|

|
|
MENOPOZ
Menopoz kadınlarda adet kanamalarının kesilmesidir. Türkiye’ de
ortalama menopoz yaşının 48 olduğunu bildiren yayınlar vardır.
Kırk yaşından önce olmasına prematür menopoz denir. Annesi erken
menopoza giren kadınlarda erken menopoz riski daha fazladır. Doğum
yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı
kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç
olur. Sigara içen kadınlar menopoza daha erken girerler. Cerrahi
müdahale sonucunda yumurtalıklardan birinin kaybı, endometriozis,
ve kanser için verilen kemoterapi ve radyoterapi menopozun erken
gelmesine sebep olurlar.
Menopozun belirtileri
Geçiş döneminde kanamalarda düzensizlik ve adet kesilmesi:
Menopozun temel belirtisi adetlerin kesilmesidir. Özellikle 45
yaşın üzerindeki bir kadında 6 aydan daha uzun süre adet olamaması
genellikle menopoza işaret eder.
Ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk tanıyı güçlendirir.
Menopozun erken dönemlerinde adetsiz geçen ayları takiben bazen
kanamalar görülebilir. Bu tür kanamalar endometrial hiperplazi adı
verilen ve rahim iç tabakasının fazla kalınlaşması ile seyreden
bir hastalığın belirtisi olabileceğinden mutlaka jinekolog
tarafından değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Ateş ve ter basmaları menopoza giren kadınların %70-80’ inde
görülür. Nedeni tam olarak belli değildir. Geceleri daha sık
görülebilir ve uykunun bölünmesine neden olur.
Vaginada kuruluk: Östrojen hormonun menopozla beraber
tamamen ortadan kalkması ile vaginada kuruluk ve vagina içini
döşeyen hücre tabakasında incelme olur. Bunun doğal sonucu olarak
da cinsel birleşme daha ağrılıdır. Bazen tahrişe bağlı kanama
görülebilir. Vagina tabakalarının incelmesi ile beraber mikroplara
karşı olan direnç azalır ve tekrarlayan vaginit durumu sıkça
görülebilir.
Osteoporoz (kemik erimesi): Menopoza giren kadınlarda en
önemli problemlerden biridir. . Osteoporoz için bazı risk
faktörleri vardır. Erken menopoz veya yumurtalıklarının ameliyat
ile alınması sonrasında menopoza giren kadınlarda, kalsiyumdan
zengin süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenen kadınlarda,
sigara içenlerde, ailesinde osteoporoz ve buna bağlı kırık öyküsü
olanlarda, ince vücut yapısına ve açık renkli tene sahip
olanlarda, ve menopoz sonrasında östrojen tedavisi almayan
kadınlarda osteoporoz görülme olasılığı artmaktadır. Menopoz
sonrası belirli oranda kemik kaybı olduğu bilinmektedir. Östrojen
hormonu kullanılmayan durumlarda başka ilaç seçenekleri ile kemik
kaybı önlenmelidir.
Koroner Damar Hastalıklarında Artma: Koroner damarlarda
plak oluşumu ve daralma menopoz sonrasında kadınlarda hızlanarak
kalp krizinden ölüm riski 70 yaşından sonra erkeklerinkine eşit
hale gelmektedir.
Menopoz sonrası dönemde kadınlarda kan yağlarında da olumsuz
değişiklikler oluşmakta ve kolesterol ve trigliserid düzeyleri
yükselmektedir. Menopoz sonrasında kan pıhtılaşmasında rol alan
faktörlerin değişmesi ile göreceli bir pıhtılaşma artışı
görülmekte ve damar hastalığı ve beyin damarlarındaki tıkanıklığa
bağlı inme riskini çoğaltmaktadır.
Menopozdaki birçok kadın sıklıkla duygulanım değişiklikleri yaşar.
Anksiyete, sinirlilik, enerji kaybı, isteksizlik görülebilir. Bu
duygular menopozun hormonal değişikliklerine mi bağlı, yoksa orta
yaş problemleri sonucu mudur kesin yanıtı henüz bulunamamıştır.
Menopoz döneminde kadında genel bir mutsuzluk, yorgunluk,
tükenmişlik, çabuk sinirlenme, ağlama nöbetleri, bellek sorunları,
dikkati toplayamama gibi şikayetler sıktır. Bu kişilerde uygun
antidepressan tedavi ile birlikte östrojen verilebilir.
Doğurganlığın kaybı, gençlik ve genç görünümün kaybı, değişen
vücut şekli, enerji yoksunluğuna yol açan uykusuzluk, cinsel
istekte azalma kişide bir keder ve endişe duygusu yaratmaktadır.
Uygun durumlarda östrojen tedavisine ek olarak, beslenmenin
düzenlenmesi, egsersiz, stresin azaltılması, kişiyi yeni uğraşlar
edinip kendini geliştirmesi yönünde motive etmek, konusunda
hekimlere önemli sorumluluklar düşmektedir.
Menopozun cinsel istek üzerindeki etkisi tam olarak belli
değildir. Menopozla birlikte ortaya çıkan bazı psikolojik
faktörlerin libido üzerinde olumsuz etkisi olabilmektedir.
Menopoza giren kadınlarda özellikle de hormon tedavisi alınmıyorsa
vajinal kuruluk ve cinsel istek azalmaktadır.
Menopozdaki kadınlarda yapılması gereken incelemeler
Etraflı bir aile öyküsü alınmalı ve özellikle hormon tedavisinin
verilmesi için sakınca oluşturacak durumlar belirlenmelidir.
Laboratuar tetkikleri arasında yapılması gerekenler aşağıda
sıralanmıştır:
PAP Smear testi: Menopoza kadar düzenli yapılan smear testlerinden
hiçbir zaman anormallik saptanmamış olan kadınlarda PAP testinin
arası 3 yıla çıkarılabilir.
Ultrason ile yumurtalıkları ve rahim iç tabakasının
değerlendirilmesi
Lipid profili (total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol,
trigliseridler)
Karaciğer fonksiyon testleri
Kalp taraması
Tiroid testi: Kadınlarda sessiz hipotirodi çok sık görülür
ve bu nedenle yıllık taramaların içine katılması önerilmektedir.
Mamografi: 40–60 yaş arasında her yıl yapılması önerilmektedir.
Ultrason tek başına mamografinin yerine geçmez. Ultrasonografi ile
mamografide şüphelenilen lezyonların solid yani katı veya kistik
yani sıvı dolu olduğunun ayırıcı tanısında kullanılır. Östrojen
tedavisi de meme yoğunluğunu artırarak mamografinin yorumlanmasını
zorlaştırır.
Kemik yoğunluk ölçümü: özellikle risk faktörleri taşıyan ve
hormon almak istemeyen kadınlarda önemlidir. Risk faktörü
taşımayan ve zaten hormon verilmesi kararlaştırılmış olan
kadınlarda verilecek olan kararları etkilemeyeceğinden yapılması
gereksizdir.
Menopozda Hormon Tedavisi-Seçenekler ve verilme yolları
Menopoz döneminde hormon tedavisi çeşitli şekillerde çeşitli
yollardan verilebilir.
Hormon Tedavilerinin Çeşitleri
Tek başına östrojen (E) kullanımı: Rahmi alınmış olan
kadınlarda tercih edilen hormon verilme şeklidir. Genellikle
kesintisiz olarak ağızdan veya cilt yoluyla verilir.
Östrojen ile beraber Progesteron (P) kullanımı: Rahmi olan
kadınlarda rahim iç tabakasının (endometrium) aşırı kalınlaşması
ve kanser riski nedeniyle östrojenle beraber progesteron da
verilemelidir. Menopoza yeni girmiş veya perimenopozal diye tabir
edilen menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda E+P tedavisi
kesintili (siklik) olarak uygulanır. Menopozun üzerinden 1 yıldan
fazla geçmiş ise kesintisiz verilebilir. Bu durumda kanama
beklenmez. Progesteron ağız yolu ile, vaginal yoldan veya içinde
progesteron içeren rahim içi araçları kullanılarak rahim içine
lokal olarak da verilebilir.
Hormonlara benzer etki gösteren maddeler (Tibolon): Tibolon
hem östrojen, hem progesteron, hem de androjen reseptörlerine
bağlanarak etki eden bir maddedir. Kesintisiz olarak kullanılır ve
östrojenin pek çok yan etkisini göstermez. Kanama yapmaz. Östrojen
ile olasılığı artan meme kanseri riski tibolon ile daha azdır.
Bitkisel östrojenler (Fito-östrojenler): İsoflavin adı
verilen maddeleri içerirler. Vücutta zayıf östrojenik etki
gösterirler. Yapılan çalışmalarda menopozun ateş ter basmaları ve
vajinal kuruluk gibi akut belirtilerinde gerileme oluşturdukları
gösterilmiş olsa da her çalışma aynı sonuçları vermemiştir.
Genellikle östrojen tedavisi almak istemeyen veya bu tedavinin
verilmesinin sakıncalı olduğu durumlarda kullanılır. Menopozun
uzun vadeli yan etkileri üzerindeki yarar veya zararları tam
olarak belli değildir.
Hormon tedavisi ağızdan, cilt yolu ile, burun yolu ile, vajinal
yoldan veya rahim içine lokal olarak verilebilir. Östrojen hormonu
genellikle ağızdan veya cilde yapıştırılan flasterler ile verilir.
Her iki yoldan verildiğinde de benzer etkiler gösterir.
Kolesterolü yüksek olan kadınlarda ağızdan, trigliseridleri yüksek
olanlarda ise cilt yolu ile verilmesi tercih edilir. Cilt yolu ile
verildiğinde karaciğerden ilk geçiş etkisi göstermediğinden
doğrudan kana karışır ve hedef dokulara ulaşır. Östrojenin cilt
yolu ile verilmesi sonucunda mide barsak yakınmaları daha az
görülür ve kan seviyeleri daha sabittir. Östrojenin hedef dokuları
vajen, dış genital organlar, rahim iç tabakası (endometrium),
meme, merkezi sinir sistemi ve damar çeperleridir.
Vajinal kuruluk gibi yerel yakınmaları ön planda olan kadınlarda
östrojen jel veya vajinal kapsüller şeklinde vajinal yoldan
verilmelidir. Diğer yakınmaları belirgin olmayan kadınlarda
sistemik tedavinin endikasyonu yoktur.
Hormon tedavisinin etkileri
Ateş ter basmaları: Menopoza giren kadınların %25 inde ateş ve ter
basmaları görülmez. %50 sinde bu yakınmalar hafif veya orta
şiddettedir. %25 inde ise şiddetli ateş ter basmaları vardır.
Ateş-ter basmalarına genellikle gece terlemeleri de eşlik eder.
Gece terlemeleri uykusuzluğa neden olacağından gün içinde
yorgunluk ve konsantrasyon bozuklukları ve sinirlilik görülür.
Kısacası kadının hayat kalitesini en fazla etkileyen durumlardan
biridir. Ateş-ter basmaları 6 ay ila 2 yıl içinde azalarak
geriler. Ateş-ter basmaları östrojen verilmesi ile çok etkin bir
şekilde giderilir.
Dış genital organlarda ve vaginada incelme ve kuruluk: Dış
genital organlar ve va menopozdan ortalama 1–2 yıl içinde hormon
alınmadığı takdirde atrofiye uğrar. Dış genital organlarda incelme
ve sarkma olur. Vagina kurur ve daralır ve buna bağlı olarak da
cinsel ilişki zorlaşır. İdrar kaçırma yakınmaları da buna
bağlıdır. İncelmiş vagina dokusunun direnci azalacağından
enfeksiyonlara karşı direnç azalır. Ateş ter basmaları belirgin
olmayan ve vaginal kuruluk ile başvuran kadınlarda östrojen lokal
olarak vagina içine uygulanır. Bu şekilde verilen östrojenin
dolaşıma katılma oranı çok az olduğundan rahim iç tabakasını
korumak amacı ile progesteron verilmesine gerek yoktur. Vaginal
yolla dahi hormon almak istemeyen kadınlarda ise eczanelerde
satılan vagina kayganlaştırıcı jellerin kullanılması özellikle
cinsel ilişki sırasında görülen sıkıntıları yatıştıracaktır.
Osteoporoz (kemik erimesi): Osteoporoz özellikle Kuzey
Amerika’da ve Avrupa’da oldukça yaygın olarak görülen önemli bir
sağlık sorunudur. Kemiklerden menopozla birlikte hızlanan kalsiyum
kaybı ile kemiklerin bütünlüğü bozulur ve kırık riski artar.
Kırıklar önce omurgada sonra kalçada olur. Hormon tedavisi
osteoporozu etkin bir şekilde engeller, ilerlemesini durdurur ve
bazı olgularda yeni kemik yapımını sağlar. Bugün için menopoza
dair başka yakınması olmayan kadınlarda sadece kemik erimesini
engellemek amacı ile hormon tedavisi verilmesi ilk seçenek olarak
kabul edilmemektedir. Ancak başka nedenlerden dolayı hormon
tedavisi başlanmış olan menopozdaki kadınlarda kemik erimesi için
yüksek risk varsa veya yerleşmiş kemik erimesi varsa tedavinin 5
yılı aşkın sürelerde dikkatli kontrol altında devam edilmesi
önerilmektedir. Hormon tedavisi alan kadınlarda kemik erimesi için
başka bir ilacın kullanılmasına gerek yoktur.
Alzheimer Hastalığı: Hormon tedavisi ile Alzheimer
hastalığı arasındaki risk 4 çalışmada irdelenmiştir. Menopoza
giren kadınlarda erken dönemde östrojen tedavisi başlanmasının
Alzheimer hastalığı riskini azalttığı gösterilmiştir. Ancak mevcut
olan hastalık üzerine östrojenin herhangi bir etkisi yoktur. Aile
öyküsü nedeni ile yüksek risk altında olan kadınlarda östrojen
başlanmasının yararlı olup olmayacağı ise bilinmemektedir.
Meme kanseri ile hormon tedavisi ilişkisi
2002 yılında yayınlanan WHI (Womens Health Initiative)
çalışmasında ise ilk defa ileriye dönük rastgele seçilmiş hastalar
üzerinde yapılan ve 5,2 yıl içinde zamanından önce sonlandırılan
çalışmada ise östrojen+progesteron tedavisinin beklendiği üzere
koroner damar hastalıkları riskini azaltmadığı ve hatta aksine
artırdığı gösterildi. WHI çalışmasının sonuçlarının
genelleştirilmesini engelleyen bazı kısıtlamaları da vardır.
Bunlardan en önemlisi çalışmanın 60 yaş ve üzerindeki kadınlarda
yapılmış olmasıdır. Yeni menopoza girmiş ve daha genç olan
kadınlarda daha henüz koroner damarlarda tıkanma başlamadan önce
hormon tedavisinin zararı değil yararı olabilir.
WHI çalışması yanı zamanda hormon tedavisi alan kadınlarda stroke
(inme) riskinin arttığını göstermiştir. Öyküde geçirilmiş venöz
tromboemboli olan kadınlarda tekrarlama riski 5 kat arttığından
hormon tedavisi verilmemelidir.
Meme kanseri: Amerika’da yapılan WHI çalışmasında risk
artışı 1.24 olarak saptanmıştır. 5 yılın altında hormon kullanan
kadınlarda ise risk artışı olmamaktadır. Ancak meme kanserinden
ölümlere bakıldığında hormon alanlarda ve almayanlarda fark
görülmemektedir. Tek başına östrojen kullanan kadınlarda ise meme
kanseri riski artmamaktadır. Meme kanseri kadınlarda kanser
ölümlerinde birinci sıradadır. Östrojen kullanan kadınlarda
mamografide saptanabilen meme yoğunluğunda artma olmaktadır. Bu da
mamografik yorumlamayı zorlaştırmaktadır. Hormon alan kadınların
hekimleri ile daha yakın ilişki içinde olmaları nedeni ile meme
kanseri daha erken yakalanmaktadır. Ayrıca hormon alan kadınlarda
gelişen meme kanserlerinin biyolojik davranış biçimi daha iyi ve
ilerlemesi daha yavaştır. Risk taşımayan ve daha önce prekanseröz
bir lezyon alınma öyküsü olmayan ve menopoz yakınması (ateş
basmaları) şiddetli olan kadınlarda yakın takip altında hormon
tedavisi verilebilir. Yıllık mamografik ve ultrason kontrollerinin
yapılması önerilmektedir.
Kimlere verelim;
Bugün yaygın olarak kabul edilen görüş; hormon tedavisinin ancak
yakınması olan kadınlarda ve en düşük dozda kısa süreli (5 yıldan
az) kullanılması gerekliliğidir. Yakınması devam eden ve hormonu
bırakamayan kadınlarda ise dikkatli bir takip altında devam
edilebilir.
Hormon içermeyen alternatif, bitkisel ilaçlar da kullanılabilir.
Prof. Dr. Bülent Baysal.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Doktoru
Telefon: 0212 246 70 45 Cep: 0532 216 92 09
Muayenehane: Büyükdere cad. (LAPE Hastanesi Karşısı) No:25/3 Şişli-İst
http://www.tupbebekgebelik.com/menepoz.html
TÜP BEBEK
EMBRYO DONDURMA
MİKROENJEKSİYON
ASİSTE YUVALANMA
TESE VE
TESA (MİKROSKOBİK TESE)
ANTİSPERM ANTİKORLAR (ASA)
KISIRLIK İNFERTİLİTE, KADIN
İNFERTİLİTESİ, ERKEK İNFERTİLİTESİ
NORMAL
DOĞUM MU SEZARYEN Mİ?
GEBELİKTE TEMEL
İNCELEMELER
DIŞ GEBELİK
KORDON KANI SAKLAMA
TARAMA VE
ERKEN TANI TESTLERİ
AMNİYOSENTEZ
GEBELİKTE CİNSEL
YAŞAM
GEBELİK ZEHİRLENMESİ-PREEKLAMPSİ
MENOPOZ
JİNEKOLOJİ
DOĞUM KONTROL HAPLARI
DÜŞÜKLER
KÜRTAJ
VAJİNİSMUS
MYOM
|
|
|