|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
EVLİLİK VE EVLİLİK SORUNLARI
Evlilik aslında birbirinden farklı iki insanın paylaşmaya
başladığı yeni bir hayat dönemi olarak değerlendirilir. İnsan
hayatındaki her değişim strese sebep olur ancak evlilik gibi köklü
değişimlerin yeri daha bir farklı olmaktadır. Şöyle düşünün
kültürel olarak aile yaşantısı olarak birbirinden farklı iki
kişinin aynı evi aynı zaman ve mekanı paylaşmaya başlamaları
hayatınızda ne kadar radikal bir değişimdir.
Hele birde eşinizle öncesinde tam tanışmadığınızı düşünün. Belki
de hep güzel saatleri paylaştınız ve birbirinize göstermek
istediğiniz yüzünüzü gösterdiniz. Gülünecek neşeli anları
paylaştınız. Ancak artık evlisiniz ve iki kişilik düşünmek
zorundasınız.
Bu durumda kendinizi kısıtlanmış gibi hissetmeniz gayet doğaldır.
Karşı tarafın da aynı duyguları paylaştığını unutmayın. Bunu böyle
düşündüğünüzde karşılıklı anlayışla bazı sorunların üstesinden
gelebilirsiniz.
Her iki zaman içerisinde çözülecektir. Ancak bunun yanında yeni
yaşamınızda sorunlar ortaya çıkabilir.
TİPİK EVLİLİK SORUNLARI:
İletişim kuramama ve uzlaşmada güçlük: Bu problem gerçektende
çiftler arasında oldukça sık görülür. Çiftler ya tartışmaz
(“nasılsa bir şey değişmiyor”) ya da tartışır ancak uzlaşamaz.
Genellikle herkes kendi söylemek istediğini söyler ancak karşı
tarafı gerçekten dinlemez. Tartışamayan çiftler için durum daha
kötüdür. Çünkü tartışmanın yerini akıl okuma almıştır(örnek:
Kadın:Artık bana hiç dokunmuyor. Muhtemelen beni sevmiyor acaba
bir başkası mı var? Erkek: Dokunursam gene seks istediğimi
düşünecek ve beni reddedecek ben en iyisi televizyon seyredeyim.
Kadın: Şimdide televizyonu açtı bu kesin beni sevmiyor, yüzsüzlük
etmeyim gidip yatayım. Erkek: Bu saatte yatılır mı, bu kadının
bana hiç tahammülü yok.)
Aldatma (sadakatsizlik): Burada bahsedilen çiftlerden
birinin ya da her ikisinin böyle bir deneyim yaşadıktan sonra
evliliği sürdürmek zorunda kalması ya da evliliği sürdürmek
istemesi durumunda yaşanacaklardır. En sık iki soru; “bu şartlarda
gerçekten devam etmeli miyiz?” beni hala aldatıyor mu?
Kaynana sorunu:
Burada asıl sorun çiftlerin kendi aile düzenlerine sınır çizememiş
olmasıdır. Böyle bir sorunu batılı literatürde bulmak çok güçtür.
Ancak bizler bu sorundan kaynaklanan soruna her gün tahmin
edemeyeceğiniz sıklıkta rastlıyoruz.
Bilinen Tipik sorunlar:
Kaynanamla altlı üstlü oturuyoruz. Her şeyimize karışıyor.
Kocam sürekli onlarda yemek yemek istiyor.
Kocam sürekli onlara harcıyor bizle ilgilenmiyor.
Her hafta sonumuzu her tatilimizi onlarla geçirmek istiyor.
Yukarıda bahsedilen sorunlar çoğunlukla evlilikle ilgili ciddi
sorunlara neden olabiliyor. Kaynanasıyla rekabet halinde ki bir
kadın kocasından bu durumun acısını farklı dolaylı yollarla
çıkarmaya (yatakta isteksizlik, farklı önemsiz konulara öfkelenme
gibi ) çalışıyor. Bunu da yapamazsa öfkesini ya çocuklarından
(dayak vs) ya da kendisinden çıkarıyor olabilir (baş ağrısı,boyun,
bel ağrısı, konversif bayılmalar vs).
Yeni yaşamınızda değişen bir şey de artık düzenli bir cinsel
yaşamın başlaması. Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir
çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerini eşleri ile yaşamaktadırlar.
Daha önce yaptığım bir araştırmada erkeklerin % 40'ı ilk
deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdikleri görülmüş. Bu
oran kadınlarda daha da yüksek çıkmıştır.
Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte
yanlış bilmeleri nedeniyle bazı cinsel sorunlar da karşımıza
çıkmaktadır.
En sık, evliliğin ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama
karşımıza çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi
vardır. Kapıda birileri sizden haber beklerken sınavdaki bir genç
gibi performans kaygısı yaşayan ve cinsel organında sertleşme
sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça karşılaşmaktayız.
Bazen de cinsel ilişkide yaşayacağını sandığı için kendini aşırı
kasan ve bu nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da
karşılaşmıyor değiliz. İlişkiye müsaade etmeyecek kadar vajina
kaslarında kasılma ile giden duruma ise vaginismus diyoruz.
Bu ve buna benzer cinsel içerikli aksaklıklar evlilikte eşleri
dışa yöneltmekte yani sadakatsizliğe itmektedir. Sevgiyi ve ilgiyi
dışarıda arayan eşler bunu bazen zina bazen de duygusal olarak
aldatmaya çevirmektedir. İstatistiklere göre evli erkeklerin %35 i
eşlerini aldatmaktadır. Bu oran kadınlarda biraz daha az olmakla
birlikte azımsanacak bir rakamda değildir. Bu tür dışa açılımlar
eşler arasındaki bağı azaltmakta, birlikteliği zorunluluğa
çevirmektedir. Sadece eşe değil çocuklara olan ilgide azalır.
Özellikle duygusal aldatmalarda eşlerin yaptığı her şey göze
batar, bir beğeni eksikliği ortaya çıkarır ki buda kavgayı
kaçınılmaz kılar.
Evlilik sorunlarının başında ülkemizde özellikle ekonomik sorunlar
gelmektedir. Ekonomik olarak zayıf olan evliliklerde sorun çıkma
yada sorun yaratma olasılığı ekonomik yönden güçlü bir evliliğe
göre daha fazladır. Maddi olarak sıkışan çiftler bir savunma
mekanizması olarak saldırganlıklarını birbirlerine yöneltirler.
Böylece eşler arasında gerginlik ve sürekli birbirlerine
güvensizlik ve suçlamalar yaparlar. Buda evliliğin geleceğini
tehlikeye düşürür.
Evlilik içinde çok çeşitli varyasyonlarda sorunlar
çıkabilmektedir. Bunda en büyük sebep sevgi azlığı, kurum içi
demokrasi ve saygı azlığı, eşlerin depresif düşünce modu,
anlaşamamazlık, çocuk sorunları, ailelerin baskısı gibi
çeşitlilikler gösterebilmektedir. Bunlarda özellikle tarafların
aileleri birçok soruna neden olabilmektedir. Öyle ki ülkemizde
gelin-kaynana sürtüşmesi yıllardan beri bir sorun yumağı olmuş
sonu ölümlere varan birçok anlaşmazlık çıkarabilmiştir.
Evlilik sorunlarında diğer önemli bir nedense eşlerden birinin
özellikle erkeğin alkol ve kumar alışkanlığıdır. Bu durumda kadın
mağdur durumlara düşmekte ve evliliğe sorunlar silsilesi
oluşturmaktadır. Ancak kronik bir alkol yatkınlığı yoksa erkeğin
alkole yönelmesi de yine evlilik içi bir sorundur.
Aile içi şiddet, eşe ve çocuklara uygulanması açısından büyük önem
taşımaktadır. Yine aile içi ensest ilişkiler, çocuk istismarları
evlilik sorunlarının en kirli yüzüdür.
Genellikle evlenirken kurdukları hayaller ve hayat beklentilerini
evlilikte gerçekleştiremeyen insanların evlilik yaşamları sürekli
olarak sorunlu geçer ve sonu büyük olasılıkla boşanmayla biter.
Evlenmeden önceki duygusal hazırlık süresinde birbirlerini iyice
tanımadan evlenen çiftler anlaşamama gibi bir sorunla karşı
karşıya kalırlar. Evlendikten sonra iki kişilik düşünmek zorunda
kalan eşelere ağır gelen bu durum kişinin kaçınma-yaklaşma
anksiyetesi yaşamasına neden olur. Özellikle özgürlüklerin
kısıtlanması kişide içten içe bir öfke ve isyan oluşturur. Eğer
eşe duyulan sevgi bu öfke ve isyandan aşağıda kalırsa evlilikte
sorunlar baş göstermeye başlar. Bu durumdan kurtulmanın en iyi
yolu eşler arası açıklık, doğruluk ve yalınlıktır. Sorunlarını
açıkça ve objektif olarak paylaşan çiftler bu sorunları çok rahat
aşarlar. Ancak evlilik içinde eğer demokratik bir ortam ve kişisel
haklara saygı yoksa zaten bu paylaşımın oranı oldukça düşmektedir.
Buda çözümlenemeyen sorunlar anlamına gelmektedir.
Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de
çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla
karşımıza çıkmaktadır. Eğer bir iletişim sorununu kendiniz
çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan
çekinmemelisiniz.
Kaynak:
www.sosyalhizmetuzmani.org
|
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|