|
Canım Kızım
Bugün tam 9 aylıksın ve ben buna inanamıyorum
36 hafta karnımda, 36 hafta kucağımda yaşadın...Ve kim bilir daha
nice 36 lar yaşayacağız. Her zaman söylüyorum sana. Benim hem
annem hem kızımsın. Kucağına yatıyorum senin, saçlarımı çekiyorsun
çoğunca. Ama bir gün çektiğin saçları okşayacağını da biliyorum.
Yanağımı dudağına değdiriyorum emmeye çalışıyorsun minicik
ağzınla. Oysa üç beş haftaya kadar kocaman 'mucuk' diye öpeceksin
beni az önce havuç suyu içtiğin bulaşık dudaklarınla. Ellerinden
tutup Kuğulu park'a götüreceğim seni bir gün, kuğulara tıpkı benim
çocukluğumda anneannemin yanında yaptığım gibi simit atacaksın ben
de sana eskimiş aşklarımı anlatacağım. Sen anlamayacaksın..
Belki otobüse bineceğiz, kimse yer vermeyecek bize. Evimizin
yokuşlu yollarından güç bela ve birbirimize tutunarak Kızılay'a
ineceğiz. Sana Güven park'taki o anıtı anlatacağım. Çiçekçilerin
önüne götürüp en sevdiğin çiçeği soracağım. Papatya diyeceksin.
Sana demet demet papatyalar alacağım, sen yollara papatyaları
saçarak demir zincirler çevrili Kızılay'ı çiçek bahçesi
yapacaksın. Babam hep burada ip atlamamı isterdi, mümkün olmadı
büyüdüm. Belki seninle beraber atlayacağız.
Ben hamileyken Kızılay'dan Ulusa yürüdüm hep seni düşünerek. Şimdi
senle yürüyor olanın hem keyfi hem de şaşkınlığı ile yolları ve
yolculukları yeniden keşfederek. Çıkrıkçılar yokuşuna gideceğiz.
Bakır ustalarının ritminde tırmanacağız kale yolunu. Oradan kendi
küçük dünyamızın en uzak mesafelerini dinleyeceğiz. Saat Kulesine
çıkaracağım seni. Orda hem kahve içerim her zamanki gibi. Sen, sen
belki meyveli süt...
Başka gün hayvanat bahçesine gideriz. Kitaplarda gördüğün, peluş
oyuncaklarıyla oynadığın fillerin, keçilerin, atların kendisini
görürsün orda. Bakalım sana aylardır yaptığım taklitler asıllarına
benzeyecek mi? İşte diyeceğim sana kahvaltı şarkımız olan 'Ali
Baba'nın Çiftliği'; işte burası.
Eymir de ördeklere çobanlık yapan çoban köpekleri ile göl üstünden
geri dönen göçmen kuşları izleyeceğiz.
Kar da yağsa, buz da tutsa yollar, bahar gelecek kızım. Bahar
illaki gelecek hayatımıza. Bahçemizdeki güller açacak, renkleri
oradan öğreteceğim sana. Çimenlerin içinde yıllar önce kaybettiğim
dört yapraklı yoncayı beraber arayacağız. Hiç tanımadığım böcekler
bulup getireceksin bana büyük ihtimalle. Bana çok tanıdık gelen
her şey senin için hep inanılmaz hep mucizevi olacak. Bana hayret
etmeyi öğreteceksin, musluğu açıp su aktığını görünce. Bana
sevinmeyi öğreteceksin halının üzerinde ufacık bir tüy parçası
eline geçince. Bana konuşmayı öğreteceksin kendi dilinde, su' ya
'bu 'diyeceğiz, Sosis'e 'sos', ekmeğe 'pekmek '....
Yürümeyi öğreteceksin paytak paytak ama nereye gideceğinden emin
adımlarla. Salonumdaki işlemeli vazonun gereksiz, ferforje
mumlukların saçma sapan, gümüş çerçevenin aptalca olduğunu,
çekmecelerin sadece açılıp içinin boşaltılmak için olduğunu,
gazetelerin yırtmaya ,patateslerin balkondan atılmaya yaradığını;
atarak, yırtarak, kırarak anlatacaksın. En sevdiğim vazo
kırıldığında ders bitmiş ben sınıfı geçmiş olacağım.
Cennetten düşen meleğim
Doğduğunda ikimizde yeni hayatımıza karşı savunmasızdık. Seni her
emzirdiğimde gözümün içine bakarak, bazen elimi okşayarak bana güç
verdin. Yaşama sevincim değil, yaşama nedenimsin..
Bazen karıştırıyorum seni beni doğurdum, yoksa sen miydin doğuran
beni...
pelin & mısra TAM 9 AY
Pelin Okumuş Baş |