|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
ERKEKTE ORGAZM
Erkekte cinsel anlamdaki sertleşme olgusu, penisin normal
durumundan çıkarak, cinsel birleşmeye hazır duruma gelmesidir.
Uyarılmadığında, bacak arasındaki kuytu yerine çekilmiş,
ufalmıştır. Erbezleriyle birlikte bulunduğu yerde iyi korunmuş
olup, vücutla birlikte rahatça hareket edebilir. Ancak bu yumuşak
durumunda penisin dölyoluna girmesi olanaksızdır. Çünkü hem boyu
girmek için kısadır, hem de sert olmadığından dölyolu dudaklarını
ve duvarlarını aralayamaz. Erkekteki sertleşme evresi kadındaki
uyarılma evresine denk düşer. Cinsel ve fiziksel uyarılma ile
birlikte penise giden kan miktarı artar. Penisin üç ayrı
bölgesinde süngeri andıran bir doku bulunur. Bu bölgelerde zaten
var olan kan, yenisinin pompalanmasıyla iyice çoğalır ve süngersi
dokunun delikleri kanla dolup şişerek normal büyüklüklerinin iki
katından fazla irileşirler. Artan kan miktarı, bizzat penisin
sertleşmesine yol açar. Penisin pembe renkli başı da büyümüştür.
Kan miktarının artmasıyla penisdeki bazı damarlar kasıldığından
kanın penisten çıkıp vücuda geri gitmesi iyice güçleşir. Artık
sertleşme tam olarak gerçekleşmiştir. Bundan sonra eşler penisin
dölyoluna girebileceği bir duruş seçeceklerdir. Penis, vücutlar
arasında kalabilecek mesafeyi kapatacak kadar uzamıştır. Cinsel
birleşmenin başlamasıyla birlikte penis dölyolunun dış ve iç
dudaklarını ayırıp dölyolu ağzındaki kasları iter. Vulvaya
sertleşmiş penisin girmesi olgusuna "entromisyon" denir. Daha
büyük penislerin, daha büyük doyum ve zevk verdiği yolundaki
düşünce tamamen asılsızdır. Belki görsel olarak penis büyüklüğü
bazı kadınların beğenisini etkileyebilir. Ama cinsel olarak
dölyoluna girmiş bir penisin kaç santimetre olduğunu ayırt
edebilecek kadın sayısı ; çok azdır. Kaldı ki penisler arasındaki
büyüklük farkı sertleştiklerinde iyice azalır. Cinsel coşkunun en
üst noktası olan orgazmda erkek, çoğunlukla ani biçimde penisinden
meni akıtır. Buna boşalma denir. Cinsel birleşmeden önceki gün ve
saatlerde erbezlerinde üretilen sperm, bir takım borulardan
geçerek özel sperm keseciklerinde depolanır. Kesecik duvarların
ürettiği fazla sıvının sperme katılmasıyla meni oluşur. Cinsel
oyun sırasında, genel cinsel uyarılma ile birlikte temasla
uyarılması vücutta bazı yeni süreçlere yol açar. Keseciklerdeki
meni, penisi baştan başa kateden idrar yolunun en iç ucuna doğru
itilmektedir. Bu nedenle idrar yolu duvarları normalin 2-3 katı
şişerler; bu durumun duvarlarda yol açtığı gerilme, önemli bir
zevk kaynağıdır. Deneyli bir erkek bu evre boyunca kesinlikle
kontrolünü kaybetmez, doruğa yaklaşır ama bu zevkli aşamayı
uzatmak için duyumlarını bastırarak erteler. Ancak sonunda geriye
dönüşü olmayan bir noktaya gelinir ve işe artık refleksler el
koyar, yani iradenin kontrolü ortadan kalkar, olay otomatikleşir.
Reflekslerin hakim olmasıyla başlayan süreç programlanmıştır,
erkek bunu kesemez. Aniden penisin dip tarafındaki kas yapısının
tümünde bir kasılma dalgası gelişir. Fiziksel ve duygusal coşku
son safhadadır. Cinsellik üzerine yoğunlaşma giderek artar, penis
dölyolundan içeri ve yukarıya doğru itilip çekilerek kıvrakça
hareket ettirilir. Artık soluksuz bir acele vardır. Yine tamamen
refleks sonucu idrar yolunun etrafındaki kaslar ard arda 6 -7 kez
kasılırlar. Bu haz veren spazmlar, idrar yolundaki meniyi beyaz
damlalar veya ufak bir akıntı halinde dışarı fışkırtır. İşte bu
karışık haz duyumları, yükselip taşan sıcak meni, iç kasların sık
sık kasılması ve her şeyi kaplayan yoğun bir coşku duygusu, meni
boşalmasıyla tamamlanan orgazmı oluştururlar.
Boşalma için gereken süre çok farklı olabilir. Kontrolün zayıf
olduğu bir durumda, 30 saniye içinde bile gerçekleşebilen boşalma
olgusu, hünere veya coşku düzeyinin düşüklüğüne bağlı olarak
örneğin 30 dakika ertelenebilir de. Kuramsal olarak boşalmanın
istendiği kadar ertelenebileceği düşünülse bile, gerçekte, penisin
acısı ve hafifçe şişen erbezlerinin verdiği rahatsızlık cinsellik
seansını genellikle bir saate sınırlar. Akıtılan meni miktarı 2
ile 6 mililitre arasındadır. Bunu izleyen boşalmalarda miktar çok
daha az olur. Boşalma sonunda penis yavaş yavaş sertliğini
kaybederek eski yumuşak haline döner.
Bir erkek, ne sıklıkta yeni bir orgazma ulaşabilmelidir sorusu
geçersiz bir sorudur; çünkü bireyden bireye cevap farklı
olacaktır. Ayrıca bir erkeğin arka arkaya orgazma gelme yeteneği,
yaşı arttıkça düşme eğilimi gösterir. 1920'lerde ölen Amerikalı
gazeteci yazar Frank Harris'in bu konudaki şakacı sözleri gerçeği
çok iyi yansıtmaktadır. Harris, çocukken babasının ona önce basit
bir tüfek verdiğini söyler. Sonra bir çiftesi olur. Yetişkin bir
adam olduğundaysa, bir makineli tüfek kullanır. Oysa cinsel
yetenek açısından durumunun bunun tam tersi olduğunu söyler.
Harris, delikanlıyken makineli tüfek gibidir. Ama yıllar içinde
bir tek atımlık tüfek olmuştur. Biraz garip bir dille anlatılmış
olmakla birlikte Frank Harris'in söyledikleri gerçeği
yansıtmaktadır. Dr. Alfred Kinsey, "Sexual Behaviour in the Human
Male" adlı raporunda 15 yaşındaki erkeklerin % 20 kadarının arka
arkaya orgazma geldiklerini, bu oranın 25 yaştakiler için % l0'dan
daha az olduğunu, 40 yaşındakiler için % 5'in de altına düştüğünü
bildirmektedir. Yine Kinsey'in raporuna göre; ortalama bir erkeğin
bir hafta içinde ulaştığı orgazm sayısı 2,5 dolayındadır. Bu sayı,
bireyden bireye değiştiği gibi, doğal olarak yaşları genç olan
erkekler için daha yüksektir. Yetişkin erkeklerin ancak % 8'i,
haftanın her gecesi sevişme eğilimindedir; oysa tüm erkeklerin %
15 kadarı iki haftada bir kez orgazma ulaşmaktadır.
Erkek Orgazmı Farklı Mıdır ?
Masters ve Johnson'un kadınlarda birkaç farklı orgazm kalıbı
bulunduğu, buna karşılık erkeklerde yalnızca tek tip orgazm
görüldüğü yolundaki tezi genellikle kabul görmüştür. Ancak bugün,
bunun geçerli olmadığı yolundaki görüşler vardır. Bazen boşalmadan
önceki coşkulanma o kadar yoğun olabilir ki, adeta uzunca bir
orgazm gibidir; bu durumda bizzat boşalma, sürece herhangi bir şey
eklemediği gibi artık doruğu değil, doruktan inişi oluşturur.
Bundan başka erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi çoklu orgazma
rastlandığı iddia edilmektedir. Erkek, arka arkaya ılımlı
orgazmları andıran doruk noktaları yaşamakta ve ancak bunların
sonuncusunda boşalmaktadır. Erkekler için geçerli olduğu öne
sürülen bir başka orgazm kalıbı da, boşalımın bitmesinden sonra
bile kesilmeyen sürekli havsala kasılmalarıdır. Bu kasılmalarla
birlikte duyulan yoğun haz, bazen boşalma sırasında duyulan haza
eşit kıvamda olabilmektedir.
Sık sık eşanlamlı olarak kullandıkları halde, boşalma ve orgazmın
iki ayrı olgu olarak ele alınmasının yararlı olduğu kabul edilir.
Boşalma, meninin penisten fışkırmasını içeren fiziksel sürecin
adıdır. Oysa orgazm, insanın hissettiğidir. Genellikle ikisi
birlikte gerçekleşir, yani insan bir yandan boşalırken bir yandan
da müthiş yoğun bir hazza kapılır. Ancak bunlardan herhangi biri,
diğeri olmaksızın da gerçekleşebilir. Bir erkek boşalmadan da
orgazmlar yaşayabilir. Bazı erkekler kendilerini buna
alıştırmışlar ve kadınlarda olduğu gibi çoklu orgazmlar
yaşayabilmektedirler. Bazıları ise boşalmadan çok önce, çok yüksek
duygusal doruklara ulaşabildiklerini bildirmişlerdir. Bu kişiler
orgazmın ancak kasılmalarla gerçekleştiği şeklinde alışılagelmiş
tanımı aşabilseler, bu duygusal dorukları da orgazm olarak
niteleyeceklerini söylemişlerdir. Erkeğin boşaldığı, yani meni
fışkırttığı, ama duygu düzeyinde pek bir hareket olmadığı
durumlara daha çok rastlanmaktadır. Eğer bir insanın başına bu
olay pek sık gelmiyorsa, bir sorun yok demektir. Ancak
orgazmlarını güçlendirmek için uzmanlara başvuran erkeklerin
sayısı çok az değildir. Doyum duygusunu arttırabilecek en temel
adım, yaşanan cinsel ilişkiye tam anlamıyla katılmaktır. Pek çok
insan, yaptığı işin beğenilip beğenilmeyeceğini ya da eşinin
tatmin olup olmadığını düşünmekten kendi duyumlarına dikkatini
veremez. Oysa bu yapıldığı takdirde alınacak haz kesinlikle
artacaktır. Sevişme sırasında erkeklerin kendilerine uyguladıkları
kontrolün biraz gevşemesi de doyum duygusunu güçlendirici bir etki
yapabilir. Hareket, soluma ve seslerini kısıtlayarak, pek çok
erkek orgazmdan alacakları hazzı da sınırlamaktadır. Kasılarak,
boşalma işlemini gerçekleştiren adaleleri güçlendirmek de orgazm
sırasındaki duyumları daha yoğun olarak algılamaya yardımcı
olabilir. Aslında Dr. Kegel tarafından kadınlar için geliştirilmiş
olan bazı hareketlerin erkekler için de uygulanması mümkündür; bu
şekilde kaslar güçleneceği gibi penis civarındaki kan dolaşımı da
düzenlenecektir. Sertleşmenin, artan kan akımı ile gerçekleştiği
düşünülürse, bu hareketlerin sağlayabileceği yarar da daha kolay
anlaşılabilir.
Erkekler de farklı orgazmlar yaşayabilirler. Bazı orgazm türleri
ancak "nöbete kapılma" olarak tasvir edilebilir. Ama orgazmın, haz
duyumuna verilen yoğun bir tepki olduğu düşünülürse, bunda
yadırganacak bir yan olmadığı hemen ortaya çıkar. Dr.Kinsey'e göre
erkeklerin % 20'sinin ılımlı bir orgazmı olmaktadır; penisteki
nabız atışı anormal güçlü değildir ve fışkırma yerine damlama söz
konusudur. Erkeklerin % 45'i orgazmda kaskatı kesilir, bir ya da
iki ayağında birden, ağzında, kollarında veya vücudunun başka
noktalarında seyirme görülür.
Erkeklerin % 17 kadarının bacak kasları düğümlenir, ani seyirmeler,
göz dalmaları ve penisin şiddetle sıçraması gözlemlenir. Yüzde 5
kadarı adeta "çılgınlaşır", konuşmak ve gülmek de dahil olmak
üzere değişik tepkiler verir, geri kalan yüzde ise, "aşırı
titreme, çökme, beniz atması ve bazen bayılma" gibi tepkiler
gösterirler. Bazıları boşalmadan sonra hareket devam edecek olursa
müthiş acı çeker ve bağırabilirler.
http://www.kadinhastaliklarivedogum.com
|
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|