|

|
|
ANORMAL
SMEAR TESTİNE YAKLAŞIM
Doç.Dr. Ramazan MERCAN
İlk defa 1941 yılında Papanicolaou tarafından smear testinin
tanımlanmasından sonra serviks (rahim ağzı) kanserinde dramatik
bir azalma görülmüştür.
Daha önce serviks kanseri en çok görülen kadın genital sistem
kanseri iken, şu anda üçüncü görülen kanser durumuna gelmiştir.
Ayrıca kanser tanısı da erken konduğu ve tedavisi erken
yapıldığı için serviks kanserine bağlı ölüm oranında da ciddi
bir azalma kaydedilmiştir. Smear testi 2001 yılından beri daha
çok Bethesda sistemi iel değerlendirilmekte ve tedavisi bu yeni
sisteme göre planlanmaktadır.
Rahim ağzı kanseri artık daha çok cinsel geçişli bir hastalık
olarak kabul edilmekte ve human papillomavirus (HPV) kanserin en
önemli sorumlusu olarak kabul edilmektedir. HPV virüsünün
yaklaşık 100 kadar tipi tanımlanmış ve bunlardan 30 tanesinin
genital sistem enfeksiyonlarına yol açtığı gösterilmiştir. A.B.D’de
cinsel olarak aktif kadınların %30’unda HPV virüsüne
rastlanmıştır. Yine bir çalışmada 20 yaşlarındaki kadınların
%25’inde HPV virüsü olduğu görülmüştür. Smear testi anomalisi
olan, yani rahim ağzında kanser öncesi değişikliği olan ve
serviks kanserli hastaların %100’ünde HPV’nin pozitif olduğu
görülmüştür. HPV’nin pozitif olması kanser için en büyük risk
faktörünü oluşturmakla birlikte; sigara kullanımı, birden fazla
partnerle birlikte olma, birden fazla çocuk sahibi olma, uzun
süre doğum kontrol hapı kullanma, başka bir cinsel hastalık
geçirme ve bağışıklık sistemi bozuklukları HPV ile birlikte
kanser riskini artıran diğer faktörlerdir.
HPV’nin 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59 ve 68.
tipleri kanser açısından daha yüksek tiplerdir. Smear testi
değerlendirmesinde ve tedavinin planlanmasında virüs
tiplendirilmesinin gerekliliği konusunda henüz bir görüş birliği
bulunmamaktadır.
Türkiye’de HPV yaygınlığı konusunda henüz bir veri
bulunmamaktadır. Ancak özellikle büyük şehirlerdeki toplumsal ve
buna bağlı cinsel tutum değişikliklerine bağlı olarak HPV
yaygınlığının hızla arttığını gözlemleyebiliyoruz. Smear testi
anormal olan hastalarda yoğun bir korku, kaygı ve stresi çok
yakından gözlemlediğim için bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Burada smear testinde görülen anormal değişikliklerin çok da
korkulacak bir şey olmadığını, ancak yakından izlenmesi
gerektiğini anlatmaya çalışacağım.
Öncellikle bazen de bizim hastaları yanılttığımızın tersine HPV
enfeksiyonları yaşam boyu sürmemekte ve büyük bölümü belli bir
süre sonra tamamen yokolmaktadır. Yapılan çalışmalarda HPV
enfeksiyonlarının %70’nin 1 yıl sonra kaybolduğu ve 2 yıl
sonunda ancak %9’nun devam ettiği görülmüştür.
Bethesda sistemine göre smear testi normal epitel hücreleri,
ASCUS (önemi bilinmeyen anormal hücreler), LGSIL (düşük grade’li
squamöz intraepitelyal lezyon), HGSIL (yüksek grade’li squamöz
intraepitelyal lezyon) ve kanser olarak sınıflandırılmaktadır.
Daha önceki sınıflamalarda orta derecede displazi veya CIN 2
olarak sınıflandırılan smear testleri Bethesda sisteminde HGSIL
olarak sınıflandırılmaktadır.
ASCUS (Önemi Bilinmeyen Atipik Hücreler)
ASCUS saptanan hastalarda 4-6 ay sonra smear tekrarlanmalı ve
yine aynı sonuç veya daha yüksek derecede bir anormallik
görülmesi durumunda kolposkopi ve biyopsi yapılmalıdır.
Alternatif olarak virüs tiplendirmesi yapılıp, kanser açısından
yüksek riskli bir tip görülmesi durumunda hemen kolposkopi ve
biyopsi işlemi yapılabilir. Smear testinde ASCUS saptanan
hastalarda biyopsi yapıldığı zaman % 15’inde düşük veya yüksek
derecede displazi görülür.
Düşük Dereceli Squamöz İntraepitelyal Lezyon (LGSIL)
LGSIL saptanan hastalarda öncellikle kolposkopik muayene ve
biyopsi yapmak gerekir. Çünkü smear testi LGSIL olarak
yorumlanan hastalara kolposkopik biyopsi uygulandığı zaman
%9-16’sında HGSIL olduğu görülmektedir. Kolposkopik muayene
sırasında rahim ağzının dış tabakası ile birlikte iç
tabakasından da biyopsi yapılması önerilmektedir. Eğer
kolposkopik muayene yeterli ve yapılan biyopside CIN 1
saptanırsa sadece izlem yeterlidir. Yapılan çalışmalarda CIN1
olan hastaların %47-57’sinde gerileme, %11-21’inde CIN 2 veya 3
ve %0.15-0.3’ünde kanser geliştiğ görülmüştür. Yani kanser
olasılığı oldukça düşüktür. CIN 1 saptanan hastalarda 6 ayda bir
smear testi veya 1 yıl sonra HPV tiplemesi yapılması yeterlidir.
Üst üste iki smear testinin normal olması veya 1 yılsonra
yapılan HPV testinde virüs görülmemesi durumunda normal yıllık
rutin takiplere geçilebilir. İzlemler sırasında tekrar smear
bozukluğu görülmesi durumunda kolposkopik muayene
tekrarlanmalıdır. İki yıldan sonra smear anomalisi hala devam
ediyorsa gerileme şansı azaldığı için tedaviye geçilmesinde
yarar olduğu düşünülmektedir.
Tedavide elektrokoter (yakma), cryotherapy (dondurma), lazer ve
konizasyon (LEEP veya soğuk konizasyon) uygulanabilir. Bu
yöntemlerin etkinliği açısından aralarında bir fark
bulunmamaktadır. Ancak LEEP yönteminde rahim ağzının anormal
kısmı çıkarıldığı için patolojik olarak tekrar inceleme şansı
vardır ve buda güvenilirliği artırmaktadır. Eğer kolposkopik
muayene yeterli değilse yine rahim ağzının çıkarıldığı LEEP veya
soğuk konizasyon gibi bir yöntemin tercih edilmesi gerekir. LEEP
işleminin kısırlığa yol açma şansı oldukça düşüktür.
Yüksek Dereceli Squamöz İntraepitelyal Lezyon (HGSIL)
HGSIL saptanan hastalarda öncellikle kolposkopik muayene ve
biyopsi alınmalıdır. Yeterli bir kolposkopik muayene ve biopside
CIN 1 görülmesi durumunda yukarıda LGSIL için önerilen yol
izlenmelidir. Kolposkopik muayene yeterli değilse, mikroinvazyon
şüphesi varsa, rahim ağzı kanalının içine uzanan anomali varsa,
rahim ağzının iç kısmında alınan biyopsi pozitifse veya rahim
ağzının iç kısmında sınırlı kanser şüphesi varsa konizasyon
işlemi tercih edilmelidir.
Eğer biyopside CIN 2 veya 3 saptanırsa elektrokoter, cryoterapi
veya konizasyon işlemleri uygulanabilir. Burada konizasyon
(soğuk, lazer veya LEEP) işlemlerinin tercih edilmesi durumunda
alınan materyal tekrar patolojik olarak incelenebilir ve gözden
kaçan mikroinvazyon gibi durumlar görülebilir. Bu nedenle
konizasyon işlemi daha güvenli bir tedavi yöntemi olarak kabul
edilebilir.
Smearde HGSIL ve daha sonra yapılan kolposkopik biyopside CIN 2
veya 3 saptanan hastaların % 32-43’ünde gerileme, % 14-22’sinde
kansere dönüşüm görülür.
Gebelikte Smear Testi
İlk gebelik muayenesi sırasında smear testi rutin olarak
yapılmalıdır. Smear testi normal olmayan hastalarda kolposkopik
muayeneye geçilmelidir. Kolposkopik muayenesi yeterli olmayan
hastalarda gebeliğin 20. haftasından sonra koloposkopik muayene
tekrarlanmalıdır. Bu dönemde rahim ağzında oluşan
değişikliklerden dolayı kolposkopik muayene daha kolay
yapılabilmektedir. Gebelikte biyopsi işlemi sırasında aşırı
kanama olabileceğinden sadece kanser şüphesi olan hastalarda ve
tedavinin gebelik sonrasına ertelenemeyeceği hastalarda
yapılmalıdır.
Atipik Glandüler Hücreler
Atipik glandüler hücreler serviksin veya rahimin iç tabakasından
gelebilir. Bazende bu hücrelerin nereden geldiği tam olarak
belirlenmeyebilir. Glandüler hücrelerdeki displazi adı verilen
değişikliklerin saptanmasında smear testinin duyarlılığı %50 ile
%72 arasında değişmektedir. Yani tanıdaki yeri sınırlıdır.
Atipik glandüler hücre saptanan hastaların %10-39’unda serviks
veya rahim iç tabakasında kanser öncesi değişiklikler veya
kanser görülür. Atipik glandüler hücre saptanan hastalarda
kolposkopi yapılmalı, ancak kolposkopinin tanıdaki yerinin çok
sınırlı olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Bu hastalarda
yapılan biyopsi sonucunda %9-54’ünde CIN 1, %8’inde serviksin iç
tabakasına sınırlı kanser ve %1-9’unda kanser görülür. Atipik
glandüler hücrelerde biyopsi öncesi yapılan değerlendirmede
hücrelerdeki değişikliklerin derecesine göre kanser olasılığı
konusunda öngörüde bulunulabilir.
Atipik glandüler hücre saptanan 35 yaşın üzerindeki ve anormal
kanaması olan adölesan hastalarda kolposkopik rahim ağzı
biyopsisisne ek olarak rahim içindende biyopsi yapılmalıdır.
Eğer anormal hücrelerin rahim iç tabakasından geldiği
düşünülüyorsa öncellikle rahim içinden biyopsi alınmalıdır.
Atipik glandüler hücre görülen ancak kolposkopi ve biyopsi
sonuçları normal oln hastalat 4-6 ayda bir smear testi ile 4
tane normal smear testi görülene kadar izlenmelidir. Tekrar
anormal hücre saptanması durumunda yine kolposkopi ve biyopsi
yapılmalıdır. Biyopsi sonuçlarının anormal olması durumunda
konizasyon işlemi uygulanmalıdır. Serviks iç tabakasında sınırlı
kanser saptanması durumunda soğuk konizasyon tercih edilmelidir.
LEEP işlemi daha kolay ve daha az travmatik olmasına karşın
dokuları yakmasından dolayı patolojik incelemeyi zorlaştırabilir
ve yanlış değerlendirmelere yol açabilir. Konizasyon
sınırlarında anormal hücreler görülmesi durumunda konizasyon
işlemi tekrarlanmalıdır. Eğer hastanın çocuk sorunu yoksa
rahimin alınması tercih edilmelidir. Çünkü biyopside sınırlar
temiz olmasına karşın daha sonra rahimi alınan hastaların
%8-44’ünde residü hücrelere rastlanabilmektedir.
http://www.populermedikal.com
|
|
|