|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
PENİS
Erkeklerin idrar ve üreme yollarının dışarıya açılmasını ve cinsel
işlevi sağlayan organıdır. Anatomik olarak penis, baş, gövde ve
taban bölümlerinden oluşan kemiksiz bir organdır.
Penisin dışını çevreleyen deri, ince, duyarlı ve esnektir. Bu
gevşek deriyle kaplı olan penisin büyük kısmı, süngersi doku ve
kan damarları şebekesinden oluşur. Cinsel uyarılma sırasında, bu
dokuların kanla dolması sonucunda, penis büyür ve sertleşir.
Penisin içinde uzanan üretra dediğimiz kanal, hem üreme hem idrar
yollarının boşaltım kanalıdır ve penis başında ufak bir delikle
dışarı açılır.
Diğer bütün organlar gibi penis de kişiden kişiye farklılık
gösteren boy ve biçimde olabilir. Genellikle gevşek haldeyken 5-9
cm., sertleşmiş haldeyken 10-18 cm boyundadır. Renk ve biçiminde
de değişiklikler olabilir, sağa veya sola hafif eğrilikler
gösterebilir.
Penis belki de üzerinde en çok durulan ve en fazla önemsenen
organdır. Oysa her organ gibi penisin de bir takım işlevleri
vardır, bu işlevler aracılığıyla kişiye zevk verebilir; çeşitli
sorun ve rahatsızlıklara da neden olabilir.
Ama hiçbir anatomik veya fizyolojik sorunu olmadan, kişide kaygı
yaratan tek organ kuşkusuz penistir.
Hemen her erkek yaşamının bir döneminde penisinin boyu veya işlevi
ile ilgili kaygılar yaşar. Gerçekte küçük penis olguları çok
azdır, ama erkekler daima başkalarının penislerinin
kendilerininkinden büyük olduğunu ve bunun ulaşılması gereken bir
şey olduğunu düşünür. 'Penisim küçük' kaygısı yaşayan erkeklerin
büyük çoğunluğunun penisi normal boyda veya daha büyüktür.
Penisin sağa veya sola eğriliği de, abartılı ve boşaltım işlevini
engelleyecek boyutta olmadığı sürece normaldir. Ama birçok kişi bu
eğriliğin kendisine özgü bir sorun olduğunu düşünerek kaygılanır.
Bütün bu kaygılar, sertleşmiş durumdaki penisin, erkeklik gücünün
göstergesi kabul edilmesinden kaynaklanır.
Eski Yunan mitolojisinde, tanrısal bir yaratık olan Priapos´un
kısa ve çarpık bir bedeni ve neredeyse boyuna yakın ve yukarıya
doğru kalkık duran bir penisi vardır. Priapos, bağları, bahçeleri
korur ve bereketi simgelerdi. Efsaneye göre, güzelliği ile ünlü
tanrıça Afrodit, tanrı Zeus ile sevişmesinden doğan bu çirkin
bebeği kimselere göstermemek için, kırlara terk eder, Priapos'u
çobanlar bulup büyütür ve erkekliğine tapınır olurlar. Böylece
sertleşmiş ve büyük penis efsanesi yüzyıllardır etkisini
sürdürmüş, penis hep erkeklik gücü ve bereket simgesi olarak
önemsenmiştir.
Oysa bugünkü fizyolojik bilgilerimiz, penisin boyu ile işlevi ve
üreme yeteneği arasında hiçbir bağlantı olmadığını açıkça
göstermektedir. Penisin boyu ve biçimi ne olursa olsun, cinsel
istek ve uyarılma olduğunda, herhangi bir kaygı bu tepkiyi
engellemezse, penis refleks olarak sertleşme ve büyüme yanıtı
verir. Üreme yeteneği ise bedende sperm üretilmesi süreci ile,
spermlerin yapısı, sayısı ve hareketliliği ile bağlantılıdır,
penisin buradaki tek işlevi spermlerin dışarı taşındığı üretra
denilen kanalın içinden geçiyor olmasıdır. Üstelik tıp dünyasında,
penisin sürekli ve ağrılı ereksiyonu (sertleşmesi) olan ve cerrahi
müdahale ile düzeltilebilen bir bozukluğa, Priapos´un penis
biçiminden ve adından esinlenerek, Priapismus adı verilmiştir.
Ancak bütün bu bilgiler, kişilerin gözünde penisin gerçek dışı
önemini hiç de azaltmamıştır. Aslında bu aşırı önemseme, bir çok
kişinin cinsel işlev bozukluğunun altında yatan nedeni oluşturur.
Çünkü penisin sertleşme refleksini bozan en önemli nedenlerden
biri, penisin sertleşip sertleşmeyeceği konusundaki kaygılardır.
Penis, boyu ve biçimi ne olursa olsun, cinsel uyaranlara duyarlı
bir organdır ve kişiye cinsel haz vermesi için sertleşmiş durumda
olması bile zorunlu değildir. Cinsellikle ilgili mitlerin
etkisinden ne kadar uzaklaşır ve güçle ilgili yersiz kaygılardan
ne kadar arınırsak, cinsel organlarımızdan da cinsellikten de o
kadar çok haz alabiliriz.
http://www.kadinhastaliklarivedogum.com
|
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|