|
30
yaşındayım. Hatta 31'imden gün bile aldım. Ah ahhh.
Yaşlanıyor muyum acaba? Tabi ki hayır sadece hayattaki
tecrübem artıyor. İkisi aynı şey değil. Tabi benim
naçizane fikrim bu. Kim ne der ne düşünür orasını
bilemem. Ben yaşlanmıyorum işte o kadar. Büyüyorum ve
daha bilgili bir kadın oluyorum.
Aslına bakarsanız benim büyüme sürecim çok erken yaşta
başladı. Anladığınız anlamda fiziksel büyüme değil bu,
beynimin büyümesi. Aman sakın yanlış anlamayın ben
öyle megolaman biri değilim, Sadece acılarla.,
sıkıntılarla çok erken yaşta tanışmış biriyim. Babamı
kaybettiğim zaman henüz 10 yaşımı doldurmamıştım.
Yaşıtlarım oyunların ya da oyuncakların peşinde
koşarken ben karşımda daha 33 yaşında ama yıpranmış
annemi gördükçe acaba onun için ne yapabilirim, onu
nasıl mutlu edebilirim diye düşünmeye çoktan
başlamıştım. Belki maddi anlamda anneme yardımcı
olamıyordum ama annemin sırtındaki yükü nasıl
azaltabilirim diye düşünmeye başladıkça kardeşimin
elinden daha sıkı tutarak ona en büyük desteği
vereceğimi kavramıştım. Belki de daha 10 yaşındayken
küçük bir anne olmuştum, kardeşimin annesi. Onun
derdini kendi derdi bilen onun acısına kendi acısı
gibi yanan, onun sevincini yüreğinde pır pır hisseden
küçücük bir anne.
Bir yere gezmeye gitsem ve birileri bana bir şey ikram
etse kesin yarısını saklar kardeşime getirirdim, okul
hayatım boyunca hemen hemen tüm harçlıklarımı
kardeşimin misketleri, topları ya da kırdığı cam
masrafları için kullanmışımdır ama annemin bunlardan
yakın bir geçmişe kadar haberi bile olmamıştır, belki
de vardı da bana sormuyordu orasını bilemiyorum. Öyle
böyle derken kardeşimin askerliği bana en büyük
darbeyi vurdu, bir parçam eksilmişti sanki, yarım
kalmıştı, kolum kanadım kıpırdayamıyordu, içimde
sürekli bir eziklik vardı, o sıralar üniversiteyi
bitirmiş işe başlamıştım, maaşımın çoğu annemden
habersiz kardeşimin hesabına gidiyordu. Ve bir gün ben
evlendim. Artık başka bir erkeğin
yanındaydım.Kardeşimi annemi arkamda bırakmışım gibi
geliyordu ilk başlarda. Eşim delice sevdiğim bir
adamdı ama olsun kardeşim yoktu ya yanımda ben de hala
eksik kalan bir şeyler vardı.
O günden bu güne değişen hiçbir şey olmadı. Ya da çok
şey oldu. Ben hala kardeşimin minik annesi, o da benim
minik kuzum. Ama bu duygularıma ilaveler oldu. Ben
artık gerçek bir anneyim ve minik kardeşim de gerçek
bir baba. Benim bir prensesim onun da bir prensi var
artık.
Şimdi Edam için aynı şeyleri yaşıyorum, onun mutluluğu
ve sağlığı için elimden geleni ardıma koymuyorum.
Sürekli internet sitelerini karıştırıyorum, kitaplar
okuyorum, sürekli Edam için daha fazla neler
öğrenebilirim, nasıl daha fazla yararlı olabilirim,
nasıl daha fazla kaliteli zaman geçirebirimin
araştırması içindeyim. Her gün yeni bir şeyler
öğreniyorum, her gün kızımla birlikte büyüyorum ya da
onunla birlikte çocuklaşıyorum. Kim bilir belki de
çocukluğumu Edamla birlikte yaşıyorum.
İşte tüm bunlar yüzünden ben yaşlanmıyorum diyorum, aksine şimdi
ne istediğini bilen; daha güçlü, daha bilinçli bir anne oluyorum.
Bu yüzden teşekkür ederim canım kardeşim, teşekkür ederim canım
kızım, teşekkür ederim anneciğim, teşekkür ederim biricik eşim ve
teşekkürler hayat.....
Yeşim Atilla |