|
25.11.2005
HOŞ GELDİN İÇİMİN GÜLEN YÜZÜ
hoş geldin bir tanem.. çocukluğumda oynadığım evcilik oyunlarında
bezden bir bebeğim vardı.okuldan öğretmenin ödev olarak verdiği,
benimde kumaşı yanlış kesmemden dolayı bir bacağı diğerinden kısa
olan 5 tel saçı olan garip, komik bez bebeğim. ben annelik
yapıyordum bezden bebeğime. Halamın Almanya’dan getirdiği güzelim
bebeklerimin yüzüne bile bakmazdım. Sanki benim bebeğim canlı gibi
gelirdi bana. Galiba onu benim yapmamdan kaynaklanan bir annelik
duygusuydu bu. O küçük yaşımda kendimce oynadığım annelik oyunu.
.bezden bebeğimi kucağıma alıp, bir kundağa sarıp, yemekler
yedirir, altını değiştirir, onu parka götürür eğlendirirdim.
Sonrada “of çok yoruldum” der oyunu bırakırdım. Annelik zor işmiş
yani. Oyun bitince de zavallı bezden bebeğim evimizin bir
köşesinde bir dahaki oyuna kadar unutuluyordu.
Sonra içimde bez bebeğimin yerini gerçek bir bebek aldı. Sen anne
rahmine düşmüştüm bir tanem. Annen çok istemişti seni. Sende
anneni hiç bekletmeden karar verdiğim ay yola çıkmıştın.
7 nisan. Herhalde bu tarihi ömrümün sonuna kadar unutmam. Senin
varlığını öğrendiğim tarih. 7 nisana kadar tam 3 tane test
yapmıştım. Ama maalesef hepsi negatif çıkmıştı. Ama biliyordum,
sen içimdeydin, hissediyordum. O gün son bir kez daha eczaneden
test alıp iş çıkışı eve geldim. Babanı bekleyecek zamanım yoktu.
Hemen yaptım testi. Adetim gecikeli 10 gün olmuştu ama daha 3 gün
önce yaptığım teste de yoktun sen. Artık son kez deneyip ertesi
gün doktora gidecektim. Testi yapıp başka şeylerle uğraşmaya
başladım. Çünkü beklemek daha da sıkıyordu beni. 2 dakika sonra
testin başına gittiğimde 2 pembe minik çizgiyi gördüm. Allah’ım bu
nasıl güzel bir duygu. Nasıl anlatmalı, nasıl tarif edilmez bir
mutluluk. Bunu kelimelere dökmem imkansız. İnşallah ilerde sende
bir gün o teste 2 çizgiyi görürsün ve o zaman yaşlı anacığına
anlatırsın. İşte o zaman beni anlarsın meleğim.
7 Nisan dan sonra hayatımda yeni bir sayfa açıldı. Babanla
kurduğumuz 2 kişilik dünyamıza bir bebek geliyordu. Artık daha
düzenli olmaya başladı her şey. Uykular, yemekler ev işleri. Baban
bana çok yardımcı oldu bu dönemlerde. Canım benim ben yemek
kokularından tiksinip mutfağa giremediğimde 1 ay boyunca benimle
beraber ekmek peynir yedi benim canım kocam. Bizim için
yaptıklarını anlatamam. Ev işlerini yaptı, benim garip
kaprislerimi çekti, sen içimden erik diye bağırıp beni manavın
önünden bir tane erik çalmaya teşvik ettiğinde babana yakalanıp
yüzümü kızartmıştın. Hatırladın mı o günü bebeğim..
sen beni 9 ay boyunca hiç üzmedin bir tanem. 6 ay boyunca
çalışmama izin verdin. Sonra’ anne yeter artık yoruldun, işten çık
git evde dinlen’ dedin bana içerden. Bende seni dinledim kızım.
İşten çıktım.
Nihayet büyük gün geldi. 25 Kasım 2004.
Aslında seni hep normal doğurmak istedim. O acıyı yaşayıp anneliği
anlamak istedim. İlk çıktığında görmek istedim. Kimselere vermeden
ilk ben kucağıma alayım, doya doya koklayayım istedim. 24 kasıma
kadar öyleydi planlarım. Ama 24 kasım günü doktor abla senin kalp
atışlarının çok yüksek çıktığını söyledi. Ertesi gün için 8:30 a
randevulaştık. Babanı aradım hemen. Geldi. Beni eve getirdi.
Sobamı yaktı. Konuştu, rahatlatmaya çalıştı. Ben hem şaşkın, hem
de heyecanlıydım. Çünkü ertesi gün sana kavuşacaktım. Nihayet seni
görecektim. İçimde kıpır kıpır olan seni artık
kucaklayabilecektim.
Gece saat 4 e kadar uyku tutmadı. Baban arada uyanıp ‘hadi aşkım
uyu’ diyor ama bendeki heyecan uyutmuyor beni. 4 – 6 arası 2
saatlik uykudan sonra nihayet sabah oldu ve yola çıktık. Anneannen
ve deden yanımızda yok. 2 gün önce babaannem vefat ettiği için
memlekete gittiler. Anneannen bütün mahalleliye tembihlemiş ‘gamze
size emanet’ diye. Dayın, teyzelerin, baban ve arkadaşı Aytekin'
in meşhur kamerası( kamera her an gözümde, çok medyatik bir ana
kız olduk) yola koyulduk.
Odamıza yerleştik. Önce kan almalar, birkaç soru, lavman ve
ardından en kötü bölüm olan sonda. Sonda takıldıktan sonra
teyzenleri ve dayını odadan çıkarıp babana müthiş fikrimi
anlatıyorum. ‘Aşkım gel kaçalım bu hastaneden, ben vazgeçtim
sezaryen olmaktan, sen sondayı çek çıkar ben üstümü değişeyim
kimseye çaktırmadan gidelim’. Baban garip garip bakıyor. ‘5 dakika
daha bekleriz almazlarsa gideriz ‘diyor. Bu arada dışarı çıkıp
hemşirelere ‘eşimi hemen gelip alın yoksa kaçacak’ diyor. Ben
sondanın yarattığı sızı ve acı ile odamızdaki tuvaletin aynasında
kendime bakıyorum. Terler boşalıyor, sıkıntı basıyor gelen giden
yok.
Sonra bir sedye ve hasta bakıcılar. Beni yatırıyorlar sedyeye.
Baban her an elimi tutup gülümsüyor. Ama gözlerinde garip bir
endişe. Ameliyathanenin katında teyzelerin ve dayın bizi bekliyor.
Hepsine el sallayıp içeri giriyoruz. Babanı ve dayını görüyorum
ameliyathanenin küçük kapısından. Garip bir hüzün kaplıyor içimi.
Nihayet meşhur ameliyathane. Hep çok soğuk olduğunu duymuştum.
Hiçte öyle gelmiyor bana. Ama çok kalabalık. 6-7 doktor var
içeride. Makas sesleri , koşuşturanlar, doktorumu arıyor gözlerim.
Her zaman bakımlı gördüğüm mukaddes hanımı ameliyat kıyafetiyle
tanımam zor oluyor. Kafası ve ağzı kapalı olduğu için olsa gerek.
Doktor karnımı açıp soğuk bir sıvı sürüyor önce. ‘Sakın korkma bu
bebeğini narkoz etkilemesin’ diye diyor. Sonra çocuk doktoru
’başlamayın sakın ben daha hazırlamadım’ diyor. Bende usulca
’aslında bende hazır değilim’ diyorum. Gülüşmeler oluyor.
Kollarımı iki yana bağlıyorlar. Panikle ’neden bağladınız’
diyorum. Narkozun etkisiyle elimi karnıma götürebilirmişim. O
yüzdenmiş. Sonra ‘kızının adını ne koyacaksın diyorlar. ‘DURU’
diyorum. ‘NİSA DURU’ sonra anestezi doktoru ağzıma bir şey
kapatıyor ve ‘şimdi hiçbir şey hissetmeyeceksin’ diyor. Ben
saymaya başlıyorum. 1…………………….
Karanlık ve acı var. Birde etrafımdaki sesler. Karnım çok acıyor
diyorum. Baban elimi tutmuş ’geçecek’ diyor. Bebeğim diyorum. ‘
çok güzel diyor.’
Sonra seni getiriyorlar. Aman Allah'ım bu benim mi? Bu dünyanın en
güzel bebeği . elleri küçücük. Bunu ben mi doğurdum. İnanması
imkansız. Tarif edilemez güzellikte bir bebek. Geldi işte. Sonunda
geldi. Artık Pazar günleri babanla uyandığımda ’bu pazarda 2 kişi
uyandık’ demeyeceğim.
Sonra hastaneye seni görmeye gelenler. Ne kadar çok sevenin varmış
bir tanem. Ne telefonlarımız sustu., ne gelenlerimiz eksik oldu.
Sezaryenin acısı falan kalmadı senin güzelliğin karşısında. Odamız
boşaldığında babanla baş başa kaldığımızda seni istiyordum hemen.
Baban bebek odasından seni alıp geliyor biz birbirimize bakıp
garip garip gülüyorduk. İşte bizim bizden sonra bırakacağımız en
güzel miras.
2 gün sonra senin doğum günün bebeğim. Bu aslında sana bir doğum
günü hediyesi olarak yazıldı duru kızım.
Şansın bol, bahtın açık olsun. Nice yıllara kızım.
Annen GAMZE SU DOĞAN |