|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
ERKEK CİNSEL ORGANLARI
Cinsel açıdan erkeğin üremedeki rolü kadına göre daha basittir.
Erkek sperm üretir ve döllenmenin gerçekleşebilmesi için bu
spermleri kadının dölyoluna ( vajina ) boşaltır. Erkeğin cinsel
organları bu işlevi yerine getirecek biçimde oluşmuşlardır. Sperm
üretme sistemi iki erbezinden (testis ) oluşur. Bu bezler aynı
zamanda ergenlikte çeşitli bedensel değişikliklere yol açan
hormonları da üretirler. Spermi kadının dölyatağına ( uterus )
ulaştıran organa penis denir. Penis aynı zamanda idrarın
boşaltılmasını sağlar. Spermi erbezlerinden penise taşıyan bir
kanal sistemi vardır. Bu sistem depolama bölgeleri içerir. Bu
yüzden erbezleri, yalnızca spermin boşaltıldığı orgazm anında
değil, sürekli olarak sperm üretebilir. Erkeğin cinsel
organlarında spermlerin içinde yaşadıkları ve yüzdükleri sıvıyı
üreten bir dizi salgı bezi daha vardır.
Bütün bu organların üreme için en önemlileri erbezleridir.
Erbezleri, gövdenin dışında derisi kırışık bir torbanın içinde yer
alır. Erbezleri önce gövdenin içinde oluşur, daha sonra doğumdan
kısa bir süre önce torbanın içine inerler. Eğer bu gerçekleşmez ve
zamanında tıbbi müdahale yapılmazsa erkek yaşamı boyunca kısır
kalabilir.
Hayvan türlerinin önemli bir bölümünde, erbezleri,
insanlarınkinden farklı olarak gövdenin içindedir. Sadece
memelilerin bazı türlerinde erbezleri doğumdan belli bir süre
önce, başlangıçta bulunduğu böbrekler yakınındaki bölgeden
gövdenin dışına, erbezi torbalarının içine iner. Bazı türlerde
erbezleri yine aşağıya iner ama gövdenin dışına çıkmaz, karın
boşluğunun alt kısmında kalır. Bazılarındaysa daha değişik bir
düzen görülür: erbezleri mevsimlerle birlikte yer değiştirirler.
Çiftleşme döneminde gövdenin dışına çıkarlar, dönemin kapanmasıyla
da yine karın boşluğunun içine çekilirler. Bu mevsimlik hareket de
göstermektedir ki, canlıların çoğunda erbezlerinin etkinliği,
gövdenin dışına çıkmalarıyla sağlanmaktadır. Başka bir deyişle
insanlarda olduğu gibi hayvanların çoğunda da sperm üretimi ancak
gövdenin dışında bulunan ve dolayısıyla sıcaklığı gövde
sıcaklığının biraz altında kalan erbezleri tarafından
gerçekleştirilebilmektedir. Erbezi torbaları yün kumaşla
sarmalanan erkek farelerin kısırlaştığı deneylerle saptanmıştır.
Buna karşılık ancak vücut sıcaklığındaki bir erbezinde sperm
üretebilen türlerin sayısı da çoktur. Üstelik, bunlar, erbezleri
gövde dışında kalan türlere çok benzeyen, akraba türlerdir.
Birbirine çok yakın türlerin oldukça farklı ısı düzeylerinde üreme
faaliyetini yürütebilmelerinin nedeni henüz anlaşılmış değildir.
Erbezi torbasına sahip türlerde bu organın yeri de oldukça
değişiktir. İnsanlarda torbalar penisin arkasındadır; buna
karşılık bazı keseli hayvanlarda penisin önünde ve şebeklerde de
penisin yanında bulunur.
Torba, birer erbezi içeren iki bölüme ayrılır. Torbanın dışındaki
ince çizgi bu ayrılma sınırını gösterir. Erkeklerin çoğunda sol
erbezi sağdakine göre biraz daha aşağıdadır. Ancak her ikisi de
küçük kaslar sistemiyle yukarı ve aşağı doğru hareket ederler.
Torbanın derisine bağlı olan bu kaslara dartos, erbezlerine bağlı
olan kaslara ise kremaster denir. Soğukta bu kaslar erbezlerini
gövdeye doğru çeker. Sıcakta ise kaslar gevşer ve erbezleri
aşağıya sarkar.
Bu karmaşık düzen gereklilikten doğmuştur. Çünkü erbezleri yeterli
ölçüde spermi, gövde sıcaklığının biraz altında, 35°C'de
üretirler. Eğer sıcaklık yüksekse sperm üretilemez, hatta baba
olma yeteneği bütünüyle ortadan kalkabilir. Uzun süre bisiklet
sürmenin, sıkı kilotlann sperm üretimi üzerinde olumsuz etki
yaptığı söylenmektedir. Buna karşılık İskoçya türü etekliğin
verimliliği artırdığı öne sürülmektedir.
Her bir erbezi 250 kadar bölmeden oluşur. Bu küçük, sıkı sıkıya
birbirine geçmiş borular ersuyu üreten kanalcıklardır. 800 kadar
kanalcıkta her gün yüz milyonlarca sperm üretilir. Kanalcıklar
birbirlerine bağlıdırlar ve hepsi birden daha geniş bir toplama
kanalına açılırlar. Erbezinin üstünde sarılmış biçimde bulunan bu
toplama kanalına "epididimis" adı verilir. Yaklaşık 6 metre
uzunluğundaki epididimis içinde spermler hareket etmeye alışırlar.
Kanalcıklarda yeni spermaların üretilmesiyle birlikte daha önceden
üretilmiş spermler, epididimis'e itilir. Eski spermler burada bir
süre beklerler. Boşaltım için on-on beş gün kadar bekleyen
spermler boşaltım olmazsa ölürler. Epididimis, "vas deferens"
(sperm kanalı) adı verilen ve kalın kas duvarlarıyla çevrili bir
başka kanalla bağıntılıdır. Kan damarları ve sinirlerle birlikte
bu kanal sperma kordonunu oluşturur. Her bir erbezinden çıkan
sperma kordonu bir kavis çizerek penisin tabanına kadar gelir.
Kasık kemiğinin ön ve üst tarafından dolanan kordon böbreklerden
idrar torbasına giden idrar yolunu çevreler, döner ve sonunda,
idrar torbasının arkasından aşağıya doğru iner.
İki sperm kanalının son bölümleri diğer bölümlere göre daha
geniştir. Buralarda spermler depolanır. sperm keseleri adı verilen
iki küçük bezden gelen kanalları birleştiren sperm kanalı ;
prostat bezinin çevresine ulaşır. Burada iki kanal birleşir ve
idrar yoluna girerler. İdrar kanalı, penis boyunca idrar
torbasında uzayan kanaldır. Prostatın altında bazı bezler idrar
yoluna salgı yapar. Bunlara Cowper ve Littre bezleri adı verilir.
Bu bezler cinsel birleşme sırasında penisin ucunun ıslanmasını
sağlarlar; ayrıca spermin içinde yüzdüğü sıvıyı da salgılarlar. Bu
sıvı sperm için gerekli olan oksijen ve besini verir. Sıvının
içinde bir pervane görevini yapan kuyruk hareketleri yoluyla yüzen
spermler bu sıvılarla birlikte meniyi oluşturur. Bezlerden gelen
salgıların kimyasal bileşimleri o kadar belirgindir ki, giysilere
bulaşmış olan meni üzerinde yapılan kimyasal deneyler, tecavüz
suçlarında kanıt olarak gösterilebilmektedir.
Prostat bezinin ürettiği kimyasal maddeler arasında bulunan bir
dizi maddeye prostaglandinler denir. Bu maddeler kadının
dölyatağında birleşme sırasında görülen kasılmaları kolaylaştırır
ve spermin kadının üreme organlarına doğru yol almasına yardımcı
olabilir.Penis idrarın dışarıya atılmasını sağlar..İdrarın
boşaltılması sırasında penisin inik ve yumuşak olması en
uygunudur. Ama yumuşak bir penis spermleri kadının dölyatağının
derinlerine taşımak açısından hiç elverişli değildir. Bu yüzden
bir erkek cinsel açıdan uyarıldığında penisi de sertleşir ve
dikleşir. Bu yolla cinsel ilişki daha kolaylaşır.
Peniste gözenekli dokulardan oluşan üç sütun yer alır. Üstte ve
yanlarda iki Korpora kavernoza bulunur. Bu tabakalar tabanda kasık
kemiğine bağlıdırlar. Alt tarafta ise daha küçük olan Korpus
spongiozum tabakası yer alır. Bu tabaka penis başındaki dokuları
da oluşturur. Her üç sütuna da kan damarları bağlıdır. Bir erkek
cinsel açıdan uyarıldığında kan hızla bu dokulara dolar. Mantar
biçimindeki dokular kanı çabucak emerler ve şişerler. Penisin
sertleşme olayı da buna bağlıdır. Sertleşme omurilikten gelen
sinirsel uyarılar aracılığıyla meydana gelen otomatik bir olaydır.
Sertleşmeye pek çok şey yol açabilir. Karşı cinse hiç
dokunulmaksızın bir koklama ya da görme de penisin sertleşmesini
sağlayabilir. Öte yandan, beyinden gelen mesajlar sertleşmeyi
engelleyebilir. Penisin başında çok duygun sinirler vardır.
Dölyatağının içindeki penisin sürtünmesi sonucunda baştaki
sinirlerin uyarıcı etkileri erkekte orgazmı sağlar.
Hayvanlarının çoğunun penisinde, os penis adı verilen bir kemik
(veya kıkırdak) bulunmasına rağmen, insanda böyle bir şeye
rastlanmaz. Hayvanlarda bu kemiğin işlevi, penisin sertliğini
sağlamaktır. Bütün etoburlar (köpekler, kediler, fokbalıkları,
ayılar), yarasalar ve maymunlarda bir os penis vardır. Buna
karşılık toynaklılarda (at ve inek gibi hayvanlar), kanguru gibi
keseli hayvanlarda ve balinalarda böyle bir kemik yoktur. İnsanda
koni biçiminde olan penis başı ( glans ) da çeşitli hayvan
türlerinde çok farklı biçimler almıştır. Bazı keselilerde olduğu
gibi iki parçalı veya çatallaşmış da olabilir, bütün diğer
memelilerdeki gibi tek parçalı da olabilir. Bazı maymun türlerinde
penis başı çok küçüktür. Buna karşılık insanda oldukça büyüktür ;
penisin toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır ve penisin en
duyarlı kısmıdır.
Orgazm aşamasına ulaşılmadan önce Cowper ve Littre Bezleri'nden
belirli ölçüde sıvı salgılanır. Bu sıvı penisin başını ıslatır ve
uyarıcı etkileri artırır. Sıvının bir başka önemli görevi de idrar
yolunda spermlere zararı dokunacak maddeleri işe yaramaz hale
sokarak spermin idrar yolundan geçişini sağlamaktır. Bundan sonra,
sinirsel uyarılar meni kanalı, meni bezleri ve prostat bezi
çevresindeki kasları harekete geçirirler. Bu hareketler bir pompa
işlevini görerek spermlerin ve öteki bezlerden gelen sıvıların
idrar yoluna boşalmasını sağlar. Penisin süngerimsi dokularının
çevresindeki bir dizi kasın kasılmasıyla birlikte meni idrar
yolunda ilerler ve dışarıya atılır. Bu arada kaslar idrar
torbasına giden kanalı kapatırlar. Böylece idrarın meniye
karışması önlenmiş olur.
Sünnet, yani penisin başındaki derinin alınması dünyanın en eski
adetlerinden birisidir. Özellikle Müslüman ülkelerde uygulanan
sünnet sağlık açısından yararlı bir işlemdir. Çünkü sünnetsiz
kişilerin sürekli yıkanmamaları durumunda, baş derisinin altında
smegma adı verilen bir salgı birikebilir. Görülen bir başka
durumda sünnetli kişilerde ya da eşlerinde penis ve rahim
kanserlerine çok az rastlanmasıdır. Bu elverişli durumların bir
sonucu olarak sünnet çeşitli ülkelerde giderek yaygınlaşan bir
olay haline gelmektedir. Sünnetli erkeklerin cinsel açıdan doyuma
daha çok ulaştıkları inancı ise yanlıştır. Bir görüş, açıkta kalan
penis başının bütün gün pantolona sürtünmesinin cinsel duyarlığı
azalttığı yolundadır. Bu yüzden erkekler orgazma ulaşmak için uzun
sürelere gereksinim duymaktadırlar. Ne var ki yapılan araştırmalar
sünnetli ve sünnetsiz kimseler arasında orgazma ulaşma açısından
bir fark olmadığını ortaya koymuştur.
Penisin boyutları üzerine pek çok yanlış kanı yaygındır. Kimi
erkekler penislerinin kısalığından dolayı çeşitli karmaşık ruhsal
durumlara girmektedirler. Oysa penisin büyüklüğü ya da
küçüklüğüyle cinsel ilişkide başarı arasında bir ilişki yoktur.
Penisin büyük olması kişinin "daha erkek" olmasını gerektirmez.
Cinsel ilişkide doyuma ulaşma penisin büyüklüğü ya da küçüklüğüyle
değil, cinsel teknikle ve esas olarak da psikolojik uyumla
ilgilidir.
Erkeğin sertleşme ve sperm üretme yeteneği, kadının menapoz
dönemini tamamlamasından çok sonra da devam eder.
ABD'de yapılmış bir araştırmaya göre, erkeklerin %90'ı ; 50 yaşına
geldiğinde sertleşme yeteneğini korumaktadır. Altmış yaşındayken
sertleşme yaşayabilenlerin oranı yüzde 80'in biraz üzerinde,
yetmiş yaşındakilerin oranı yüzde 70 ve seksen yaşındayken
sertleşme yeteneklerini sürdürenlerin oranı da yüzde 25'tir. Ancak
bu oranların orgazm yeteneğiyle doğrudan bir ilişkisi yoktur.
Kinsey ve çalışma arkadaşları tarafından yapılmış bu araştırmaya
göre, elli yaşındaki ABD'li erkekler ortalama haftada iki kez,
yetmiş yaşındakiler de bir kez orgazm yaşamaktadırlar.
http://www.kadinhastaliklarivedogum.com
|
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|