Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
 
 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 

Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları

 

  Paylaşım Ana Sayfa
  Yemek Tarifim
  Sevgi Ağacı
  Şirin Gifler
    Masal Dünyası
  Çiçek Bahçesi

     
 

 

     
 
   
 
   
"Hayatınızdan satırlar, olmasını istedikleriniz, sevinçleriniz, üzüntüleriniz, kızdıklarınız, unuttuklarınız, unutmadıklarınız, özlemleriniz,  şiirleriniz, sevdiğiniz herşey" burada paylaşıyoruz.
 

 

   NİSA DURU DOĞAN' IN DOĞUM HİKAYESİ

25.11.2005
HOŞ GELDİN İÇİMİN GÜLEN YÜZÜ

hoş geldin bir tanem.. çocukluğumda oynadığım evcilik oyunlarında bezden bir bebeğim vardı.okuldan öğretmenin ödev olarak verdiği, benimde kumaşı yanlış kesmemden dolayı bir bacağı diğerinden kısa olan 5 tel saçı olan garip, komik bez bebeğim. ben annelik yapıyordum bezden bebeğime. Halamın Almanya’dan getirdiği güzelim bebeklerimin yüzüne bile bakmazdım. Sanki benim bebeğim canlı gibi gelirdi bana. Galiba onu benim yapmamdan kaynaklanan bir annelik duygusuydu bu. O küçük yaşımda kendimce oynadığım annelik oyunu. .bezden bebeğimi kucağıma alıp, bir kundağa sarıp, yemekler yedirir, altını değiştirir, onu parka götürür eğlendirirdim. Sonrada “of çok yoruldum” der oyunu bırakırdım. Annelik zor işmiş yani. Oyun bitince de zavallı bezden bebeğim evimizin bir köşesinde bir dahaki oyuna kadar unutuluyordu.

Sonra içimde bez bebeğimin yerini gerçek bir bebek aldı. Sen anne rahmine düşmüştüm bir tanem. Annen çok istemişti seni. Sende anneni hiç bekletmeden karar verdiğim ay yola çıkmıştın.

7 nisan. Herhalde bu tarihi ömrümün sonuna kadar unutmam. Senin varlığını öğrendiğim tarih. 7 nisana kadar tam 3 tane test yapmıştım. Ama maalesef hepsi negatif çıkmıştı. Ama biliyordum, sen içimdeydin, hissediyordum. O gün son bir kez daha eczaneden test alıp iş çıkışı eve geldim. Babanı bekleyecek zamanım yoktu. Hemen yaptım testi. Adetim gecikeli 10 gün olmuştu ama daha 3 gün önce yaptığım teste de yoktun sen. Artık son kez deneyip ertesi gün doktora gidecektim. Testi yapıp başka şeylerle uğraşmaya başladım. Çünkü beklemek daha da sıkıyordu beni. 2 dakika sonra testin başına gittiğimde 2 pembe minik çizgiyi gördüm. Allah’ım bu nasıl güzel bir duygu. Nasıl anlatmalı, nasıl tarif edilmez bir mutluluk. Bunu kelimelere dökmem imkansız. İnşallah ilerde sende bir gün o teste 2 çizgiyi görürsün ve o zaman yaşlı anacığına anlatırsın. İşte o zaman beni anlarsın meleğim.

7 Nisan dan sonra hayatımda yeni bir sayfa açıldı. Babanla kurduğumuz 2 kişilik dünyamıza bir bebek geliyordu. Artık daha düzenli olmaya başladı her şey. Uykular, yemekler ev işleri. Baban bana çok yardımcı oldu bu dönemlerde. Canım benim ben yemek kokularından tiksinip mutfağa giremediğimde 1 ay boyunca benimle beraber ekmek peynir yedi benim canım kocam. Bizim için yaptıklarını anlatamam. Ev işlerini yaptı, benim garip kaprislerimi çekti, sen içimden erik diye bağırıp beni manavın önünden bir tane erik çalmaya teşvik ettiğinde babana yakalanıp yüzümü kızartmıştın. Hatırladın mı o günü bebeğim..

sen beni 9 ay boyunca hiç üzmedin bir tanem. 6 ay boyunca çalışmama izin verdin. Sonra’ anne yeter artık yoruldun, işten çık git evde dinlen’ dedin bana içerden. Bende seni dinledim kızım. İşten çıktım.

Nihayet büyük gün geldi. 25 Kasım 2004.

Aslında seni hep normal doğurmak istedim. O acıyı yaşayıp anneliği anlamak istedim. İlk çıktığında görmek istedim. Kimselere vermeden ilk ben kucağıma alayım, doya doya koklayayım istedim. 24 kasıma kadar öyleydi planlarım. Ama 24 kasım günü doktor abla senin kalp atışlarının çok yüksek çıktığını söyledi. Ertesi gün için 8:30 a randevulaştık. Babanı aradım hemen. Geldi. Beni eve getirdi. Sobamı yaktı. Konuştu, rahatlatmaya çalıştı. Ben hem şaşkın, hem de heyecanlıydım. Çünkü ertesi gün sana kavuşacaktım. Nihayet seni görecektim. İçimde kıpır kıpır olan seni artık kucaklayabilecektim.

Gece saat 4 e kadar uyku tutmadı. Baban arada uyanıp ‘hadi aşkım uyu’ diyor ama bendeki heyecan uyutmuyor beni. 4 – 6 arası 2 saatlik uykudan sonra nihayet sabah oldu ve yola çıktık. Anneannen ve deden yanımızda yok. 2 gün önce babaannem vefat ettiği için memlekete gittiler. Anneannen bütün mahalleliye tembihlemiş ‘gamze size emanet’ diye. Dayın, teyzelerin, baban ve arkadaşı Aytekin' in meşhur kamerası( kamera her an gözümde, çok medyatik bir ana kız olduk) yola koyulduk.

Odamıza yerleştik. Önce kan almalar, birkaç soru, lavman ve ardından en kötü bölüm olan sonda. Sonda takıldıktan sonra teyzenleri ve dayını odadan çıkarıp babana müthiş fikrimi anlatıyorum. ‘Aşkım gel kaçalım bu hastaneden, ben vazgeçtim sezaryen olmaktan, sen sondayı çek çıkar ben üstümü değişeyim kimseye çaktırmadan gidelim’. Baban garip garip bakıyor. ‘5 dakika daha bekleriz almazlarsa gideriz ‘diyor. Bu arada dışarı çıkıp hemşirelere ‘eşimi hemen gelip alın yoksa kaçacak’ diyor. Ben sondanın yarattığı sızı ve acı ile odamızdaki tuvaletin aynasında kendime bakıyorum. Terler boşalıyor, sıkıntı basıyor gelen giden yok.

Sonra bir sedye ve hasta bakıcılar. Beni yatırıyorlar sedyeye. Baban her an elimi tutup gülümsüyor. Ama gözlerinde garip bir endişe. Ameliyathanenin katında teyzelerin ve dayın bizi bekliyor. Hepsine el sallayıp içeri giriyoruz. Babanı ve dayını görüyorum ameliyathanenin küçük kapısından. Garip bir hüzün kaplıyor içimi.

Nihayet meşhur ameliyathane. Hep çok soğuk olduğunu duymuştum. Hiçte öyle gelmiyor bana. Ama çok kalabalık. 6-7 doktor var içeride. Makas sesleri , koşuşturanlar, doktorumu arıyor gözlerim. Her zaman bakımlı gördüğüm mukaddes hanımı ameliyat kıyafetiyle tanımam zor oluyor. Kafası ve ağzı kapalı olduğu için olsa gerek. Doktor karnımı açıp soğuk bir sıvı sürüyor önce. ‘Sakın korkma bu bebeğini narkoz etkilemesin’ diye diyor. Sonra çocuk doktoru ’başlamayın sakın ben daha hazırlamadım’ diyor. Bende usulca ’aslında bende hazır değilim’ diyorum. Gülüşmeler oluyor. Kollarımı iki yana bağlıyorlar. Panikle ’neden bağladınız’ diyorum. Narkozun etkisiyle elimi karnıma götürebilirmişim. O yüzdenmiş. Sonra ‘kızının adını ne koyacaksın diyorlar. ‘DURU’ diyorum. ‘NİSA DURU’ sonra anestezi doktoru ağzıma bir şey kapatıyor ve ‘şimdi hiçbir şey hissetmeyeceksin’ diyor. Ben saymaya başlıyorum. 1…………………….

Karanlık ve acı var. Birde etrafımdaki sesler. Karnım çok acıyor diyorum. Baban elimi tutmuş ’geçecek’ diyor. Bebeğim diyorum. ‘ çok güzel diyor.’

Sonra seni getiriyorlar. Aman Allah'ım bu benim mi? Bu dünyanın en güzel bebeği . elleri küçücük. Bunu ben mi doğurdum. İnanması imkansız. Tarif edilemez güzellikte bir bebek. Geldi işte. Sonunda geldi. Artık Pazar günleri babanla uyandığımda ’bu pazarda 2 kişi uyandık’ demeyeceğim.

Sonra hastaneye seni görmeye gelenler. Ne kadar çok sevenin varmış bir tanem. Ne telefonlarımız sustu., ne gelenlerimiz eksik oldu. Sezaryenin acısı falan kalmadı senin güzelliğin karşısında. Odamız boşaldığında babanla baş başa kaldığımızda seni istiyordum hemen. Baban bebek odasından seni alıp geliyor biz birbirimize bakıp garip garip gülüyorduk. İşte bizim bizden sonra bırakacağımız en güzel miras.

2 gün sonra senin doğum günün bebeğim. Bu aslında sana bir doğum günü hediyesi olarak yazıldı duru kızım.

Şansın bol, bahtın açık olsun. Nice yıllara kızım.

Annen GAMZE SU DOĞAN

  Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
1n0o

 

 
 
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları

Ana Sayfa I Site Yönetimi I

Bebek ve Anne © 2004