Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
 
 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 

Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları

 

  Paylaşım Ana Sayfa
  Yemek Tarifim
  Sevgi Ağacı
  Şirin Gifler
    Masal Dünyası
  Çiçek Bahçesi

     
 

 

     
 
   
 
   
"Hayatınızdan satırlar, olmasını istedikleriniz, sevinçleriniz, üzüntüleriniz, kızdıklarınız, unuttuklarınız, unutmadıklarınız, özlemleriniz,  şiirleriniz, sevdiğiniz her şey" burada paylaşıyoruz.
 

 

   EDA MEKTUP

Tarih Kasım 2002 . Ah ne kadar unutkanım gününü hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum ama günün ne önemi var ki, önemli olan senin içimdeki varlığını öğrenmem. Her şey daha dün gibi hatırımda, birkaç gündür şüpheleniyorum ama daha çok erken diye düşünüyorum, bir yandan da içimden sevinç çığlıkları atıyorum “biliyorum biliyorum oradasın canım kızım biliyorum benimle birliktesin” Elimde değil “kızım” diyorum çünkü biliyorum içime doğdu, sen bir kızsın , rüyalarımı süsleyen, hafif tombul, keltoş, düğüm düğüm boğumları olan sarı papatyam. Daha fazla bekleyemiyorum, hemen işyerinde ilk testimi yapıyorum, kalbim yerinden fırlayacak, güm güm diye atıyor hatta öyle ki başkaları duymaz inşallah bu gürültüyü diye düşünüyorum. Süre doluyor, gözlerimi açıp teste bakmak istiyorum, ama halen gözlerim kapalıyken, başım fırıldak gibi dönerken, kalbime söz geçiremezken birkaç duayı peş peşe sıralamadan da edemiyorum. İşte o an!, bayılıyorum galiba, Allah'ım tam da düşündüğüm gibi kızım yolculuğuna başlamış bile, bana haber veriyor. Yüreğimde fırtınalar esiyor, bütün organlarım yer değiştirmiş dans ediyor sanki. İşyerinin tuvaletindeyim, kaç dakika oldu, yarım saat, bir saat, yoksa gün mü bitti. Yok yok işte zaman kavramım silindi birden bire, zaten elimde cep telefonumla birlikteyim, babamızı aramamız lazım, ona yolcuğunun başladığını söylememiz lazım, hay aksi telefon meşgul, kapat kapat şu telefonu artık, insan saatlerce konuşmaz ki canım telefonda, ha işte çalıyor, kesik kesik bir şeyler geveliyorum, baban beni anlayamıyor, “ne diyorsun sesini alamıyorum” gibilerinden bir şeyler söylüyor galiba, “baba oluyorsun baba!” en nihayetinde bizi anlıyor baban, sanki sesi gitti , neler oluyor, inanamıyor bana, tekrar tekrar konuşturtuyor bizi, gözlerimden yaşların geldiğini şimdi daha net hatırlıyorum.

İşte bebeğim sana kavuşacağımı öğrenmemin kısa hikayesi bu. Bu arada zafer sarhoşu gibiyim, yüzümde gülücükler eksik olmuyor, tüm aile eşrafından kutlamaları birlikte kabul ediyoruz, daha o zamandan seni onlarla tanıştırmaya başlıyorum, sen de çok mutlusun , bunu hissedebiliyorum, anneciğini hiç üzmüyorsun, yormuyorsun, sadece ilk başlarda verdiğin aşırı uykular hariç bir problemimiz olmuyor, beraber büyüyoruz, konuşuyoruz, geziyoruz, yoruluyoruz, gülüyoruz, ağlıyoruz, ama senin enerjin bitmek bilmiyor, sanki sıkılmış gibisin, artık yüz yüze tanışmak istiyorsun seni anlayabiliyorum, ama yolculuğunun bitmesini beklememiz lazım, tabi ben de bu arada boş durmuyorum, yolculuğunun en iyi şekilde geçmesi için elimden geleni yapmaya çalışıyorum, inanabiliyor musun kızım 29 yaşındayım ve belki 29 senedir yemediğim kadar meyve sebze ve daha yararlı ne varsa tüketmeye çalışıyorum. Ben ki kupalarla çay kahve tüketen annen ağzıma kafein denen şeyi sürmüyorum,. Böyle işte bebeğim artık günlerimi saymaya başlamışım rüyalarımda sürekli seninle konuşuyorum.

Tansiyonumdan dolayı normal doğumla ilgili ufak da olsa bir riskimiz var, kabul edemiyorum, edemem de , riskleri yok etmem lazım, karar veriyorum ve 17 Temmuz 2003’e sezaryen için tarih alıyoruz. O güne ait her an her saniye film şeridi gibi gözlerimin önünde, evet birazdan seninle tanışacağım için çok heyecanlıyım ama çok da rahatım, babanı, anneanneni ve halalarını ben rahatlatıyorum. Saat 10:00 ameliyathanedeyiz, sadece çok üşüyorum, bana senin göbek adını soruyorlar, ben de “Elif” dedikten sonra doktor ve ameliyathane görevlilerine kolaylıklar diliyorum ve gözlerime bir perde iniyor, bu kayıp zaman ne kadar sürdü bilmiyorum, ama kendime geldiğimde “kızım” diyorum, “ o iyi mi, kime benziyor” ve odama çıkartılıyorum, hafif hafif acılarım var kesik yerimde ama ne önemi var seninle tanışacağım birazdan...................... ve sen canım, ciğerim, sarı papatyam, “Eda”m, çığlıklar ata ata anneciğini “işte o papatya benim merhaba anneciğim” diye ağlayarak selamlıyorsun.

İki gün sonunda evimizdeyiz, hiç susmuyorsun sanki içimde geçirdiğin zamanın acısını çıkartıyorsun kendince, ama ben kahroluyorum, çünkü üç ay sonunda bile hiçbir şey düzene girmiyor, giremiyor, uykuların yok denecek kadar az, durmadan ağlıyorsun, ağlarken resmen katılıyorsun. Ben ise sürekli panik halinde, acaba nesi var, neler oluyor diye endişeleniyorum. Peş peşe Allaha dualar ediliyor. Belki işe yarar diye konu komşudan yeni ne duyulursa itina ile yapılıyor.Böylece zaman akıp geçiyor.

Biz birbirimize daha fazla kenetlenmeye başlıyoruz, birçok şey yavaş yavaş yoluna girmeye başlıyor, dönmeler, agular, kahkahalar, emeklemeler, el sallamalar, diş çıkartmalar, ateşler, huysuzluklar, çığlıklar, inatlar derken bir bakıyorum yürümeye başlamışsın. Aramızdaki bağ her geçen gün kuvvetleniyor. Düğüm üzerine düğüm atılıyor, bensiz hiçbir şey yapmaz oluyorsun, yanağımı halen bile öpmek yerine yalamayı tercih ediyorsun, boynuma sıkı sıkı sarılmak senin için bir oyun belki ama inan ki benim ayaklarımı yerden kesmeye yetiyor. Çok hareketlisin, acayip bir gezme tutkun var annen gibi. Kapı önünde ailenin tüm fertlerine tuzak kuruyorsun, kimi yakalarsan seni atta götürmesi için resmen baskı yapıyorsun, bıcı bıcı yapmak ise en büyük ikinci tutkun ama banyodan çıkmak hiçbir zaman aklına gelmiyor, seni banyodan çıkartana da elinden gelen tüm kinini kusuyorsun. Sevgi dolu bir çocuksun, herkese mavi boncuk dağıtmaya, gülüp, el sallamaya bazense nerden öğrendin bilmiyorum ama tükürmeye bayılıyorsun. En sinir olduğun şey ise altının değiştirilmesi, inatla altını değiştiren herkese düşman kesiliyorsun, feryat figan bin bir şaklabanlıkla alt değiştirilme operasyonu tamamlandığında anneciğin kendini Haçlı Seferlerinden çıkmış gibi hissediyor,

Şimdiyse tüm bunları düşünürken tam bir senenin nasıl da akıp geçtiğine hayret ediyorum. Her şey daha dün gibi. Ama senin varlığın sanki hep yanımdaymış, biz sanki hep birlikteymişiz, senden öncesi hiç yokmuş gibi . Minik perim, can damarım , sarı papatyam şimdi şöyle durup bir bakıyorum da benim yaşama amacım olmuşsun, bana “ben” demeyi unutturmuş hep “ biz” olmuşuz. İyi ki varsın minik kelebeğim, can kuşum . Seni çok ama çok seviyorum Eda.

Annen

Yeşim Atilla

  Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
1n0o

 

 
 
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları

Ana Sayfa I Site Yönetimi I

Bebek ve Anne © 2004