|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
KADIN VE ERKEKTE PSİKOLOJİK FARKLILIKLARIN ANALİZİ
Psikolojik Farklılıklarda Genel Ölçütler
İnsanlar bazan hayatın tatlarını ellerinin tersiyle itebilirler.
Daha iyi bir dünyayı hak ettikleri halde zaman zaman savaşmak
zorunda kalmaktadırlar. Sözlerini geçirmek için savaşmak zorunda
duygusu taşımak kronik gerilim demektir. Her iki tarafında
kaybettiği iletişimde kazan-kazan sistemini uygulamak mümkün
müdür? Kaybedeni olmayan bir ilişkide ilk temel adım karşı tarafın
psikolojik ihtiyaçlarını, beklentilerini anlamak ve tanımaktır.
Bir kimsenin herkesi kendisi gibi bilmesi kadar saflık yoktur. Her
insan farklı kişilik örüntüsüne sahiptir. Meslek hayatımızda elli
yıl aynı yastığa baş koyduktan sonra birbirilerinin yeni huylarını
keşfettiklerini söyleyen pek çok çifte rastlarız.
Düşünce Tarzları (Cognitive Style): Her insanın
çocukluğunda beyninin derinliklerine yazılmış hayat senaryoları
vardır. Kişi ileri yaşlarda bu senaryoları oynar. Ancak yeni
roller ortaya çıktığında senaryoyu yeniden yazmak gerekir. Bunu
yapamayan kişi çatışma içine düşer.
İletişim Tarzı (Communication Style): Her insanın iletişim
kurma biçimi farklıdır. Uyumlu, çatışmadan uzak, sağlıklı iletişim
beraberinde bilgi alışverişini getirdiği için taraflar yalnız
olmadıklarını hissedeler. Çatışmanın yaşandığı iletişimde bilgi
alış verişi noksan olmasına rağmen taraflar yalnızlıklarını
giderirler. İletişimin en kötüsü iletişimsizliktir.
İletişimsizlikte hem bilgi alışverişi yoktur hem de yalnızlık
duygusu fazladır. İnsan sosyal bir varlık olduğu için
iletişimsizlik onun ruhunu en çok örseler. Meselâ, ceza evlerinde
onbeş günden fazla hücre hapsi ve uyaransız bir ortam akıl
sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eder.
Sorun Çözme Tarzı (Coping Style): Her insanın problem
karşısında aldığı tavır ve sorunu çözme şekli farklıdır. Kimi
içine kapanır kimi de çok konuşurken bazısı öfkelenir, bazısı da
durumu inkar eder. (54)
Farklılık Bilinci
Kişilik yapılarındaki farklılıklar kadın erkek arasında oldukça
belirgindir. Bu durum doğaldır ve genetik algoritmanın bir
gereğidir. İki cinsin de karşı tarafın kendisinden farklı olması
gerektiğini bilmesi ilişkinin sağlıklı olması için ilk adımdır.
Aksi takdirde bizim hissettiğimizi onunda hissetmesini veya bizim
istediğimizi istemesini arzularız. Bu ise ne mümkündür, ne de
doğru ve gerekli. Çünkü insanlar tek tip yaratılmamışlardır. Biz
sevdiğimiz kişiye nasıl davranıyorsak karşı tarafın da bize öyle
davranmasını beklemek olgunlaşmamış bir kişilik belirtisidir.
Sevgiyi kimileri konuşarak, kimileri de hediyeleşerek ifade
ederler. Yine bazıları sevgilerini yardım davranışı ile bazıları
da fizikî temas yani dokunma ile gösterirler. İşte bu
farklılıkları bilmek duygusal farkındalığı dolayısıyla iyi ilişki
kurmayı sonuç verir.
Aşk Kalıcı Olabilir mi?
Kadın-erkek ilişkilerinde en kritik soru bu olsa gerektir.
Evliliğin başlangıcında romantik duygular daha baskındır. İkinci
dönemde kişilik ve güç çatışması yaşanmaya başlar. Taraflar akıllı
veya şanslı iseler üçüncü dönem olan bağlılık aşamasına geçerler.
Evlilikte aşkın yani romantik duyguların devam etmesi iyi ilişki
kurmaya bağlıdır. Bunun için aşk iyi ilişkinin sebebi değil
sonucudur.
Aşık olmak sihirli bir duyguyu yaşamaktır. Bu iki ayrı kişinin bir
olması demektir. Bu duygu karşılıklı olarak beklentileri
yükseltir. Erkek kadının kendisi gibi düşünüp davranmasını
beklerken kadında erkekten aynı şeyi ister. Aşıklar yara almaya
başlayan bu ilişkiyi düzeltmek için birbirlerine gereken zamanı
ayırmazlar veya iletişim biçimlerini düzeltmezlerse beklentileri
hayal kırıklığına dönüşür. Bunun sonucunda suçlayıcı, yargılayıcı,
hoşgörüsüz, zorlayıcı ve bağışlaması olmayan çatışmalar yaşanır.
Her aşık kendine aşkı kalıcı kılan kritik soruları sormalıdır.
“Neden aramızda çatışma oluyor, bu çatışmanın arka planında ne
var” türünden sorular cevap bekleyen sorulardır. Mutlu olamayan
çiftler karşı cinsin gizli kalmış farklarını anladığında sevgi ve
iyi niyetinde yardımıyla sorunlarını kolaylıkla çözebilirler.
Kadının Ego Doyumunu Ne Artırır?
Kadınların erkekler konusunda en çok dile getirdikleri yakınma;
erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığı hususudur. Kadının
ilişkideki önceliği paylaşmak ve yakınlık hissetmektir. Erkeğin
önceliği ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir.
Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada bulurken, kadınlar
paylaşma, değer verilme ve önemseme de yaşarlar. Bir kadın eşini
sevdiğinde onun gelişmesine yardımcı olmayı, erkeğinin eksiklerini
gidermeyi ve düzeltmeyi görev bilir ve bunun için çalışır. Bu
doğal bir eğilimdir. Kadın bunu yaparken eşini koruduğunu düşünür.
Erkek ise karısını kendisinin yönettiğini düşünmeye başlar.
Yeterli olduğunu kanıtlama çabasındaki bir erkeğe kadın yardım
önerdiğinde erkek yetersiz ve eksik olarak algılandığını zanneder.
Kadın, erkek istemeden öneride bulunursa bu erkekte güçsüzlük ve
beceriksizlik duygusu uyandırır. Bir erkekte ne yapacağını
bilmediği duygusunu uyandıran bir kadın erkeği anlamıyor demektir.
Bir kadın erkeğe kendisini iyi ve yeterli hissettirir, ‘kontrol
bende’ duygusunu yaşatırsa o erkeğe çok şey yaptırabilir.
Kadının ego doyumunu destek görmek ve destek vermek, paylaşmak,
yardımcı olmak hisleri sağlar. Kadın erkekten çok daha fazla
estetik kaygılara, sevgiye, iletişime, güzelliğe değer verir.
Sevgi ve uyum onlar için daha önemlidir. Bir erkeğin yarışı
kazanmaktan veya tuttuğu futbol takımının attığı golden aldığı
zevki kadın yakınlaşma ve paylaşma anında hisseder. Erkeğin
kendisine yardım önerildiğinde bunu zayıflık olarak algılaması
psikolojik konulara ilgisini de azaltır. Psikolojik yardımı kabul
etmeyi zayıflık gibi telakki eden erkek içgüdüleri ile hareket
eden bir davranış sergiler. Bu da onun kendisini aşamadığının
işaretidir.
Bir kadının da erkeğe istemeden öğüt vermesi tenkit şeklinde
anlaşılır. Erkeğin kendisini sorunlu, arızalı, yetersiz
hissetmesine meydan vermeden ona öğüt vermenin yolunu bulan kadın
kendini aşmış demektir. Erkekler bu açıdan çocuk gibidirler.
Kabullenip sonra yönlendirilirlerse düşünce yanılgısına düşmezler.
Eşlerin birbirlerine verecekleri en önemli armağan güvenlerini
hissettirmeleridir. Bu aynı zamanda karşımızdakini onurlandırma
yoludur. Bir kadın, erkeğin giydiği gömleğin pantolonuna
uymadığını gördüğünde “Bu olmamış” derse erkek kendisini
beceriksiz hisseder. Bu olmamış yerine “Bence böyle olsa sana daha
çok yakışır” demek olumsuz duyguları bertaraf edecektir.
Ancak diğer taraftan kadın fikrini söylemediğinde kendisini işe
yaramaz gibi zannedebilir. Bu noktada erkek kadının fikrine saygı
duymayı bilmelidir. Farklı görüşü yapıcı olarak paylaşmayı
becerebilmek bir erkeğin kendisini aşmasıdır. Sorunun püf noktası
“Önce kabul et” düşüncesini alışkanlık haline getirmektir.
Etkin Dinleyicilik
Kadının psikolojik ihtiyacı çözüm değil dinlenilmektir. Erkeğinki
ise güvenmek, taktir edilmektir. Seven ve iyi niyetli olan eşler
karşı tarafın psikolojik ihtiyaçlarını giderirlerse sevgi çoğalır,
güven artar, korku azalır ve ilişki iyi hale gelir.
Kadının psikolojik ihtiyacında önceliği duyguları anlamak, ifade
etmek ve değiştirmek alır. Erkek ise hep çözüm odaklı düşünür ve
kadının duygulara verdiği önemi algılayamaz. Kadında erkeğin bu
kadar duygusuz olmasına bir anlam veremez. Ancak bunun sırrı
farklı genetik algoritmada saklıdır ve bu konuda gösterilecek çaba
ile düzeltilebilir. Erkeğin, kadının duygularını önemsediğini
hissettirmesi için kadını dinlemesi gerekir. Çözüm önermeye hiç
gerek yoktur. Erkeklerin yaptıkları en büyük hata sorunu
konuşurken hemen çözmek zorundaymış gibi davranmalarıdır. Oysa
kadın için düşüncelerinin paylaşılması ve yakınlaşmak çözümden
daha önemlidir. Kadının duygularını anlamaya çalışan erkeğin onu
anlamasa da dinlemesi yeterlidir. Böyle davranmayı başarabilen
erkek karısının kendisini nasıl takdir ettiğini hayretle
görecektir. Aynı durum kadınlar içinde geçerlidir. Onların
kocalarına öneri ve eleştiriden uzak bir biçimde duygularını
anlatmaları erkeklerin kendilerine karşı daha açık ve ilgili
olmalarını sağlayacaktır.
Neticede genetik yapıyı göz önüne alarak kişinin psikolojik
doğasına uygun davranan insan mutluluğu daha kolay yakalayacaktır.
Kadın Üzüldüğünde
Kadın bir şeye üzüldüğünde erkek onun duygularını göz önüne
almadan önerilerde bulunmaya başlar. Erkek bir şeye üzüldüğünde de
kadın istenmeyen tavsiye ve eleştirilerde bulunarak onun kendisini
yetersiz hissetmesine sebep olur. Erkek aslında kendisine akıl
verilmesini değil kabullenilmesini istemektedir.
Kadın üzüldüğünde sorunlardan söz ederek kendini rahatlatır. Erkek
eşinin çok konuştuğunu söylemeye başladığında ise kadın ihmal
edildiğini düşünmeye başlar.
Üzüntü anında erkeğin ve kadının beyni farklı çalışır. Erkek
sessizleşir, kabuğuna çekilir, konuşmak yerine düşünmeyi tercih
eder. Bir çözüm bulduğunda sessizliğini bozar. Kabuğa çekilme,
gazete okuma, televizyon seyretme şeklinde olabilir. Bu arada
kadın kendisinin dinlenilmediğini zanneder.
Oysa üzülen kadın rahatlamayı güvendiği birisini arayarak
sorunlarını konuşmakta bulur. Kadınlar kendilerini heyecanlandıran
duyguları paylaştıklarında güven hissederler.
Kadın ve erkek bir problemle karşılaştıkları zaman muhataplarının
direndiğini gördüklerinde kendilerine şu soruyu sormalıdırlar.
“Zamanlama ve yaklaşım biçimi doğru mu?” Hızlı bir zihnî sorgulama
ile bu sorulara cevap bulan çiftler, daha az hata yaparlar. Karşı
tarafın duygularını anlamak bu inceliklerin farkına varmakla
mümkün olur.
Kadın için önemli olan içini dökmek iken erkek için önemli olan
sonuç bulmaktır. Erkek kadına hiçbir şey yapmasa bile dinleyerek
destek verebilir. Bir kadında erkeğe çözüm önerisinde bulunmadan
sadece onu kabullenerek yardımcı olabilir. Erkek kabul edildiğini,
kadın da paylaşıldığını hissettiği zaman sevildiğini düşünür
Kadının Motivasyonu
Kadının ve erkeğin sorumluluk duygularını arttırmak için
psikolojik ihtiyaçlarını ayırt etmek gerekir. Farklılığa saygının
olduğu yerde insanlar daha istekli olurlar. Erkeğin psikolojik
ihtiyacı, kendisine ihtiyaç duyulmasıdır. Kendisine ihtiyaç
duyulduğunu hissettiğinde enerjisi artar, güçlenir ve harekete
geçer. Kadın ise sevilip değerli olma duygusu taşıdığında
güçlenir.
Varlığına ihtiyaç duyulduğunu hissedememek, erkek için ağır ağır
ölmek demektir. Sevilmemekte aynı şekilde kadını yıpratır.
Kadın ile erkeğin ilk karşılaşmadaki bakışları “Beni mutlu edecek
kişi sen olabilirsin?” anlamını taşır. İlişki ilerlediğinde kadın
erkeğe bu bakışını göndermekten vazgeçerse erkek kendini çok kötü
hisseder. “Eşimin mutlu olmak için bana ihtiyacı yok” duygusu iki
taraf içinde örseleyici niteliktedir. Erkek eşini mutlu etmek
adına her türlü zorluğa göğüs gerebilirim duygusunu yaşıyorsa
kendiside mutlu olacaktır. ‘Kazan-kazan’ felsefesi budur. İki
tarafta bu anlayışla kaybedeni olmayan bir ilişkiye girmiş olur.
Erotik Duyguların Önemi
Cinsel mutluluk kadın erkek ilişkilerinde en özel duygudur. Bu
özel ve önemli duygu inen sanın özel ve önemli gördüğü kişi ile
yani eşiyle paylaşılmalıdır. Cinselliğin eşin dışında biriyle
paylaşılması aile sadakatine zarar verdiği için insanın psikolojik
doğasına aykırıdır. Bugün ABD’de açık evlilik klüpleri kurulmuş,
kadın ve erkek evliliklerine rağmen bir sevgili edinmelerine
rağmen çocukları için bir arada olmayı sürdürmektedirler. Ancak bu
tip evlilikler ilerleyen yıllarda dağılma ile sonuçlanmıştır.
Cinsel özgürlüğün güncel bir uydurma ve evliliğin doğasına aykırı
olduğu bugün acı tecrübelerle doğrulanmaktadır. Cinsel özgürlüğü
çok önemseyen kişilerin evlenmemesi, arkasında mağdur ve mutsuz
çocuklar bırakmaması için daha doğrudur.
Erotik duygular sadakat sınırları içerisinde paylaşıldığında iki
tarafa da özel olduğunu hissettirir. Kadının sevilmek ve okşanmak
psikolojik ihtiyaçlarını giderirken, erkek de kabullenilmek,
eşinin mutluluğu ile mutlu olmak, potansiyelini kanıtlamak ve iyi
tarafını gösterme imkânları bularak doyuma ulaşır.
Kadını motive etmenin en iyi yollarından biri de ona saygıya değer
olduğunu hissettirmektir. Saygıya lâyık olduğunu hisseden kadın
zorlayıcı olmaktan vazgeçer, gevşer. Çok konuşma ihtiyacı azalır.
Hürmet görmek için aşırı bir gayrete gerek duymayacağından
müdahalecilikten vazgeçer. Çünkü zaten kendini değerli
hissediyordur.
Kadın vericidir, yumuşaktır, sıcaktır ve yuvarlaktır. Erkek
alıcıdır, katıdır, köşelidir ve soğuktur. Bu özelikler iki cinsi
birbirine çeker.
Erkek olgunlaştıkça almayı değil vermeyi öğrenir ve vermekle
başarılı olacağını görür. Duyguların önemini kavrar, estetik
değerleri ciddiye alır. Böylece kendine dönük yaşamaktan vazgeçer.
Karşısındakinin ihtiyacına duyarsızlığı azalırken, eşine saygı
göstermeyi öğrenir.
Kadın olgunlaştıkça yeni verme stratejileri geliştirir.
İstediklerini alabilmek için mantıklı yaklaşımlar ve zamanlamalar
bulur. Hesaplama becerilerini arttırır. Düşüncesiz duygunun mutlu
etmeyeceğini öğrenir. Ayrıca eşini memnun etmek için daha gönüllü
olur.
Birbirlerini mutlu ederek yaşamanın tadını çıkaran çiftler
olgunlaşma sürecinde ilerliyorlar demektir.
Kadınlar almaktan korktukları gibi erkeklerde vermekten korkarlar.
Erkeklerin temel psikolojik dinamiği başarısız olma korkusudur.
Verdiklerinde yetersiz kalacaklarını düşünürler. Eksik, yetersiz
ve başarısız olma korkularını artıran kadınlardan nefret ederler.
Doğal savunma tepkileri olan “Bana ne ?” bencilliğine sığınırlar.
İşte bu sebeple kadınlar erkeklerin bencil olduklarını düşünürler.
Aslında burada bencillikten çok yetersizlik korkuları söz
konusudur. Çocukluğundan itibaren başarılı olmaya şartlandırılmış
bir insandan başka bir şey beklemekte zordur. Akıllı kadının
erkeğe acı veren bu duyguyu yaşatmaması gerekir. Erkeğe hata yapma
fırsat veren kadın, onun ilgisini ve sevgisini çeker.
Kadının almaktan korkmasının arka planında ilgiyi kaybetme
endişesi yatar. Kadın hep şikayetçi bir tavır takınıyor ve eşiyle
sürekli olumsuz şeyleri paylaşıyorsa erkek kendini yetersiz ve
başarısız hisseder. Bu durumda da karısına karşı ilgisi azalır.
Erkek içgüdüsel olarak kadının kahramanı olmak ister. Eğer bunu
hissedemezse kadınla arasına psikolojik duvar örer. Evde farklı
dışarıda farklı davranan pek çok erkeğin eşiyle böyle bir ilişkisi
vardır.
Kadınlar Neden Daha Çok Konuşur?
İnsan beynini en çok çalıştıran eylem kelime üretmektir.
Sözcüklerin linguistik özellikleri sol beyne, anlam bölümü sağ
beyne, duygular ise beynin derinliklerine yazılıdır. Sözcük
üretirken hepsi birden ortak çalışmalıdır. Kadınlarda ve dişi
hayvanlarda bu özelliğin biyolojik eğilim olarak üstün olduğunu
görüyoruz.
Konuşmanın psikolojik dinamiğinin başlıca özellikleri şunlardır:
1- Kadın üzüntülü olduğunda kendini iyi hissetmek için konuşma
eğilimindedir. Erkek ise susmayı tercih eder.
2- Kadın yüksek sesle düşünür. Ne söylemek istediğini yüksek sesle
araştırır.
3- İçtenlik ve paylaşımcılık hisleri kadını konuşmaya iter.
Yakınlık ve yalnız olmama isteği konuşma ihtiyacını arttırır.
4- Kadın bilgi paylaşımı için konuşur. Erkek için ise konuşmak
sadece bilgi aktarma işidir.
Konuşmada Zamanlama
Karşı cinsle ilişkilerde herkesin sessiz bir zamanı olmalıdır.
Kadın erkeği keyifsiz gördüğünde onu ısrarla konuşmaya zorlarsa
beklemediği bir tepki ile karşılaşabilir. Erkek kabuğuna çekilip
sorununu kendi kendine çözmeye çalışırken eşinin ona yardım etmek
istemesini yetersizlik gibi düşünebilir. Kadın üzüntülü iken
gereksiz konuştuğunda erkek onu terslerse sevilmediğini ve
değersiz olduğunu varsayacaktır. Oysa erkek sadece eşini
dinlediğinde onun gevşediğini görecektir.
Kadının üzüntülü iken eşine sessiz zaman tanıması, erkeğinde eşi
üzüntülü iken onu anladığını hissettirmesi iletişimi sağlıklı hale
getirmeye yeter.
Erkek suskun veya stresli, kadın çok konuşkan yada üzüntülüyken
onda yanlış yapıyorsun hissini uyandırmak en büyük iletişim
hatasıdır.
Erkek ve kadın birbirlerini ego doyumlarının tek aracı haline
getirdiklerinde muhatapları ruhlarının bile kontrol edildiği
hissini duyabilir. Halbuki kendini özgür hissedemeyen kişinin
mutlu olması çok zordur.
Aşırı İlgi Güvensiz Yapar:
Bazı erkekler eşlerinin her yaptığına karışırlar. Evin düzeninden,
yemeğin ve sofranın biçimine kadar hep son kararı veren taraf
olmak isterler. Yahut bazı kadınlar eşlerine annelik yaparlar. Diş
fırçalamalarından, cüzdanını aldın mı demeye kadar sürekli
müdahale içindedirler. Bu iyi niyetli çabalar karşı tarafa
kendisini güvensiz hissettirir ve onu rahatsız eder. Ev hayatında
kadın, dışarıdaki yaşamda da erkek son karar veren kişi olmanın
konforunu yaşamalıdır.
Erkek Nasıl Konuşturulur?
Erkeğin temel psikolojik ihtiyaçlarından birtanesi bağımsızlık ve
özerk olma ihtiyacıdır. Erkek bir kadına yakınlaştığında birden
bağımsızlığının gittiğini düşünmeye başlar ve kendisini geri
çeker. Bu geri çekilişte kadın onun üzerine giderse geri çekilme
kovalamacaya döner. Kadının kendisine fırsat tanıması halinde
belli bir süre sonra eşinin sevgi ve yakınlığına yeniden ihtiyaç
duyacağından geri gelecektir.
Erkekler konuşmak için konuşmazlar, konuşmak için bir nedenleri
olmalıdır. Zamanlama ve yaklaşım biçimi uygun ise konuşmaya
başlarlar. Konuşması için bir erkeğin ilgi alanını bulmak gerekir.
Erkek konuştuğunda suçlandığını veya baskı altında olmadığını
hissederse yavaş yavaş açılmaya ve iletişim kurmaya başlar. Erkeği
olduğu gibi kabul eden ve bunu hissettiren kadın eşinde olumsuz
duygular uyandırmadığı için aranan eş olur.
Erkek geçici bir sessizlik ve yalnızlıktan sonra kadına döndüğünde
kadın onu suçlar ve eleştirirse erkek gerçek duygularını bastırır
ve iletişim bozulur. Cezalandırıldığını hisseden erkek geri dönmek
istemez konuşmaktan, ilgi ve sevgi göstermekten kaçınır.
Duygularda İniş Çıkışlar
Kadınların iç dünyalarının gelişmiş olması onları erkeklerden daha
çok duygusal dalgalanmaya götürür. Kadınların duyguları bahar
mevsimi gibi özel ritm ve döngüye sahiptir. Erkekler bunu
çoğunlukla anlayamazlar ve kendi davranışlarından kaynaklandığını
zannederek onların hislerini değiştirmeye çalışırlar. Nasıl
ilkbaharda hep güneş olmazsa kadının duygu dünyasında da hep neşe
yoktur. Sebepsiz üzüntüler yaşar, basit şeyleri dert edebilirler.
Herhangi bir konuyu uzatır, zihinlerinden atamaz ve günlerce
düşünürler. Kadının inişe geçtiği zaman erkek ona moral vermeye
kalkıp düzeltmeye çalışırsa bir süre sonra tükenir. Kadının o anda
ihtiyacı fikir değil yanında birisini bulmak, o kişi tarafından
dinlenmek ve anlayış görmektir. Sev, değer ver, paylaş desteği
kadına yetecektir. Kadın olumsuz duygularını bastırdığında onları
içinde biriktirir ama bardağı neyin taşıracağını kestiremezsiniz.
Menfî duygularını ifade edemeyen hep neşeli roller oynayan kişinin
güzel duyguları körelebilir. Bu durumda eşinin kendisini yanlış
anlamasına sebebiyet verebilir. Doğal olmak ama zamanlama ve
yaklaşım biçimini çok iyi düzenlemek lâzımdır. Karşı tarafı
gerçekçi olmayan beklenti içinde tutmak, ona evde bir taht
hazırlayıp sonradan şikayet etmek ne derece doğru olur?
Akıllı kadın eşine özgür olma hakkı tanırken akıllı erkekte eşine
üzülme hakkı vermelidir. Böylece erkekler ilişkide nefes alırlar.
Sessizlik zamanlarında zihinleri geviş getirir. Kadınlarda
duygusallıkları sebebiyle anlaşıldıklarını hissettikleri için
kendilerini güvende bulurlar. (10, 25)
Kadına Göre Para
Erkek bakışı genellikle paranın tüm sorunları çözeceği yönündedir.
Yoksul kimseler bütün meseleleri ekonomik gerekçelere bağlayarak
yıllarını geçirirler. Zengin olduklarında problemlerin farklı
şekilde de olsa devam ettiğini görür ancak buna bir anlam
veremezler. “Her dediğini yapıyorum, yediği önünde yemediği
arkasında bu kadına rahat batıyor” erkeklerin çok sık söyledikleri
sözlerdendir. Kadınlar maddî ihtiyaçları karşılanmadığında
duygusal ihtiyaçlarını daha çok fark ederler. Duygusal ihtiyaçlar
sevilmek, değer verilmek, önemsenmektir. Ancak böylece kendilerini
mutlu ve güvende hissederler.
Erkeklerin anlamakta zorluk çektikleri bir konuda kadınların
duygusal dalgalanmalara, üzülme ve dertlenmeye psikolojik ihtiyaç
hissetmeleridir. Bir kadının her zaman mutlu olmasını beklemek
gerçekçi ve mümkün değildir. Onlar bu hislerini yaşamak için
erkeğe ihtiyaç duyarlar. Kendilerini güçsüz ve mutsuz
hissettiklerinde dayanacak omuz, kendilerini destekleyecek kollar
ararlar. Kadının alış verişle kendini mutlu etmeye çalışması
gerçekçi değildir. Bazen eşine kızıp onun parasını lüzumsuz
şeylere harcayarak öç alır eşler. Ancak genellikle anlık doyum
için yapılan alış veriş geride paketleri hiç açmamış, sevgi ve
ilgi açlığını yapay olarak gideren kadınlar bırakır.
Modern hayatın getirdiği tüketim hastalığının hedefi kadınlar ve
çocuklardır. Estetik kaygıları gelişmiş olan kadınların kontrolsüz
alış verişleri, onların cinsel kimliklerinin ön planda tutulması
ile artmaktadır. Tüketimin bu derece teşvik edilmesi, günlük
ihtiyaçların modanın da etkisiyle 1’den 20’ye çıkması sonucunu
doğurmuş, bilhassa kozmetik sanayi popüler kültürle
desteklenmiştir. Bu noktada geliriyle eşinin ihtiyaçlarını
karşılayamayan erkek kendisinde yetersizlik ve güçsüzlük duyguları
hissetmektedir.
Ancak alış verişin sadece maddi şeylerden ibaret olmaması duygusal
yaşantıda da alış veriş kurallarının geçerli olduğunu
söyleyebiliriz. Psikolojiyi yasaları sevgi cömerdi olan kişilerin
bu hislerine cömertçe karşılık göreceklerini söylüyor.
Cinsler, birbirlerinin duygusal ihtiyacını karşılamayı karşı
taraftan beklememelidir. Tarafların konuya farklı açılardan
bakmaları ihtiyaçların tam manasıyla karşılanmasına engel
olabilir. Meselâ, kadının ilgi ihtiyacı aynı kalmasına rağmen
erkek evlendikten sonra ilgisini işi üzerinde yoğunlaştırabilir.
Bu da kadının alaka yoksunluğu yaşamasını netice verir. Ama kadın
ilgi istemekten vazgeçmeyeceğine göre onu kişilik tipine göre
farklı biçimde aramaya devam edecektir.
Akıllı kadınlar erkeklerin savunma içgüdülerini harekete
geçirmezler. Onların duygusal ihtiyacı olan güven, yeterlilik,
başarı hislerine ihtimam gösterip bunları desteklerlerse
kendilerine sevgi, ilgi, anlayış ve değer verildiğini görürler
Erkeğin kendine güveni eşinin bitmeyen yakınmaları ve hiçbir
şeyden memnun olmayan tavırları sebebiyle zarar görür. Bunu da
kişiliğine göre tepki vererek cevaplar ve sonuçta iletişim
kazaları ortaya çıkar.
Kadın erkeğe takdir, onay ve övgü ile yaklaştığında erkekten de
saygı ve anlayış ile cevap alacaktır.
Erkek kadının üzüntülerine ve bundan kaynaklanan dertlenmesine hak
verdiğinde kadının kendisine yöneltilen onay ve beğenilme
hisleriyle karşılaşacaktır.
Hayat boyu eşinin desteğinin yanında bulan kadın, erkeğin ihtiyacı
olan teşvik, takdir ve sadakati fazlasıyla verecektir.
Kadını Mutsuz Eden Kendisidir
İnsanoğlu sorunlarını çözümlemede mucize aramaya çok yatkındır.
Kolay ve zahmetsiz çareleri çok sever. Meselenin sorumluluğunu
kendi dışında bir sebebe bağlar. Mesela “büyü” der, “nazar” der,
“sihir” der ve mesuliyetten kaçar. Bilhassa mutsuz olan kadınlar
sorunu ekonomik problemler, eşinin anlayışsızlığı ve sevgisizliği
gibi sebeplerde ararlar. Böylece hiçbir şey yapmamak için iyi bir
özre sahip olurlar. Ancak bir insan kendini tanımayı başardıkça
kendisine yardım edecek böylece başı daha dik duracak, daha güçlü
ve mutlu olacaktır. (60)
Erkeklerden Çok Şikayet Etme
Kadınlar erkeklerden şikayeti çok severler. Hatta bu mevzu bir
araya geldiklerinde en çok zevk aldıkları konulardandır. Talk-
showların da en önemli malzemesidir. Bunun arka planında
erkeklerin kendilerini beğenmesine olan ihtiyaçları yatar. Kadın
erkeği değiştirmek için hep yakınır. Oysa sızlanmak yerine plan
yapıp adımlar atsa daha kolay bir dönüşüm olduğunu görecektir.
Erkekleri İlk Yardım Çantası Gibi Görmek
Kadınlar yaralarının tedavisinde erkekleri acil tedavi ekibi gibi
görerek bağımlılıklarını artırırlar. Kadın erkek ilişkilerinin
eşit ve güvenli bir seviyede gitmesi için herkes kendi sorununu
kendisi çözmeli ve en ufak bir meseleyi dahi eşine yansıtmaktan
kaçınmalıdır.
Erkeğe Bağlanarak Kişilik Kazanmak
Bir kadın tarafından düşünülmek ve onun tarafından değer görmek
erkek için hoş bir durumdur. Fakat bu tek taraflı işlerse bir
müddet sonra erkek karısını yetersiz görmeye başlar. Kadın bir
erkeğe bağlanarak değil, erkeğin eksiklerini tamamlayarak sevilir
ve önem kazanır. Ama erkeğin de kendi eksiklerini tamamlamasına
fırsat vermesi şartıyla. Kadın eşine bağlanarak şahsiyet kazanmak
yerine kendisi olarak, kendisini geliştirerek, sosyal ve eğitici
bir rol üstlenerek kalıcı bir yer edinir. Çünkü bağlanmak
kolaycılıktır. Zor olan çaba sarfetmektir. Bu hem kendisini iyi
hissetmesi hem de evliliğinin geleceği için faydalıdır.
Erotizm ile Romantizmin Karıştırılması
Tek gecelik beraberliklerde erkekler sadece erotizmi düşünürler
ama kadın o kişiden ertesi gün telefon bekler. Bu durum kadını
değersizleştirir. Erkeğin efendiliğini bilmesini engeller. Aslında
cinsel dürtü tüketicidir. İnsanın içinde dalga dalga yükselirken,
çalışmayı ve düşünmeyi engeller. Fakat romantik duygu üretkendir.
Şiir ve sanatın kaynağını oluşturur. Fakat kadın güçlü
silahlarından birisi olan romantik duyguyu doğru ve yerinde
kullanamazsa erkeğin gözünde değersizleşir. Kısa sürede cinsel
ilişkiye giren kadına hiçbir erkek değer vermez. Romantik duygu
ile erotik duyguyu karıştırmak –maalesef- kadını küçültür.
Evlilik Öncesi Birlikte Yaşamanın Bedeli
Evlilikten korkan ve evleneceği kişiye güvenmeyen bazı genç
kızların nikah olmaksızın bir erkekle yaşaması günümüzde sık
rastlanan durumlardan biridir. ABD’li psikolog Dr. David Emyers'
'Mutluluk Arayışı '' kitabında 13.000 yetişkinle yapılan bir
çalışmayı aktarıyor. Evlilikten önce birlikte yaşayıp, uzunca bir
dönem flört ettikten sonra evlenen çiftlerin on sene içinde üçte
birinin boşandığını ve bunun ortalamanın çok üstünde olduğunu
belirtiyor. Benzer sonuçların Kanada ve İsveç çalışmalarında da
doğrulandığını ifade ediyor. (Laura Shlessınger,1997)
Kadınlar psikologlara kendilerine saygı gösterilmesi için ne
yapmları gerektiğini sorarlar. Buna verilecek cevap ‘erkekten
almanız gereken psikolojik ihtiyaçlarınızı almak için yollar
bulun, onu kontrolsüz ve sorumsuz bırakmayın’ şeklindedir.
Bir kadın hiç söz almadan bir erkeğin yanına taşınırsa erkek onu
kazanmak için fazla bir şey yapmasına gerek olmadığını düşünür.
Bir müddet gönül eğlendirdikten sonra başka sevgililer bulabilir
kendisine. Böylece kadın kendisine saygı duyulacak zemini
kaydırmış olur.
Erkeğe Evde Taht Kurmak
Hayattan korkan, özgüveni eksik kadınlar eşlerinin her dediğine
evet derler. Duygularını bastırırlar. Kendi kişilik sınırlarını
yok sayarlar. Sabırlı olmayı, içine kapanık olmak olarak
algılarlar ve ruh sağlıkları bozulur. Erkekte hep almaya alıştığı
için bencilleşir. Eşinin duygularını önemsememeye başlar. Başka
arayışlara yönelir. Eşinin haklı ve mantıklı isteklerine karşı
kendi fikrini söyleyebilmesi kadının benlik saygısını artırır.
Beklentiyi Yüksek Tutmak
Herkesin çok başarılı olduğu bir aileden gelen veya mükemmeliyet
duygusu yüksek bir kadın eşinin eksiklerine odaklanır. Sürekli
onun başarısızlıklarını vurguladığından eşinin evi sığınak gibi
görmesini engeller. Dürüst, çalışkan, şefkatli yönlerini göz ardı
eder parasının azlığından yakınır. Birçok evlilik bu yüzden
yıkılmıştır. Erkekte güvensizlik ve yetersizlik, suçluluk
duyguları oluşturan, tatmin edilemeyen kadın geçimsiz olarak
bilinir. Böyle bir zor kişilikte biriyle yaşayan erkeğin evlilik
gemisini yürütmesi büyük beceri gerektirir.
Kendi Hayatınızın Başrolünde Olmak
Feminist gündem genellikle erkeği suçlar. Fakat çoğu zaman
kadınlar erkek egemen kültüre çanak tutarak, kendi hayatlarını
zorlaştırırlar. Kendi içindeki şeytanla yüzleşebilen ve onu
taşlayabilen kadın biraz yorulacaklarsa da sonunda mutlu ve
saygıdeğer olacaktır.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
|
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|