|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
EVLİLİK
Geçenlerde arka arkaya tamamen tesadüfen evlilikte mutluluk ve
kadınların yapması gerekenler üzerine birkaç yazı okudum. Baştan
söylüyorum hiç hoşuma gitmedi. Ben de oturdum düşündüm: Şimdi bu
yazılara göre biz ölmüşüz de haberimiz yokmuş.– biz burada kadın
milletini temsil ediyor-.
Efenim öncelikle tüm zamanların en büyük klasiği ile başlamak
istiyorum! Eşe kahvaltı hazırlamak! Hazırlamayın efenim. Erkek
dediğimiz şeyin de bizim gibi iki eli, iki ayağı, bir beyni ve aç
olup olmadığını anlamasına yarayacak vücut sıvıları var. Madem
sabah kahvaltısı yapmak istiyor. Kalksın kendisi hazırlasın.
Neden? Nedeni çok basit hanımlar-beyler, bir insanın kendi
ihtiyaçlarını tek başına karşılama meziyeti ile yetişkin insan
kavramı arasında doğrudan bir ilişki vardır: Erkek dediğimiz şey
oğlumuz değildir. Ona bakmakla yükümlü filan da değiliz. Sabah
erken kalkmayı sevmiyorsanız- ki bu insani bir huydur- kalkmayın.
İnsanların kendini zorlayarak ve değiştirerek başkalarını mutlu
ettiği sistem; anne-çocuk ilişkisine ait bir ritüeldir. Bunu başka
alanlara uygulamaya kalkmayınız.
…
Gelelim şu bakımlı olma meselesine. Buradaki iki yüzlülük tarihin
en önemli iki yüzlülüklerinden birisidir kanımca. Her şeyden önce
siz bakımlı ve güzel olmak istiyorsanız olunuz. Eşiniz de güzel ve
bakımlı olmak istiyorsa olsun- karışmayınız. Kıyafet seçimi- duş
jeli vb. konularda gerekli bilgileri verip, onların doğru
alışveriş yapmalarını sağlamak; karışmak anlamına gelmiyormuş gibi
düşünün. Bütün gün işyerinde çalışıp, akşam eve geldiğinizde,
doğruca mutfağa koşup, çorbası salatası, sebzesi şeklinde bir mönü
hazırlama gayretine girmeyin. Boşuna uğraşmayın! Birincisi eminim
sizin de eşinizin de vermesi gereken birkaç kilo vardır. O arada
onları verin. Ne diyor Çin atasözü; akşam yemeğini düşmanınıza
verin! Kocanızı ve kendinizi seviyorsanız, akşam yemeğinde ton
balıklı salata yiyin, geçsin gitsin! İlla acıkırsa gitsin mutfağa
canının istediğini yesin. Bunu engellemeye çalışmayın! Ama siz
sevgili kocanıza bu kötülüğü yapmayınız. Açıklamanız, ona olan
biricik sevginiz olsun. Buna yürekten inanın ve sonsuza dek
uygulayın. 1 yılın sonunda salata yemeği öğrenmiş, fazla
kilolarından biraz olsun kurtulmuş ve diğer erkeklere göre daha az
göbekli bir erkeğiniz olmuş olur– ki göbeksiz erkek cidden önemli
bir değerdir arkadaşlar!
…
Çamaşır ve bulaşık ve ütü konusunda gerekli iş bölümünü yapmaktan
çekinmeyin. Eğer ütülenecek tek bir şeyiniz bile yoksa, ütü
yapmaya girişmeyin! Her gün gömlek giyen ve bu anlamda her hafta 5
gömlek ütülemek zorunda olan erkeklere geçmiş olsun! Bunu kendi
kendine yapmasını sağlayın. Bir gün işe ütüsüz gömlekle gitsin,
kıyamet kopmaz. Dilerse kendisi için ütü yapacak bir kuru
temizlemeci bulsun. Dilerse eve gelen temizlikçiye bir iki kuruş
verip, ütüsünü yaptırsın. Ne halt ederse etsin! Dilensin
yalvarsın! Ağlasın bağırsın kızsın. İstifinizi bozmayınız!
Gülümseyip, kafanızı çevirin. Bu konuda vereceğiniz en ufak bir
taviz, hayatınızın sonuna kadar ütüye yapışık gezmenize sebep
olacaktır. Bunu unutmayınız! Nasılsa kızınızın, oğlunuzun ve
kendinizin ütülerini siz yapacaksınız. Dolayısıyla sadece kendi
gömleklerini ütüledi diye erkeğinizin herhangi bir yerinde
herhangi bir eksilme olmaz, endişe etmeyiniz!
…
Elektrikli aletlerin çoğunluğuna meraklı olduğu söylenen
erkeklerin iş söz konusu aletleri kullanmaya gelince ortaya çıkan
beceriksizliklerine inanmayın. Gerekirse çamaşır makinesi bozulsun
ama kendi çamaşırlarını yıkayabileceğini ona gösterin! Bu ne
demek, ben ne anlarım şeklindeki oyunlara boşu boşuna kurban
gitmeyin! Moda ve erkek kurtarıcısı olan, bozulan ampulü
değiştirme, conta yenileme vs. gibi neredeyse 10 yaşında
çocukların yapabileceği ve yılda bir yahut iki kere olabilecek
işler ile haftada 2 gün çalıştırılan çamaşır makinesine yönelik
işleri bir tutmaya kalktığında; onun işlerine derhal talip olunuz!
Erkeksen gel de bu ay çamaşır makinesini sen kullan, ben 1 yıl
boyunca tüm diğer işleri yapmaya talibim, deyin. Sonuna kadar
şartları zorlayın.
Öyle evliliğin ilk aylarında her kadına bulaşan Türk filmlerinden
çıkmış mükemmel kadın pozları ile bir yere varamazsınız. Bu yola
hiç girmeyin. Girdiyseniz çıkın. Ne oldu derse, şaka yaptım diyin
geçin! Böyle bir insanın yeryüzünde olmadığına ona inandırın.
Kendi annesini örnek olarak vermeğe kalkarsa, ona geçmişini
hatırlatın! Babasının annesine haksızlık ettiğini düşündüğü anları
hatırlamasını sağlayın. Zayıf yerinden vurun, acımayın!
..
Türk filmlerine özenen ve bunu uzun yıllar yapmış propagandacı-
kendi çektiği sıkıntıların dünyanın genel kuralı olduğuna inanarak
ömrünü tüketmiş – başka türlüsünü kurgulamamış kadın
arkadaşlarınızdan derhal ayrılın. Onların en büyük amacı dünyaya
gelen her kadının kendileri kadar eziyet çekmesini sağlamaktır. Bu
numarayı yemeyin. Onlar, yaptıkları ve yapmadıkları seçimlerle
hayatlarını heba etmiş olanlardır. Kendi kaderlerine katlanabilmek
için her kadının bunları yapmasının Allah’ın emri gibi kesin
olduğunu ölümüne savunurlar. Boş verin! Kaale bile almayın!
…
Tüm kadınların doğuştan ana olduğu yolundaki saçma yargıları bir
kenara bırakın. Dünya üstünde bir sürü insan var. Sizin
doğuracağınız da üç aşağı beş yukarı size benzer bir şey olacak.
Çektiklerinizi düşünün ve bırakın! Hayatınızı otuzunda gelmeden
bitirmek istemiyorsanız çocuk mocuk yapmayın. İlla yapacaksanız
mümkün olduğunca erteleyin.
..
Gelelim şu naneli meseleye. Bütün kadın dergilerine göre biz
kadınların manyak seksi, yatakta harikalar yaratan muhteşem
kadınlar olmamız gerekiyor. Bu klişeler ile ömür geçmez. Kocanız
pijaması – eşofmanı ile etrafta dolaşırken, tüllü ponponlu donlar
giyip kendinizi komik duruma düşürmeyin. Erkeğiniz istese bile,
bunu yapmayın! Neden mi? Tarih varolduğundan beri varolan bu saçma
süslenme merakımıza sürekli karışan ama iş “iş”e gelince yolun
yarısında uyuklayan, sorsan dünyayı getirip götürmüşlüğü olan
erkeklerimizin standart sıkıcı ritimlerini dünyanın en olağan üstü
yaratığı ile birlikteymişçesine yüceltmenin bir anlamı yok. Ne
kadar ekmek o kadar köfte ! Kural bu kadar basittir. Sizinle
birlikte olmak için emek harcamayan ve bunu doğal bir parçası gibi
yapan erkeğinize haddini bildirmenizin vakti geldi de geçiyor
bile. Zaten şu dünyada tek keyfimiz orgazm, onu başarmadığı sürece
bir erkeğe erkek demek gereksiz bir tanımlama çabasına girmek
olur, unutmayın.
…
Gelelim kıyafet mevzuuna. Eğer siz ona sürekli bu kıyafet bana
yakıştı mı, yok şuram çıktı mı buram çıktı mı diye soracak
olursanız, alacağınız cevaplara da hiç boşuna kızmamalısınız. Ya
kendi göz zevkinize güveneceksiniz yahut eziyet çekeceksiniz.
Merak etmeyin, yeterince güzelse onun da dikkatini çekecektir.
Eteklerin boyu meselesinde gerçekçi olun. Uçmayın. Önce kısa etek
giyip, ötenizi berinizi çekiştirip, kendinizi küçük duruma
düşürmeyin. Yok ila giyecekseniz risk almayı bileceksiniz. Hayat
bazen seçimler yaptırır insana. Demem o ki yetişkin insana. Bunu
kabulleneceksiniz. Ay çok kilo aldım diye ağlamayın- ya diyet
yapın ya yiyin. Seçimlerinize de sonuçlarına da katlanın. Ağlayan
olmayın.
…
Bir şeyi bin yüz elli kere sormaktan vazgeçin. Gidip yakıştığını
düşüyorsanız alın. Yok düşünmüyorsanız almayın. Bu sizin
seçiminiz. Ondan onay alıp kendinizi aklamaya çalışmayın. Sizi
sürekli bir yerlere taşımak zorunda değiller. Çünkü erkek milleti
dünyaya bize şoförlük yapsınlar diye gönderilmediler. Bunu
isterseniz, karşılığında bir şeyler vermeyi kabul edin. Unutmayın!
Eğer siz ondan klasik bir kadın gibi saçma şeyler isterseniz, o da
sizden erkekçe şeyler isteyecektir.
…
Ben futbolu acayip servim ama diyelim ki sevmiyorsunuz- size
dünyanın en aptal şeyi gibi geliyor. Merak etmeyin izlediğiniz
çoğu dizi de erkeklere aptalca geliyor. Gerilmeyin, eve küçük bir
televizyon daha alın ve bu sorunu net olarak çözün- İnsanların
sürekli stres altında gezdiği bir alemde yaşıyoruz artık. O maçını
izleyip sövüp saysın, siz kendinizce ağlayıp rahatlayın. Bu da
sevişmek kadar gereklidir insan için.
…
Siz onun anasından hoşlanmıyorsanız yahut babasından! Onun da
sizinkilerden hoşlanmama hakkı vardır. Adil olun! Ananız fazlaca
karışkan bir tipse ve eşiniz söyleniyorsa haklısın diyin.
Kızılacak şeyler yapar aileler ve bunun kimden olduğu önemli
değil.
…
Farklı şeylerden hoşlanıyorsanız hoşlanıyorsunuzdur. Sırnaşmayın.
Sırnaştırmayın. Bazen hepimiz gıcık olabiliriz kendimize bile.
Eşinize- hiç sebepsiz gıcık olma hakkınız olduğunu düşünüyorsanız-
onun da vardır. Siz yapınca iyi mi? Değil. Kim yapsa kötü. Ama
kötülük bizimle hep ve bu hep böyle olacak.
…
Erkek milletini anlamaya çalışmayın. Beyhude bir çaba olur.
Trafikteki saçmalıkları, maç sırasındaki coşkuları, ananı diyen
tüm küfürleri nedense acayip kaale alışları, horozlanarak
rahatlamayı sevmeleri, kaba ve kalabalık olmaları vs. Onları
anlamaya çalışmayın. Kendinizce onlara daha derin anlamalar
yüklemeye çalışmayın. Seks konusunda takdire şayan özgüvenleri ve
kronometre ile ölçülebilir başarıları(!), mazeretleri ve yeniden
mazeretleri, anneleri ve başkalarının anneleri, büyük meme
takıntıları, küçük ayak takıntıları, sıkı kalça özlemleri, geniş
bedenleri, yağlı gövdeleri, ayarsız ağızları, porno merakları,
yeniden porno merakları ve yeniden porno merakları, patronları ve
araba hastalıkları, cep telefonu manyaklıkları, yeniden porno
merakları, yeniden araba hastalıkları ve kadın şoförlere
hastalıkları… Onları anlamaya çalışmayın. Beyhude bir çaba olur!
Kendi sevgililerinin/eşlerinin mazbut kadın, kendilerinin elli
yaşında kazanova olacağına dair hayalleri, para ile birlikte
oldukları kadınları bile övgüyle anlatmaya yeltenmeleri, bunun bir
alışveriş değil de kendi arzuları olduğuna yönelik sapkın
anlayışları, kendilerini bu nedenle marifetli adledmeleri … Boşuna
uğraşmayın?
Televizyon dizilerindeki aşık ve şapşal erkekler güzel ama hiç
boşuna hayal kurmayın. Siz öyle sevmediniz ki öyle sevilesiniz.
Dünyada bu tür şeyler oluyorsa da sınırlı sayıda üretilip
tüketiliyor. Endişelenmeyin! Azınlıkta değil çoğunluktasınız! Adil
olun!
..
Selilüt denen şeyin kötü bir görüntü oluşturduğunu söyleyen tüm
reklamları unutun! Dünyada böyle bir tür yoktur. Erkeğiniz
selilütten hoşlanmıyorsa- ve karnı boğum boğum kaslı değilse-
iddiaya girin! Sen bunları şu hale getir ben de selilütlerimi
bırakıyım deyin. Siz belki ama o asla. Unutmayın!
…
Romantizm illa kırmızı şarap, mum ve siyah bir elbise demek
değildir. O bir reklamdır. Vapur ince ince süzülerek boğazı
geçerken, faturalarınızı düşünmeniz suç değildir. İtiraf edin,
gitsin. Ay ne güzel şeklinde sululaşmayın! Ay ne soğuksun diye
kudurmayın! Boşuna uğraşmayın! Rasyonel gerçeklik bir kılıç kadar
keskindir çoğu kez. Kim ne isterse o zaman hislerine yoğunlaşsın!
Siz duygusallaştınız diye onun da duygusallaşmasını beklemeyin.
Aksi takdirde şampiyonluk yarışı- farklı skor vb. konularda da
aynı şekilde duygusallaşmalısınız. Yapamıyorsanız suçlamayın!
..
İki yetişkinsiniz
İki yetişkin gibi davranın. Ona yetişkin gibi davranın. Kendinize
yetişkin gibi muamele edilmesini sağlayın. Onların istekleri
sonsuz, sizinkiler gibi.
..
Ha! Korunmak(bu da ne demekse? sanırsın hepisi rambo.) ve bu
şekilde mızıldanmak hoşunuza gidiyorsa, derhal eve gidin ve yemek
yapmaya başlayın. Size diyecek bir şeyim yok. Ancak iki insan
birlikte olabilir. İki yetişkin birbirini sevebilir – saygı
duyabilir. Önemser, değerler. Aksi takdirde bir salon oyuncağı
gibi bildik bir senaryonun daha teknolojik versiyonunda başrol
oynarsınız. Yıllar sonra üzülmek istemiyorsanız, dediklerimi
yapın.
…
Erkeklerin bir başka takıntısı da kadınların erkeklerden
konuşmasıdır. Kendilerinin her an bu konu hakkında geyik çevirme
hakları varken sizin olmaması insani değil. Cillop bir çocuğa
bakıp iç geçiriyorsanız öyle olsun! Boşuna horozlanmasın! Kendi
baktıklarından birine saysın. Sizinkisi pek masum kalacaktır
sonunda. Bunu olağan bir dille açıklayın: güzele bakmak sevaptır
aşkım, sevap artırıyorum diyin.
Kredi kartlarınız ya sizin olsun ya da onun
İkisini birbirine karıştırmayın. Kudurmayın ki kudurmasın. Ama
illa bir saçmalık yaptıysanız bedelini ödeyin. O yapınca da
ödetin.
Mükemmel olmayın
Güzel olmayın
Adil olmayın
…
Bildiğiniz gibi olun. Hani şu hepimizin en iyi kendini bildiği
gibi olun! Bakın bakalım neler oluyor?
..
Mutfakta yemek hazırlamak için soktuğunuz adam, stratejik bir
akılla mutfağın altını üstüne getirirse, temizlemesini sağlayın!
Kendinizi yenin ve orada öyle bir dağınıklık yokmuş gibi davranın.
Evin temizliği sadece sizi ilgilendirmeye başladı ise,
temizlememeye başlayın. Ya burası çok dağınık derse, yoo diyin
kafanızı çevirin! O bir şeyleri toparlamaya gayret etsin. Sadece
kendi çamaşırlarınızı katlayın. Onunkileri -üniversite yıllarında
olduğu gibi- yatağın üstüne bırakın- yatarken onun tarafında
kalsın, ister yere atsın, ister dolaba tıksın. Umursamayın. Evin
kölesi olmayı seçmek dışında seçenekleriniz var. Unutmayın. En
eski numaralarını bize hala yedirdiklerini anlamaya çalışın. Siz
değişmeden onun değişmesini beklemeyin.
Temiz bir kadın olmakla falan övünmeyin. Ben çok titizimdir
şeklindeki manyaklıklara prim vermeyin. Gerek yok diyin, geçin
gitsin. Yani camların size bakan yanı, kapılar, evin içindeki
tozlar falan… Bitmez ve o bunlardan hiç rahatsız olmuyor.
Kendinizi biraz pisliğe alıştırın. O da belki biraz olsun
temizliği özler. Siz yaptıkça ona asla sıra gelmeyecek. Ben olsam
ben de yapmazdım! O kadar! Her şeyi binlerce kez gözden
geçirmeyin. Sizi eleştirmesine izin verin ama aynı anda
eleştirmeyi unutmayın! Bu konuda açık olun. Katlanamayacağınız bir
eleştiriye katlanamayacağı bir eleştiri ile karşılık verin. Ve
bundan hoşnutsuz olursa- aynı şeyi sizinde hissettiğinizi
söyleyin. Bunu karşılık olarak değil, ne hissettiğinizi
anlatabilmek için yaptığınız söyleyin- gülümseyip geçin!
…
Mükemmel değil azıcık mantıklı olun!
Eve köle değil sahip olun
Ona sahip değil arkadaş olun!
Olsun bitsin!
…
Herkes hakkettiği muamele ile karşılaşır bu hayatta üç aşağı beş
yukarı.
Önce klasik mükemmel kadın olacağım diye göbeğiniz çatlatırsanız
olacağı budur
Bırakın rahatlayın!
…
Elime mi yapışır zihniyetindeki tüm kadın türevlerine
sesleniyorum. Şerefsizim yapışır. Hayat o kadar anlık ki hayat o
kadar basit ki, yeniden ve yeniden üzerinde düşünmek zorundasınız.
Ev temizliği, ev işleri, ayak işleri, zart işleri, zurt işleri
diye kendinizi heba edip, işe gidip gelip, arada çocuk bakıp,
yeniden çocuk doğurup, sıkça diyet yapıp, ütülerine, çamaşırlarına
her bir şeylerine özenip, altına yatıp, üstüne çıkıp, idare etmeye
çalışmakla bir ömür geçmez! Unutmayın!
…
Kendinizi yanlış kurgulamayın!
…
DÜŞGE
http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=45217
|
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|