna kızar,
gücenir. Karı koca arasındaki çekişme ve çatışmalar giderek
yoğunlaşır. Çocuk da arada kaldığı için elbet ruhsal ve duygusal
yönden sağlıklı yetişemez. Eşlerden biri öbüründen kaçınmak için
ya da ikisi de birbirlerinden uzak durmak için çocuğu
kullanmaktadırlar. Yuvadaki geçimsizlik ve mutsuzluk artar.
Bu tür sorunlarımız olduğunu düşünüyorsak yapılacak en iyi iş bir
uzmana başvurmaktır. Böyle bir uzmana başvurulsa da başvurulmasa
da yapılacak en iyi iş, daha önce de belirttiğimiz gibi, eşlerin
birbirleriyle konuşarak birbirlerinin duygularını paylaşmalarıdır:
- "Lütfen hayatım, birbirimize hatırlatalım. Sorunlarımızı
konuşmak; tartışmak; gerekirse kavga etmek için birbirimize zaman
ayırmalıyız."
- "Ama çocuklar bizi duyar."
- "Bu hiç önemli değil. Çocuklar da ana babanın insan olduğunu;
onların tartışıp kavga edebileceğini; ama sonra anlaşıp yine
birbirlerini sevebileceğini bilmeli."
- "Herhalde evliliğimizin bütün ayrıntılarını, çocukların yanında
tartışmayı düşünmüyorsun?"
- "Haklısın. Onlara, birbirimize çok kızdığımızı ve içimizi
boşaltmak istediğimizi, bizi biraz yalnız bırakmalarını
söyleyebiliriz."
Çocuklar bu tür duyguları anlamaya hazırdırlar. Konuştukça
birbirimizi anne-baba rolünde oynattığımızı birbirimizden ana veya
babamızdan istediğimiz şeyleri istediğimizi fark edebiliriz. Sonra
kendimize şunu sorabiliriz. "Bu benim istediğim şeyler gerçekçi mi
acaba?"
Bu arada çocuklarımızın da birtakım eğilimlerinin ayırdında
olmalıyız. Kız çocuklar çoğunlukla babaya, oğullar anaya düşkün
olabilirler. Ya da herhangi bir nedenle çocuk ana babanın birinden
birine daha bir yakınlık duyabilir. Hep onunla birlikte olmak
isteyip ötekini dışlamak eğilimine kapılabilir. Çocuğumuzun bu
gibi huylarını daha başlangıçta mimleyip törpülemek bizim
görevimizdir. Ama tatlılık ve sevgiyle.
"Hadi bakalım, kızım, sen arkaya! Biliyorsun benim yanımdaki yer
annenin. Senin yerin arabanın arka kanepesi." "Oğlum, anneni çok
sevdiğini biliyorum ama sofra başında fısıldaşmak yasak! Zaten
söylediklerini hepimiz duymak istiyoruz!"
Çocuğun bu masum, doğal (ve geçici) eğilimini birçok ana babanın,
düzeltmek şöyle dursun, tersine kışkırttıklarına, eşleriyle kendi
aralarındaki çatışmada silah niyetine kullandıklarına yazık ki
tanık oluyoruz. Çocuklarını nasıl bir duygusal dengesizliğe
ittiklerini ve çocuğun bu dengesizlikten belki de ömür boyu
kurtulamayacağını bilmezler mi dersiniz?
Çoğumuz için en büyük sorunlardan biri çocuklarımız, evlerimiz ve
cinsel yaşantımız. Çağımızda hemen hepimiz dar apartman
dairelerinde, ince duvarlı odalarda yaşadığımız için
çocuklarımızın görüp duymayacağı, bilip anlamayacağı biçimde
sevişebilmek gerçek bir sorundur.
Birçok çocuk, ister istemez ana babalarının sevişmelerini duyar,
ama genellikle hiçbir şey söylemez. Kaygı ve meraklarını içine
bastırır. Bazen de korkulu bir rüya gördüklerini sanarak, "Babam
annemin, annem de babamın canını yakıyordu," diyerek bize
açılabilirler.
Ana babanın cinsel ilişki sırasında çıkardığı sesleri duyan her
çocuk korkuya kapılır. Bunu böylece bilip dikkate almamız gerek.
Duyduklarını sanıyorsak konuyu biz açıp onları rahatlatmaya
çalışmalıyız. Cinsellik konusundaki başka sorunlar gibi bu soruyu
da çocuklarımız kendileri sorsunlar diye beklersek hiç
sormayabilirler. Sormanın yasak olduğu izlenimine kapılarak
tedirgin olurlar. Bizimle konuşamadıklarını arkadaşlarıyla
konuşarak kafalarını yalan yanlış şeylerle doldurmaları da cabası.
Çocuğa, "Dün gece bizim odamızdan sesler duydun, sanıyorum," diye
giriş yapabilirsiniz. Bu ona kendi düşünce ve tahminleri konusunda
açılıp konuşma fırsatı verecektir. Ama konuşsa da konuşmasa da
sizin için bundan sonraki adım, ona bu konuda açıklama yapmaktır.
Bunun da dünyanın en zor işi olduğunu belirtmeye gerek yok!
http://www.kadinhastaliklarivedogum.com
|
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|