|

|
|
SIKINTININ
ORTASINDAKİ CAN
Kaybettim bir
şeyleri. Canımın acısı ondan. Bazen sevinçle doğurduğumu
hatırladığım günlerin nicedir bir an önce sonlanmasını
bekliyorum. Karanlıklarda arıyorum da, bulamıyorum bir çözüm.
Bir şeyler eksik geliyor da, arıyorum aslında neyi aradığımı çok
bilmeden. Tanıdık, bildik bir yolculuk. "Anne’ciğim bir bak
bana" derdim canıma. Annem kafasını öte yana çevirdiğinde de
böyle karanlık olurdu her yer hatırlıyorum. Uzatırdım ellerimi
tutsun diye de boşluklar kucaklardı beni. Gözlerim gözlerine
tutunmak isterdi de sadece karanlıklarla buluşurdu. Kendime
tutundum çaresizce, çığlıklarımı içime attım. O zamanlardan
tanıdık işte bu "sıkıntı". Görüşmelerden tanıdık bu temalar.
Dünyaya fiziksel olarak getirilen ama psikolojik olarak
doğamamış olmanın sancısını çeken nice "canlar" odaya böyle
doluşurlar. Konuşan ağızların gerisinde hep duyarım çığlıkları.
Dışarıya atılamayan, içeriye gömülen çığlıklar onları duyacak
kulak ister…
Hikayelerin temelleri en başta atılır. Dünyaya atılmak yetmez
yaşama sarılabilmek için. Her "canın"” doyurulmasını istediği
bazı psikolojik ihtiyaçları vardır. Sebebine gelince. Bebek
dünyaya gelirken bir potansiyelle doğar. Ona bakım veren diğer
canlarla yaşadığı deneyimlerdir ki yaşam yolculuğundaki
"duraklarını" belirler. Gerçekte kim olduğunu görebilen,
duyabilen, algılayabilen ve her şeyden önce hissedebilen
yüreklerle birlikteyken canlanır da "can", başka başka gözler,
kulaklar, yüreklerle birlikteyken büzüşür. Korkar "can"
sevgililerinin sevgisini, onayını kaybetmeye de o yüzden
görülmeyen, duyulmayan, anlaşılmayan ihtiyaçlarını karanlıklara
gömer ve oracıkta parçalanır. Parçalanmışlığın acısıyla da
unutur gerçekte kim olduğunu, nasıl bir potansiyelle dünyaya
geldiğini. Yaşamının ilerideki yıllarına taşıdığı "alacakları"
nın yüküne yönelik memnuniyetsizliği tahammül edemediği bir
noktaya gelince de, tekrar tekrar dönmek ister "can" "o
duraklara" parçalarını toparlamak için. Bütünleşmek için … kim
olduğunu hatırlamak için "can". Boşluk, kaygı, anlamsızlık,
depresyon hep çağrıdır aslında "cana" kendine dönmeyi
hatırlaması için.
Geştalt terapi yaklaşımı ve psikodinamik bakış açısıyla
yürütülen psikoterapi süreci "canın" kendini görmesine uygun bir
ortam sağlar. Geçmişten bugüne doyurulmadan taşınan
ihtiyaçlarını fark edip tekrar dillendirmesi zaman alır.
Yolculuktur bu. Nicedir kendisiyle buluşmaya hazır bir başka
"can"ı bekleyen "can" onu bulunca "canlanır".
Hande Kılınç Kunt
Uzman Psikolojik Danışman (Klinik Psikoloji Yüksek Lisans)
Persona Life Sağlıklı Yaşam ve Danışmanlık Merkezi
Yazışma Adresi:
kilinc_hande@yahoo.com
|
|
|