|
olu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|
|
SELİM (İYİ HUYLU HASTALIKLAR)
Memedeki kanser olmayan tüm anormal değişimler
iyi huylu meme değişimleri olarak adlandırılır. American Cancer
Society'ye göre meme dokusu mikroskop altında incelenen her 10
kadından 9'unda bazı anormal değişimler gözlemlenir. Her ne kadar
yaşamı tehdit eder nitelikte olmasa da iyi huylu değişimler bazı
hastalarda ağrı ve sıkıntılara neden olabilir. Bazı (tümü değil)
iyi huylu değişimler meme kanseri riskinin yüksek olduğunun
göstergesi olabilir. En yaygın iyi huylu meme değişimlerinden
bazıları fibrokistik meme hastalığı, iyi huylu meme tümörleri ve
meme iltihaplanması olarak gösterilebilir. Hastanın durumuna ve
iyi huylu meme hastalığının tipine göre tedavi gerekebilir veya
gerekmeyebilir.
Meme dokusu değişimleri
Meme iki ana tipteki dokudan oluşur: glandular ve stromal
(destekleyici) dokular. Glandular doku, süt üreten lobul'ler ve
süt kanalları duct'lardan oluşur. Stromal doku ise yağlı ve lifli
bağlayıcı dokulardan oluşur. Glandular veya stromal dokulardaki
herhangi bir değişim iyi huylu meme hastalığı semptomlarına neden
olabilir. Bazı kadınlarda hayatları boyunca göğüslerinde
değişimler gözlemlenebilir. Bu değişimlere örnek olarak meme
hücrelerinde artış (hyperplasia) veya atipik meme hücrelerinin
ortaya çıkması (atypical hyperplasia) gösterilebilir. Bazı
durumlarda anormal karakterisitik sergileyen meme dokusunun bir
kısmı sonradan kanserli tümöre dönüşebilir. Bu nedenden dolayıdır
ki doktorlar anormal meme hücreli hastalarını takibe alırlar.
Böylelikle ileriki tarihlerde kanserli hücre oluşması durumunda
erken bir aşamada tespit ve tedavi edilmiş olunur. "Atypical
hyperplasia" tanısı olan bazı hastalara olası bir meme kanseri
hastalığını önlemek amacı ile Tamoxifen adlı ilacı kullanmaları
önerilebilir. "Atypical hyperplasia" meme kanseri riskini
arttırmakla birlikte anormal meme hücresi olan her kadında meme
kanseri görülmez.
Aşağıdaki tabloda kısaca meme dokusunun normalden kanserli dokuya
dönüşümü gösterilmiştir.
Meme kanseri çoğunlukla tablodaki sıralamaya
göre gelişmekle birlikte bazı meme tümörleri bazı ara aşamaları
atlayarak gelişmiş olabilir (örneğin hücreler doğrudan normalden "carsinom
in situ" ya dönüşebilir). Genel olarak "atypical hyperplasia" nın
ilerisindeki herhangi bir değişim kanser olarak sınıflandırılır. "Ductal
Carcinoma In Situ (DCIS)" olarak başlayan anormal durumlar genel
olarak kanser tedavisi gerektirir. İyi huylu meme değişimlerinin
tedavileri birçok faktöre göre değişir. Bu faktörlerden bazıları
kesin tanı, meme kanseri oluşum riski ve potansiyeli ve hastanın
rahatsızlığı olarak sıralanabilir.
İyi huylu meme değişimleri nasıl saptanır
İyi huylu meme değişimleri sıklıkla doktorun klinik meme muayenesi
ile, rutin mamogram taraması ile veya hastanın kendi kendine meme
muayenesi ile tespit edilir. Fokal ağrı (memenin belli bir
noktasındaki ağrı, odaklanmış ağrı) veya meme ucundan gelen akıntı
(süt dışında) da kadının bir doktor tarafından muayene edilmesini
gerektiren durumlardandır. Görüntü veren testlerle (mamogram,
ultrasonogram), tümörün takibe alınması, ince iğne aspirasyon
biopsisi, "Core Needle Biopsy" veya cerrahi (excisionel) biopsi
yöntemleri ile meme hastalığının iyi huylu olup olmadığı kesinlik
kazanılır.
Meme ucundan akıntı
Meme ucundan gelen akıntı, ele gelen şişlik ve meme ağrısından
sonra kadınların meme şikayeti ile doktorlara en sık başvurduğu
üçüncü nedendir. Meme ucundan gelen akıntılar çoğunlukla memedeki
hormonal dengesizlik veya papilloma (daha detaylı bilgi için "intraductal
papilloma" bölümüne bakınız) gibi kanser olmayan değişimlerin
sonucudur. Bunun yanısıra, meme ucu akıntılarının küçük bir
yüzdesi meme veya meme ucu kanseri belirtisi olabileceğinden, meme
ucundan gelen ve zamanla kesilmeyen akıntılar doktor tarafından
değerlendirilmelidir.
Kadınların %20 sinde meme ucundan akıntı gelmesi durumu yaşanır.
Genelde temiz, sütlü, sarımtırak veya yeşile kaçan akıntılar meme
kanseri ile ilişkili değildir. Kanlı veya sulu akıntılar,
genellikle tek taraflı ve/veya tek meme duct ile sınırlı ise
anormal olarak kabul edilmekle birlikte anormal akıntıların
yalnızca %10'u kadarı kanserdir.
Meme ucundan gelen akıntı aşağıdaki durumlarda ciddiye
alınmalıdır:
-
Kanlı veya sulu, kırmızı, pembe veya
kahverengi renkte ise;
-
Yapışkan ve berrak renkli veya kahverengiden
siyaha doğru renkte ise;
-
Meme ucunu sıkmadan kendiliğnden gelirse;
-
Sürekli ise;
-
Yalnızca tek tarafta ise;
-
Sütün dışında bir sıvı ise.
Kadınlar, analiz edilmek üzere, kesilmeyen ve
devam eden meme ucu akıntılarını doktorlarına bildirmelidirler.
Meme ucundan gelen akıntıyı incelemek amacıyla alınan küçük bir
miktar cam levhaya konulur ve mikroskop altında kanserli hücre
olup olmadığı araştırılır.
Lobular Carcinom In Situ (LCIS)
Hernekadar teknik olarak Aşama 0 (Stage 0) olarak nitelense de
lobular carcinom in situ (LCIS, aynı zamanda lobular neoplasia
olarak da adlandırılır) genel olarak kanser olarak
sınıflandırılmaz, kanser öncesi durum olarak kabul edilir. LCIS
memenin herhangi bir yerinde önemli ölçüde yüksek olan kanser
riskinin işaretidir. LCIS memedeki süt üreten bez olan lobul'lerde
ortaya çıkar fakat lobul duvarlarını (çeper) delip geçmez.
Doktorlar çoğu zaman şüpheli bölgeyi araştırırken meme biopsisi
sonucunda tesadüfen LCIS ile karşılaşırlar.
LCIS'nin mikroskopik bulguları anormal ve maligniteye benzer
olmakla birlikte, LCIS kanser gibi davranmadığından kanser olarak
ele alınmaz. Bununla birlikte ailesinde güçlü bir meme kanseri
geçmişi olan LCIS hastalarında bazen mastektomi uygulanarak meme
alınabilir. Genelde LCIS hastaları doktor tarafınca uygulanan
klinik meme muayeneleri ve mamogram ile yakın takibe alınırlar.
Bazı LCIS hastaları meme kanserini önlemek amacı ile Tamoxifen
adlı ilacı kullanmaya uygundurlar. FDA (Food and Drug
Administration, Amerika) 1998 yılında yüksek risk altındaki
hastaların Tamoxifen'i önlem amaçlı kullanmalarını onayladı.
Tamoxifen bir "anti-östrojen" olup östrojen reseptörlerine
bağlanma (binding) şeklinde çalışır. Araştırmalar Tamoxifen'in
bazı kadınlarda meme kanseri riskini düşürdüğünü göstermektedir.
Fibrokistik meme değişimleri
Fibrokistik meme değişimleri fibrokistik hastalık, kistik
hastalık, kronik kistik mastitis veya "mammary dysphasia" olarak
da adlandırılmakla birlikte bunlar bir hastalıktan çok memedeki
glandular ve stormal dokulardaki farklı değişimler olarak
tanımlanır. Fibrokistik memelerdeki semptomlar kist (sıvı dolu
keseler), fibrosis (ölü hücre dokusu), şişlikler (yumru), sert ve
kalınlaşmış bölgeler, hassasiyet veya memede ağrı olarak
sıralanabilir. Bazen ağrılı olmakla birlikte fibrokistik meme
değişimleri kanser olmamakla birlikte, bu kişilerde olası bir
kanserin mamografi ile teşhisi daha zordur. Bundan dolayı
fibrokistik meme sahibi bazı kişilerde herhangi bir anormallik
gözlenmesi durumunda ultrasonografi ile tarama da gerekli
olabilir. American Cancer Society'ye göre tüm kadınların en az
yarısının göğüslerinde yaşamlarının bir bölümünde fibrokistik
değişimler tespit edilir. Fibrokistik değişimler 30 - 50 yaş
arasındaki kadınlarda görülen kitlelerin en yaygın nedenidir.
Fibrokistik değişim semptomlarından bazıları aşağıda
sıralanmıştır:
-
Kistler (içi sıvı dolu kese);
-
Fibrosis (ölü hücre dokusu);
-
Şişlik veya kitleler;
-
Kalınlaşmış ve sert bölgeler;
-
Hassasiyet;
-
Ağrı
Fibrokistik değişim olan kadınlar tipik olarak
periodik meme ağrıları yaşarlar, çünkü bu durum meme dokusunun
vücuttaki aylık östrojen ve progesteron hormon değişimleri ile
direkt olarak ilintilidir. Her mensturasyon döngüsü esnasında
hormonal uyarımlar meme bezlerinin ve ductların büyümesine neden
olur, bunun sonucunda meme su tutar ve meme dokusu bazen şişkinlik
gösterir. Mensturasyon (adet kanaması) sırasında memede şişkinlik,
ağrı, hassasiyet hissedilebilir ve ele kitleler gelebilir.
Mensturasyon sonunda şişkinlik durumu da sona erer. Fibrokistik
değişim semptomları menopozdan sonra genellikle sona ermekle
beraber, kadının hormonu yerine koyma (hormon replacement)
tedavisi görmesi durumunda devam edebilir.
Fibrokistik meme değişimleri genelde ilk önce kişinin kendisi
tarafınca tespit edilir ve devamında klinik meme muayenesi,
mamogram veya bazı durumlarda biyopsi ile araştırmalara devam
edilir. Fibrokistik değişimler çoğunlukla her iki memede, dış üst
çeyrekte ve memenin alt kısmında görülür.
Doktorlar çoğu zaman fibrokistik meme semptomlarının kişinin kendi
kendine bakım uygulayarak gidermesini önerirler. Bireyin durumuna
bağlı olarak fibrokistik meme semptomlarını giderici birçok yöntem
önerilebilir. Aşağıdaki bölümde fibrokistik meme değişimlerini
giderici yöntemler özetlenmiştir:
-
Ekstra destekleyici sütyen kullanmak;
-
Kafein kullanımından kaçınmak (tartışmalı
öneri);
-
Doğum kontrol hapı kullanmak (tartışmalı
öneri);
-
Az yağlı, bol sebze, tahıl ve meyve yeme
alışkanlığı;
-
Göğüslere ısı vermek;
-
Tuz alımını azaltmak;
-
Diüretik kullanımı;
-
Vitamin E, Vitamin B6, niacin veya diğer
vitaminlerin kullanımı;
-
Bromocriptine veya danazol gibi reçeteyle
verilen ilaçların kullanımı;
-
Memedeki kitlelerin cerrahi müdahale ile
alınması.
Nadir de olsa, doktorlar kanser olmayan meme
kitlelerini cerrahi müdahale ile alabilirler. Ağrılı kist sahibi
kadınlarda sıkıntının giderilmesi amacı ile sıvı ince iğne
aspirasyon biyopsi yöntemi ile alınabilir.
Kistler
Meme kistleri memede sıvının birikmesidir. Kistler kanser değildir
ve tipik olarak yuvarlak ve düzgün sınırlı kitleler şeklinde
ortaya çıkarlar. Sıkça olarak meme içerisinde hareket edebilirler
fakat bazen meme dokusunun derin kısımlarıda da oluşabilirler.
Kistlerin oluşmasına neyin sebep olduğu bilinmemekle beraber
uzmanlar vücüttaki hormon seviyelerine cevap verdiklerini
biliyorlar. Örneğin, kadının mensturasyon döneminden 1 veya 2
hafta önce bir kist ortaya çıkabilir ve kanamanın bitiminde de
ortadan yok olabilir. Kistler pre-menopoz (menopoz öncesi) ve
özellikle menopoz dönemi yaklaşan kadınlarda daha yaygın görülür.
Bununla beraber menopoz sonrasında da, özellikle kadının hormon
değişim (hormon replacement) tedavisi görmesi durumunda kist
oluşabilir. Mevcut bir kist ise hormon değişim tedavisi gören
kadınlarda daha inatçı olabilir veya büyüyebilir. Tıp camiası
üyeleri arasında tartışmalı olsa dahi, bazı uzmanlar kafeinin
memede kist oluşmasına neden olabileceği görüşünü
savunmaktadırlar. Bazı kadınlar kafein tüketiminin azaltılmasının
memedeki rahatsızlığı azalttığı görüşündedirler.
Çoğu kadında aynı anda bir veya iki kist görülür, fakat bazı
durumlarda memede daha fazla kist gözlemlenebilir. Kistler
genellikle mamografi ve ultrasonografi ile onaylanırlar. Özellikle
ultrasonografi memedeki anormalliğin kist veya katı bir kitle
olduğunu saptamanın mükemmel bir yöntemidir. Aşağıdaki durumların
dışında, anormallik ultrasonografi ile teyit edildikten sonra
genellikle bir müdahalede bulunulmaz:
Teşhisin kesin olmaması durumunda. Çoğu basit kist ultrasonda iyi
tanımlanmıştır, düzgün sınırları vardır ve ultrason sinyalleri
bunların içinden geçip gider. Fakat bazı kistlerin ekoları düşük
seviyededir, bu da doktorların sıvı almadan kesin olarak kist
teşhisi koymalarını zorlaştırır. Bu tür kistler "kompleks kist"
olarak adlandırılır. Kompleks kistler ultrasonografide katı kitle
olarak ortaya çıkmakla beraber bunlar kanser değildirler.
Kistin rahatsızlık vermesi durumunda. Bazı durumlarda kistler
ağrılı olabilir. Kistlerdeki sıvıyı ince iğne ile almak bu
rahatsızlığı azaltır. Bazen radyologlar kistin tekrar oluşması
olasılığını azaltmak amacıyla drenaj (sıvıyı aldıktan) sonrasında
bölgeye hava enjekte ederler.
Kistlerden alınan sıvı kanlı veya şüpheli görünümde olmaması
durumunda atılır. Şüpheli görünmesi durumunda ise mikroskop
altında incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilir.
Normal kist sıvıları birçok renkte olabilir. Bunlar, sarı,
kahverengi, yeşil, siyah, amber veya sütlü olabilir.
Galactoceles
Galactoceles'ler kadının hamilelik veya emzirme esnasında
oluşabilen süt dolu kistlerdir. Diğer kistlerde olduğu gibi
galactoceles'ler her zaman iyi huylu ve kanser olmayan
oluşumlardır. Çoğu zaman hareketli, düzgün ve yumuşak olarak
karşımıza çıkmakla birlikte sert ve hareketsiz de olabilirler.
Galactoceles'ler kistlere aynı şekilde ele alınır ve çoğu zaman
hiçbirşey yapılmadan bırakılırlar. Eğer tanı kesin değil veya
galactoceles rahatsızlık veriyorsa ince iğne ile içlerindeki sıvı
çekilerek kurutulabilirler.
Fibroadenoma
Fibroadenomlar iyi huylu meme tümörleri olup yaygındırlar ve çoğu
zaman elle hissedilemeyecek kadar küçüktürler. Yine de zaman zaman
brkaç santimetre çapındaki büyüklüklere ulaşabilirler.
Fibroadenomalar hem glandular hem de stormal dokulardan oluşabilir
ve genelde 20 - 30 yaş arasındaki kadınlarda görülürler. American
Cancer Society'ye göre fibroadenoma Afrik - Amerikalı kadınlarda
diğer ırklara göre daha sık görülmektedir. Bu tümörler yuvarlak
olmaya meğilli olup, sınırları etraflarını saran dokulardan ayrık
olduğundan, genelde meme içinde mermer varmış gibi hissedilir.
Bazı kadınlarda yalnız bir fibroadenoma görülürken bazılarında
birden fazla olabilir. Fibroadenoma tanısı genelde ince iğne
aspirasyon biyopsi veya "core needle biopsy" yöntemleriyle
konulur.
Fibroadenomadaki büyüme genelde herhangi bir tedavi
gerektirmeksizin kendi kendine durur, hatta bazen kendi
kendilerine küçülebilirler de. Fibroadenoma ameliyatında
çevreleyen doku da alınabilir. Ameliyatın dezavantajı, ameliyat
bölgesinde "scar" denilen ölü bir doku oluşur bu da memenin
biçimini veya yumuşaklığını bozabilir. Ayrıca ilerideki meme
muayenelerinde ve mamogram görüntülerinin yorumlanmasında güçlük
ve karışıklık yaratabilir. Diğer yandan fibroadenomadaki büyümenin
durmaması durumunda genellikle cerrahi müdahale ile alınmaları
gerekmektedir. Zaman zaman ameliyattan sonra bir veya birden fazla
fibroadenoma tekrar oluşabilir.
Phyllodes tümörleri
Phyllodes tümörleri fibroadenomalar gibi glandular ve stroma
dokularındaki iyi huylu tümörlerdir fakat fibrodenomalardan çok
daha nadir görülürler. Phyllodes tümörleri ve fibroadenomalar
arasındaki fark phyllodes tümörlerinin bağlayıcı (fibro-connective)
dokudaki büğme oluşudur. Phyllodes tümörleri genelde iyi huylu
olurlar, fakat çok nadir de olsa bazen malign (kanser) olup
metastaz yapabilirler. Phyllodes tümörlerinin tedavisi kitlenin ve
etrafındaki 2.5 cm kalınlığındaki çevreleyen dokunun alınması
şeklindedir. Kanserli phyllodes tümörleri lumpektomi veya
mastektomi yöntemleri ile alınırlar fakat kemoterapi veya
radyoterapiye çok iyi cevap vermezler.
Intraductal papilloma
Intraductal papilloma kanser olmayan , siğile benzer memenin içine
doğru büğüyen dallanmış oluşumlardır. Papilloma genellikle meme
ucuna yakın büyük bir süt kanalını da etkileyerek kanlı bir
akıntıya neden olabilir. Bazen meme ucundan uzakta birden fazla
papilloma da gözlemlenebilir.
Papilloma tanısı genelde memedeki süt kanalının "galactogram (veya
ductogram)" olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi ile konulur.
Diğer tanı yöntemi ise "duct excision" yani hasta olan bölgedeki
süt kanalının bir kısmının cerrahi müdahale ile alınması
şeklindedir. Genelde cerrahlar papillomayı ve bir parça süt
kanalını areola (meme ucunun etrafıdaki koyu renkli bölge)
kenarındaki küçük bir kesikten girerek alırlar. Meme ucu
akıntısına neden olan iyi huylu oluşumların yarısının nedeni
papilloma olup diğer yarısı ise fibrokistik değişimler veya "duct
ectasia" dır.
Granular hücre tümörleri
Granular hücre tümörleri genellikle ağızda veya ciltte oluşmakla
birlikte, nadir de olsa memede de görülebilirler. Çoğu granular
hücre tümörü hareketli, düzgün ve 1.5 - 2.5 cm arasındaki kitleler
olarak karşımıza çıkar. Granular hücre tümör teşhisi genelde ince
iğne biyopsi veya "core needle biopsi" yöntemleri ile konulur ve
devamında çevreleyen doku ile birlikte cerrahi müdahale ile
alınırlar. Granular hücre tümörleri meme kanseri oluşum riskinin
yüksek olduğunun göstergesi değidirler.
Duct Ectasia
Duct ectasia süt kanalının genişlemesi ve sertleşmesidir. Genel
olarak 40 - 50 yaş grubundaki kadınlarda görülür ve meme ucundan
gelen koyu yeşil veya siyah bir akıntı ile ortaya çıkar. Meme ucu
ve etrafındaki doku kırmızı ve hassas olabilir. Duct ectasia iyi
huylu bir durum olmakla beraber süt kanalının çevresinde katı bir
kitle oluşması durumunda kanser ile karıştırılabilir. Berrak meme
ucu akıntısı çoğu zaman duct ectasia veya kistin bir sonucudur.
Duct ectasia için çoğu zaman herhangi bir tedavi yönteminin
uygulanmasına ihtiyaç yoktur, fakat ısıtarak veya antibiotik
uygulaması ile daha da iyileşirler. Nadir de olsa areola
kenarındaki bir kesikten girilerek istenilen bölge cerrahi
müdahale ile alınabilir.
Yağ Nekrozu
Yağ nekrozu yağlı memedokusunda şişkinlik oluşması ve hassas bir
hal almasıyla oluşan bir durumdur. Yağ nekrozu herhangi bir
zamanda oluşabileceği gibi, memedeki bir darbe veya yaralanma
sonucu da oluşabilir. Vücut hasarlı meme dokusunu onarmaya
çalışırken zarar gören bölgede "scar" olarak da adlandırılan bir
doku oluşur. Yağ nekrozu bazen mamogramda kanser ile
karıştırılabilir. Yağ nekrozu semptomları bir ay içinde azalır.
Bölgeye uygulanacak biopsi yağ nekrozu tanısını kesinleştirir.
American Cancer Society'ye göre yağ nekrozunun bazı bölümleri
yaralanma ve darbelerde farklı davranabilirler. "Scar" doku
üretileceği yerde yağ hücreleri ölür ve yağlı bir sıvı ile dolu
yağ kistleri oluşur. Yağ kistleri ince iğne aspirasyon yöntemi ile
teşhis edilebilirler, bu aynı zamanda bu kistlere uygulanan tedavi
yöntemidir. Yağ nekrozunun kendisi kanser olmayan bir durum olarak
tanımlanmakla birlikte, bu durumun ortaya çıkması bazen memenin
farklı bir bölgesinde şüpheli bir duruma dikkat çekebilir.
Memede iltihaplanma, Mastitis
Diğer bir iyi huylu değişim olan mastitis en yaygın olarak
kadınların emzirme dönemlerinde ortaya çıkar. Meme ucuna yakın
bölgelerde oluşan çatlaklardan süt kanallarına bakteri geçmesiyle
iltihaplanma oluşabilir. Mastitis olan memede genellikle şişkinlik
olur, kırmızı bir renk alır ve dokunulduğunda ele sıcak gelir.
Çoğu zaman mastitis antibiotik ile tedavi edilir. İrin birikmesi
durumunda drenaj yoluyla birikmiş olan sıvıların çekilmesi
gerekebilir.
Sonuç
Bu yazıda bazı iyi huylu meme değişimleri ve bunların tedavi
yöntemleri anlatılmıştır. Kadınlar meme ile ilgili tüm sıkıntı ve
şikayetlerini doktorlarına iletmelidirler. Tedavi yöntemleri
spesifik duruma, aile geçmişine ve diğer faktörlere bağlı olarak
değişkenlik gösterir.
American Cancer Society asemptomatik (belirti olmayan) kadınlarda
olası bir meme kanserinin erken teşhisi amacıyla aşağıdaki
önerileri takip etmelerini tavsiye eder:
-
20 ve üstü yaşındaki kadınlar her ay kendi
kendilerini muayene etmelidirler;
-
20 - 39 yaş aralığındaki kadınlar sağlık
uzmanı tarafından en az üç yılda bir klinik meme muayenesinden
geçirilmelidir. Aynı zamanda pap testi de yaptırmalıdır;
-
20 - 39 yaş aralığındaki kadınlar aynı
zamanda her ay kendi kendilerini muayene etmelidirler;
-
40 yaş ve üstü kadınlar her yıl sağlık
uzmanının yürüteceği klinik muayeneden geçmelidir. Söz konusu
klinik muayene mamogram çektirme olarak da gerçekleştirilebilir.
Ayrıca her ay kendi kendilerini muayene etmelidirler.
-
Yüksek meme kanseri riski
altındaki kadınlar (mesela ailelerinde meme kanseri olanlar)
doktorlarına yıllık mamogram taramasının 40 yaş öncesinde
başlanması gerekliliğni sorgulamalıdırlar. Bazı doktorlar
örneğin annesi meme kanseri olan kadınların annede teşhis edilen
yaşın 10 yaş öncesinde mamogram taramalarına başlanmasını
önerirler.
http://www.kadinhastaliklarivedogum.com |
|
Dolu dolu yaşanası hayat.. seni yaşayacağım...
|