|
Hep tartışma konusu
olmuştur. Televizyon çocuk gelişiminde faydalı mı değil mi?
Günümüzde çocukların en iyi arkadaşı diyebileceğimiz televizyon
doğru kullanılırsa çocuğun zihinsel gelişimine katkıda
bulunabilir. Ama bunun için televizyon izlerken onun yanında
olmalı izleyeceği programları seçmelisiniz.
Yetişkinlerin televizyon izleme süresini sınırlaması ve
izlediklerindeki mesajı anlaması televizyonu çocuk için olumlu
hale getirebilir.
Özellikle tatillerde çocuklar daha fazla televizyon izlerler.Tatil
günlerinde yayınlanan , çocuklar için eğitici , öğretici ve
eğlendirici nitelikli programları seyretmelerini sağlıyarak ya da
teşvik ederek televizyon kullanımını olumlu hale getirebilirsiniz.
Çocuklar televizyonla kendilerini daha iyi değerlendirebilir,
televizyonlardan aldıkları bilgileri kendi mantıklarıyla
biçimlendirebilirler. Bu durumda televizyon ideal bir iletişim
aracı haline gelir.
20. Yüzyılın en büyük buluşları arasında kitle iletişim araçları
yer almaktadır. Bunlar içerisinde şüphesiz en önemli yeri de
Televizyon almaktadır. TV insanlık tarihi adına büyük gelişmelere
vesile olmuş ve halada etkileri açısından insanlık adına
tartışılmaz bir noktada yerini korumaktadır. TV evlerde yerini
almadan önce ve aldıktan sonra diye aile hayatını ikiye ayırmak
belkide pek fazla yanlış olmaz. Bizim konu başlığımızdan da
anlaşılacağı üzere bu yazımızda TV nin erişkin birey , aile veya
toplumsal yönlerini incelemek yönünde bir amacımız yok. Bu
değerlendirmeleri şimdilik daha ileri tarihlere erteleme
gerekliliğini düşünüyoruz.
Gerek klinik görüşmelerimiz sırasında karşılaştığımız anne
babalardan, gerek değişik yollar ile bize gelen sorularda sıkça
karşılaştığımız sorulardan biri de ''TV nin çocuğumuza etkisi
nedir ? '' şeklinde olan sorudur. Bu konuda anne babalara
söylediğimiz genel şey her yaş için şüphesiz bu sihirli kutunun
çocuğa etkileri farklı farklı olmaktadır. Bunu iyi veya istenen
etkiler ve kötü veya istenmeyen etkiler şeklinde ikiye
ayırabiliriz. Ama TV nin en büyük etkisi şüphesiz 0-3 yaşları
arasında olmaktadır. Çünki bu yaşlar hayat boyu kullanılacak bazı
psikososyal ve psikomotor özelliklerin kazanıldığı çok önemli bir
devredir. Bu devrede oluşabilecek herhangi bir sorun bütün hayatı
etkilemektedir. Bu nedenle yaşlara göre TV nin etkileri konusunda
anne babaları bilgilendirmek gerektiğini düşünerek bu türlü bir
yazı yazma ihtiyacı hissettik.
0-3 yaş gurubuna etkiler
0-3 yaş için TV bazı durumlarda ciddi sıkıntıların kaynağı
olabilmektedir. Ailelerin sosyoekonomik zorlukları , çalışan
annelerin durumu , çocuğun-ilgilenilmesi gereken - ek kardeş
durumu , anne babaların kendilerine ait sorunları ,yapılması
gereken ev işleri , anne babaların sosyoekonomik zorluklardan
dolayı ek işlerde çalışmaları , anne babalardan birinin veya ev
içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı , ailelerin
kendi psikososyal ihtiyaçları için zaman ayıramaması , anne
babaların kendilerinin psikiyatrik sorunları , istenmyen hamilelik
sonucu bebeğin doğmuş olması , çocuğun bedensel bir hastalığının
olması ve buna benzer sayacağımız onlarca etken nedeni ile anne ve
babalar çocuklarına yeterince zaman ayırmamakta veya
ayıramamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı anne babalar isteyerek
veya istemeyerek çocuğu ile fazla ilgilinememekte çocuğu ile
ilgilenme fiziksel bakım ( karnını doyurma , altını temizleme vb.
) ötesine çok fazla geçememektedir.
Bu dönemde çocukların duygusal doyum sağlaması ve onun ile her
bakımdan ilgilenilmesi onun sağlam ve güçlü bir psikolojik
yapısının oluşmasına zemin hazırlar. Bu dönem için bebeği okşamak
, kucaklamak , onun ile konuşmak , sevildiğini hissettirmek , onun
ile oynamak, onun ile birlikte vakit geçirmek , onu gezdirmek,
psikomotor ve psikososyal yönünün gelişimine çok büyük katkılarda
bulunur. Bebek ile birlikte vakit geçirmek , onun insanlar arası
ilişkilere yabancılaşmasını engeller ve ilgilenen bakıcısı
vasıtası ile önce karşısındaki bireyi , aile ortamını ve yavaş
yavaş sosyal çevresini tanımasına yol açar . Bu bağlanma yolu ile
önce anneye karşı bir ilişki gelişir . Bu durum anne karnında
başlar ve bebeklik döneminde devam eder. Çocuk bu bakım veren
aracılığı ile iletişim geliştirmeye , kendini ifade etmeye ,
ihtayaçlarını anlatmaya çalışmaya , kısacası sosyal ortamın
gereklerini yaparak yanında ve çevresinde bulunan insanlar ile
iletişim ve etkileşim içerisine girmeye başlar.
Çocuk sosyal ortamda iletişimin temel esası konuşma olduğu için
konuşmayı öğrenmek zorundadır. İnsanlar tarafından sevilmek için
onları anlamak onların duygusal uyarılarına cevap vermek
zorundadır. Çocuk sosyalleşmek ve iletişimini kurmak için
etrafındakilerden özelliklede bakım veren kişiden teşvik almak
zorundadır. Bu çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ( yiyecek ,
giyecek , temizlik , koruma vb) , onun dertleri ile ilgilenmek ,
onun ile birlikte vakit geçirmek , onu öpmek , okşamak, konuşmak ,
oynamak vb gibi yapılan girişimler ile çocuk sevildiğini
hissettirerek , onun için , psikososyal gelişim için bir teşvik
oluşturmalıdır. Konuşma , etraf ile ilgilenme , sosyal ortamların
gereklerini yerine getirme , insanlar ve yaşıtları ile ilgilenme ,
ihtiyaçlarını insanlara anlatma , insanlara duygusal yakınlık
kurma ,cansız varlıklardan çok canlı varlıklar ile ilgilenme gibi
bir çok psikososyal faktör çocuklarda bu iletişim ve etkileşim
ortamında kendileğinden meydana gelmeye başlar .
Bütün bunlardan bahsetmemizin nedeni , bizim meselemiz ile
yakından ilgili olmasından dolayıdır. Çocuk cansız bir varlığın
karşısında , duygusal ve sosyal uyarıdan mahrum , sevgiden ve
bağlandığı kişiden uzak ,çocuğun konuşmasına , bakışına ,
gülümsemesine karşılık vermeyen , gönderdiği iletişim ve etkileşim
mesajlarına cevap vermeyen, sert , soğuk bir cismin karşısında
kaldığında ( ne kadar ses ve görüntü olursa olsun çocuk onları
yorumlayacak ve kabul edecek durumda ve psikososyal seviyede
değildir ) biraz önce saydığımız sosyalleşme ve bireyselleşme ve
kendiliğinden gelişecek olan psikososyal yönlerin hepsi eksik veya
yetersiz kalacaktır. Neden küçük çocuklar için bu biraz daha
sıkıntılı bir durum ? çünkü çocuğun busosyal ve duygusal eksikliği
telafi edeceği arkadaş ve sosyal ortamı , konuşmak veya vakit
geçirmek için gideceği ikinci bir ortam ve bunu telafi edebilecek
psikomotor ,psikososyal yeterlilik henüz gelişmemiştir ayrıca
alternatif bir gelişim ortamı yoktur .
TV karşısında 0-3 yaş arasında aşırı miktarda kalan (günlük 1-2
saatin üzerinde ) çocuk , ailede ve özellikle de bakım veren
kişide eşlik eden yukarıda saydığımız diğer etkenler de varsa ,
sosyal gelişim (duygusal etkileşim ve karşılık verme, sosyal
ortamlara uyum , insanlar ile ilgilenme , onlara yakınlık gösterme
, yaşıtlarına ilgi vb) , ve iletişim ( konuşma , anlamlı jest ve
mimikler , heceleme , agulama , ses çıkarma , cümle kurma vb.)
için gerekli olan fonksiyonların gelişiminde gecikmeler veya
yetersizlikler görülür. Bu duruma yani iletişim ve etkileşim
bozukluğuna yol açabilecek diğer nedenlerin olup olmadığı
incelenmelidir. Bütün bu nedenlerden dolayı bebekler için sevgi
,duygusal ilgi ve birlikte geçirilecek vakit yerine çocuğun TV
karşısında kalması son derece sakıncalıdır.
Bu dönemde uzun süre çok aşırı miktarda TV karşısında kalan
çocuklarda başka hazırlayıcı nedenler yok ise , başka nedenler de
eklenerek bazı psikiyatrik tablolar gelişebilir. Bu tür çocuklarda
etrafa karşı ilgisizlik , seslenince bakmama , göz kontağı kurmama
, insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik , onlarla duygusal ve sosyal
iletişime geçmeme , kendi halinde olmaya çalışma , kendi etrafında
dönme , sallanma , aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme ,
konuşmama , cümle kurmama , iletişim ve etkileşimde problemler ,
duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok belirti görülebilir.
Bu nedenle ane babaların özellikle bu yaş için TV izleme konusunda
sınırlamalar ile birlikte durumu yönlendirmeleri , normal
psikomotor ve psikososyal gelişim için uygun olur.
Aynı zamanda bu yaş içindeki bir bebek veya küçük çocuk ile hem
anne hem babanın , mümkün olduğunca fazla vakit geçirme ,onunla
oyun oynama , konuşma , sevdiğini belli etme , duygusal yakınlık
gösterme , onun ile gezme , onun fiziksel bakımını ihmal etmeme ,
onun normal gelişim basamakları konusunda dikkatli olma , onun
diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimine zemin hazırlama ,
sadece onun için belli zamanlar ayırma , ona masal anlatma vb. bir
çok faaliyeti günlük hayat içerisinde yapmaları uygun olur.
4 -7 yaş çocuklar ve TV
Bu yaş grubunda çocuğun gelişimi ile ilgili önemli adımlar atılır.
0-3 yaş grubunda olduğu gibi çocuğun gelişimi bu dönemde de çok
hızlı bir şekilde devam eder. Bu dönemde anne baba , arkadaş ve
sosyal çevre ile etkileşim ve iletişim belirgin olarak artmış ve
artık erişkinlerle birlikte belirgin olarak uyum sağlanmıştır. Bu
dönemde gerek dil gelişimi , gerek motor gelişim de önemli
aşamalar kaydedilir. Bu dönemde çocukta ki etkilenmeler hayat boyu
çocuk için çok önemli olmaktadır.
TV nin bu dönemde çok aşırı izlenmesi çocuğun dil ve sosyal
gelişiminde bazı sıkıntıların ve eksikliklerin oluşmasına neden
olabilir. Bu dönemde çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen
somut olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düşünce
gelişmediği için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen
görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu gibi
uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüğü bir hareket veya
sahneyi olduğu gibi yapmaya çalışabilir. Çocuk için bu dönemde
şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluşan çizgi filmler
oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltı şiddet duygularının
yerleşmesine neden olabilir . Aynı zamanda çocuğun bu dönemde
izleyeceği gerilim, korku veya aşırı şiddet içeren görüntülerden
çocuklar oldukça aşırı etkilenebilir , bu durum onları akla gelen
görüntüler ve düşünceler ile günlerce rahatsız edebilir. Ek olarak
çocukta uyku bozukluğu , yalnız kalmak istmememe , korku ve endişe
duyguları yerleşebilir ( klinik ortamda bunun örneklerini
görmekteyiz ) . O nedenle anne babaların bu dönede izlenen
programlara özellikle dikkat etmesi gerekir.
Çocuğun sosyalleşmesi , yakınları ile diyalog kurması , sosyal
adaptasyonu , dil gelişimi ve buna benzer konular TV izleme (
aşırı miktarlarda ) ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların
eğitici programlar harici özellikle şiddet içeren ve çocuklar için
travmatik olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu
hazırlıksız karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı ,
gerilim , korku , şiddete eğilim gibi sıkıntılara yol açabilir.
Amerika ve Avrupada uzmanlar küçük yaşlarda gösterilen şiddet
davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler sarfetmekte
,özellikle son zamanlarda okullarda gösterilen şiddet olaylarından
sonra meselenin öneminin daha da arttığı anlaşılmaktadır . Mühim
olan ve yapılması daha basit olan şey çocukların ruh sağlığı
bozulmadan koruyucu önlemlerin alınması gerekliliğidir.
Unutulmamalıdır ki çocukluk çağında görülen her görüntünün ,
duyulan her sesin , karşılaşılan her iyi ve kötü muamelenin
muhakkak ileriki yıllarda bir yansıması olacaktır. Bu nedenle TV
gibi iletişim araçları eğitim amaçlı olarak kullanılmalı , eğlence
amaçlı ise belli sınırlarda kullanılmalıdır. Özellikle anne
babalar, aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda
oldukça seçici davranmalıdırlar . Bütün bunlara ek olarak , aşırı
ve uygunsuz TV izleme durumunda , daha çok geç saatlerde
izlenmesine müsade edilen programlar ile çocukların uyku ritmi
bozulmakta , vakit ve motivasyon eksikliğinden dolayı çocukların
oyunlar ve değişik aktiviteler ile kazanacakları motor beceriler
yetersiz kalmakta , çocukların arkadaş ortamlarında kazanacakları
sosyal adaptasyon yeteneği istenen seviyede olmamakta , ince motor
becerilerin gelişimine ve anne babanın eğitimi için gerekli vakit
azalmakta , bu yaş için gerekli olan fiziksel hareketlilik ile
enerji atımı eksik kalmakta , TV nin çocuklar için bir miktar
katkısı olsa bile genel olarak dil , sosyal ve motor gelişimde
sıkıntılar gözlenmektedir. Bu durum eğer anne babanın çocuğu için
yeterli vakit bulmasında sorun varsa , çocukta ek olarak
psikiyatrik sıkıntılar varsa , çocuğun gelişimini destekleyecek
diğer faktörler eksik ise daha da büyük sıkıntı olmaktadır.
7-12 yaş arası çocukların durumu
Bu dönemdeki çocuklar genelde ağır eğitim şartları içinde olan
grubu oluşturmaktadır. Aynı zamanda TV nin eğitim amaçlı
kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu
oluşturmaktadır. Yukarıda saydıklarımıza ek olarak bu yaş grubunda
soyut düşünce yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür.
Çocuklar TV deki görüntülerden etrişkin düzeyinde etkilenmeye
başlarlar. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet
içeren , korku ve gerilime neden olan sahnelerin çocuğun
gelişiminde problem oluşturacağını söylemek gerekir. Yukarıda
bahsettiğimiz iletişim ve sosyal adaptasyon üzerine etkileri 0-3
yaş ve 4-7 yaş grubundaki kadar negatif şekilde olmaz . Çocukların
bu yaşlardan itibaren TV üzerinden kazanımları eğer iyi
yönlendirilir ve seçici davranılırsa devam eder. Bu yaştaki
çocukların ders ve okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme
saatleri uygun bir şekilde sağlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı
durumunda çocuğun sosyal aktivitelerinde , arkadaş ilişkilerinde ,
ders başarısında , sportif faaliyetlerinde , yaşa uygun
becerilerin geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.
Gönderen: Aslı ESKİMEZ |