ANA SAYFA
  KISA NOTLAR
  BEBEK RESİMLERİ
  YEMEK TARİFLERİ
  DOKTORLAR
  ZİYARETÇİ DEFTERİ 2
  MASAL DÜNYASI
  YUVALAR NİNNİLER
  BEBEKVEANNE ÖYKÜSÜ
  BEBEK KİTAPLARI
  ANNE BABA SAYFASI
  BEBEK İSİMLERİ
  LİNKLER
  İKİNCİ EL KÖŞESİ
  FORUM SAYFAMIZ
KÖK HÜCRE
 

 

 
 

ÇOCUK PSİKOLOJİSİ

KORKULAR
Bilinmeyen şeyler korkutucudur. Özellikle anne babadan ayrı kalmak küçük yaşlarda çocukta korku yaratır. Anne babalar bilmeyerek çocuklarında korkular oluştururlar. Anne çocuğunun yaramazlık yapmasını engellemek için “yaramazlık yaparsan bırakır seni dilenciye veririm” şeklinde korkutmaya çalışır.

Çocuklar için en dayanılmaz korku anne babadan ayrı kalmaktır. 4 ile 6 yaş arasında korkular çok fazladır.Çocuklar anne babalarının veya büyüklerinin uslu dursunlar diye uydurdukları şeylerin gerçek olduğuna inanırlar. Büyükler korkuyu bir disiplin aracı olarak kullanmaktadırlar. Anne babalar veya büyükler yaramazlık yapan, uyumayan çocuğu “öcü gelir” diye korkuturlar. Ancak bu kolay bir yoldur. Çünkü bunu duyan çocuğun hemen sesi kesilmektedir. Hatta korkutmanın dövmekten daha fazla yaptırım gücü vardır. Özellikle doktorla korkutulan çocuklar hastalandıklarında anne baba çok zorlanır. Yemeğini yemeyen çocuğa “şimdi ilaç veririm” şeklinde yapılan korkutma ise ilaç alması gerektiğinde aşılmaz sorunlar yaratır. Örneğin, iğneci veya hemşireyle korkutulan çocuklar aşı olacaklarında çok korkarlar, tepki gösterirler. Bir başka sorun yaratan korku da sünnetçi korkusudur En küçük şeyden korkan, paniğe kapılan, kendine güvenini kaybeden anne babaların çocukları da onlara benzerler. Anne bazen çocukların peşinde “aman düşecek”, “hastalanacak”, “dayak yiyecek” şeklinde düşüncelerle çocuğu kısıtlar, engeller, aşırı koruyucu, kollayıcı tutuma girer. Çocuğu çevrenin, insanların tehlikeli olduğuna inandırır. Çocuk fazla korunduğu için beceriksiz ve pısırık hale gelir.

Bazen de korkutma Tanrı’yı işin içine karıştırarak olur: “Tanrı seni cezalandıracak” gibi sözler, çocuk Tanrı’yı kafasında nasıl canlandıracağını bilmediği için, onda daha fazla korku geliştirir.

Bir de duruma bağlı olan korkular vardır. Örneğin eve hırsız girmesi, çocuğun kaza geçirmesi gibi durumlar, çocukta korku durumları ortaya çıkarır. Böyle durumlarda çocuğun korkusu dinlenilmeli, ciddiye alınmalıdır. Annenin aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumundan vazgeçebilmesi için bir çocuk psikoloğundan yardım alınmalıdır.

GECE KORKULARI
4-6 yaşları arasında çocuklar korkulu rüyalar görürler. Bu gibi durumlarda çocuk anne babanın odasına gelir ve onlarla yatmak ister. Bu durumda çocuğu azarlamak, kızmak sakıncalıdır. Çocuğu alıp odasına götürmek ve dalıncaya kadar birlikte kalmak onu sakinleştirmeye çalışmak gördüklerinin gerçek olmadığını anlatmak uygun olacaktır.

Çocuk anne babanın cinsel ilişkisine tanık olmuş ise, bunu annesinin saldırıya uğraması şeklinde yorumlayabilir. Bu olaydan dolayı ya annesini korumak için ya da bu olayın yeniden olmaması için annesiyle yatmak ister. Uykuya dalmak istemez ya da anne babanın büyük kavgalarına şahit olmuş çocukta “eğer uyursam yine kavga ederler, ben önleyemem” şeklinde bir düşünce gelişir. Böyle durumlarda çocuğa kızmamak uykuya dalıncaya kadar yanında yatmak, sakin ve sevecen davranmak uygundur.

OKUL KORKUSU
Bu sorun, çocuk ilkokula başladığında ortaya çıkabileceği gibi okulun herhangi bir döneminde de görülebilir. Hatta yuvaya başlayan çocuklarda da görülür. Çocuk anneye adeta yapışır, onu bir türlü bırakmak istemez, ağlar, hırçınlaşır. Annenin yanında kalmasını istediğinden anne günlerce, sınıfta çocuğun yanında oturur.

Ya da çocuk birden bire okula gitmek istemez; zorlanırsa, midesi bulanır, kusar, zorlamalara direnir. Yoldan veya okuldan döner gelir. Neşesizleşir, uykusu bozulur, iştahı kesilir. Ödevlere ilgisi kalmaz. Her sabah somatik bir belirti ortaya çıkartır. Örneğin, başı, karnı ağrır veya bulantısı olur, ateşi yükselir, hatta kusar. Evde rahattır. Ağır vakalarda ise çocuk evde bile huzursuzdur. Bunun kaynağı genellikle anneden ayrılma korkusudur. Okul korkusu görülen çocuklar genellikle uslu, sessiz, uyumlu, anneye aşırı bağımlıdırlar. Böyle durumlarda dayak ve korkutmalar sonuç vermez. Bu korku ortaokulda, lisede de görülebilir.

Anne babalar okul korkusu gösteren çocuğu okuldan uzak tutmamalıdırlar. Evde kalış uzadıkça okula dönüş güçleşir. Anne baba kararlı ve tutarlı davranmaya çalışmalıdır. Öğretmene durum anlatılmalı, işbirliği sağlanmalıdır. Çocuk sınıfa girmese de okula gitmeli, bahçede dolaşmalıdır. Çocuğun korkusu ciddiye alınmalıdır. Okula götürülmesi çözümün yarısı demektir. Birkaç günde düzelmiyorsa gecikmeden bir psikoloğa gidilmelidir.

KEKEMELİK
Kekemelik, ses, hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ya da konuşmanın akışını kesen, duraklamalar şeklinde ortaya çıkan, bir konuşma bozukluğudur. Psikolojik sorunlar yoğun olduğunda ve stresli ortamlarda artar. Konuşma hızı yavaş veya hızlı olabilir. Şarkı söylerken ve şiir okurken görülmez. Ağır durumlarda vücut, el kol hareketleri konuşmaya eşlik eder.

Genellikle 12 yaşından önce, çoğunlukla da 2-7 yaşları arasında başlar. Belli bir yaşa kadar düzgün konuşan çocuk birden tutulur. Önceleri belli sözcüklerde, daha sonra her sözcükte takılır. Kekemelere uygulanan fiziki tekniklerde konuşma ile ilgili organlarda bozukluk saptanamamıştır.

Kekemelik genellikle erkek çocuklarda, kızlardan dört-beş kat fazla görülmektedir. Kekeleyen çocuğun aile üyeleri ve yakınları arasında da kekemeliğe rastlama olasılığı yüksektir. Oluş nedeni tam olarak bilinmemektedir. Çok etkenli bir bozukluktur. Ailesel, genetik bir yatkınlıktan bahsedilmektedir. Bazı anne babalar çocuğa küçük yaşta düzen, temizlik ve terbiye konularında katı disiplin uygulamışlardır. Bu anne babanın çocuktan beklentileri çok yüksektir. Çocuğu aşırı denetim altında tutarlar. Konuşmasına sürekli müdahale ederler. Lütfensiz konuşmasını istemezler. Bu durumun çocuğun konuşmasını engelleyebildiği ve konuşmada duraksamalara sebep olabildiği ifade edilmektedir.Bir başka görüş de konuşmanın beyinde yetersiz lateralize olduğu; daha çok her iki hemisferde de temsil edilişinden ortaya çıktığı şeklindedir.Kekemeliği başlatan en büyük nedenin korku olduğunu belirtebiliriz.

Kekemelik çocuğun toplumsal uyumunu aksatır. Konuşmaktan çekinir, kekeleyeceği korkusuna devamlı sahiptir. Çekingenlik, utangaçlık, güvensizlik gibi ek belirtiler gelişir. Bu durum çocuğun arkadaş ilişkilerini ve okul başarısını etkiler.

2-3,5 yaşlar arasında başlayan kekemelik genellikle geçicidir. Bu yaşlarda çocukta düşünme hızı konuşma hızını geçtiğinden ya da yetersiz konuşma ile düşünce ifade edilemediğinden fizyolojik kekemelik ortaya çıkar. Erken yaşta başlayan geçici kekemelik durumunda aile çocuğa düzgün konuşması için baskı yapmamalı, çocuğun konuşmasına dikkat çekilmemelidir.

Hafif vakalarda düzelme %50 ile % 80 arasındadır. Ergenlik döneminde geçebileceğini vurgulayan araştırmalar vardır.Anne babanın dayaktan, korkutucu tepkilerden sakınması uygun olur. Aile çocuğun konuşmasına sürekli karışmalar ve düzeltmeler yapmamalıdır. Anne baba sabırsız ve üzgün bir tavır içine girmemelidir. Çocuğun tedirginliğini azaltıcı önlemler almalı, aşırı titiz, düzenli, denetimci ve kuralcı tutum gevşetilmelidir.

Kekemelik başlar başlamaz bir psikoloji merkezine gidilmesi uygun olur. Çocuğun ruhsal sorunlarının çözülmesi. kekemeliğin yer etmeden geçmesini sağlayabilir. Kekemelik tedavisinde amaç, kekemelikle birlikte çocuğun ruhsal durumunun da düzeltilmesidir. Yani tedavinin büyük ölçüde amacı benlik saygısının korunmasıdır.

Konuşma tedavisi, uzmanları tarafından yapılmalıdır. Altı­yedi yaşından büyük çocuklar bu tedaviden kolay yararlanırlar.

TİKLER
Kaslarda beliren, irade dışı aralıklı kasılmalardır. En çok yüz kaslarında görülur. Tik yer ve biçim değiştirebilir. Örneğin, göz, baş sallama gibi. 6-7 yaşlarında sık görülür.

Tik erkek çocuklarında daha çok görülen bir gerginlik belirtisidir. Genel gerginliğin, belli bir kasın kasılmasıyla dışarı vurulması olarak yorumlanır. Kekemelik gibi tikler de çocuğun duygusal durumuyla ilişkilidirler. Ortaya çıkışı, aşırı korku, heyecan ve ürkme yaratan olayları izler. Sık olarak altı yaşından sonra başlarlar. Tikin ortaya çıktığı çocuklar, genellikle tedirgin, kaygılı ve gergindirler. Genellikle bu çocukların anne babalarında titiz, kuralcı kişilik özellikleri gözlenebilmektedir.

Çocuğun yorgun, heyecanlı, sıkıntılı olduğu durumlarda ortaya çıkan tiklere, çocuğun dikkati çekilmelidir. Tiklerin çoğu geçicidir. Tik görülür görülmez, vakit geçirmeden bir çocuk psikologuna danışmak yararlı olur. Böyle durumlarda çocuğu tedirgin eden nedenlerin bulunması ve durumun düzeltilmesi gereklidir..

YATAĞINI ISLATMA (ENUREZİS)
Tekrarlayıcı nitelik taşıyan, istem dışı işemedir. Çocuklar 3-5 yaşları arasında idrarı kontrol edebilecek biyolojik olgunluğa erişir. Bu yaşlardan sonra ayda en az iki kez yatağını veya altını ıslatması bir sorun olarak değerlendirilmekte ve tedaviye gerek duyulmaktadır. Tuvalet kontrolü uygun eğitimle kazanılır. Altını ıslatma bebekliğinden beri sürüyorsa birincil, en az bir yıl kontrol edebildikten sonra başlamışsa ikincil adı verilir. Tek başına olabildiği gibi başka sorunlarla birlikte de görülebilir.

Toplumumuzda çok sık rastlanılan bir psikolojik şikayettir. Erkek çocuklarda daha sık görülmektedir. Altını ıslatan çocuklarda ailesel bir yatkınlıktan söz edebiliriz. Araştırmalarda bu çocukların birinci derece akrabalarında da %70 oranında altına işeme şikayeti görülür. Erken başlatılan, kusurlu tuvalet eğitimi, kardeş doğumu, ailedeki ölüm, ayrılık, hastalık gibi duygusal durumlar, okul sorunları veya aşırı koruyucu aile tutumu tuvalet eğitimini geciktirir.

Altını ıslatmada bedensel hastalıkların rolü çok azdır.Altını ıslatanlarda uyku derindir. İşeme devam ettikçe anne ile ilişkiler bozulur. Bu çocuklarda epileptik bir durum olup olmadığı incelenmelidir.

Altını ıslatmanın organik, biyolojik bir nedenden dolayı olmadığı anlaşıldıktan sonra psikolojik tedavi başlar. Anne babanın sabırlı ve anlayışlı yaklaşımı sorunun kısa sürede çözülmesini sağlar. Azarlanıp ayıplanan çocuklarda aşağılık duygusu gelişir. Sertlik ve utandırıcı cezalar işe yaramaz. Akşamları sulu besinlerin kesilmesi sonuç vermeyen bir önlemdir.

Bu çocukların tedavi edilmeleri sonucu kısır kalacakları veya erkekliklerini kaybedecekleri düşüncesi kesinlikle yanlıştır. Altını ıslatmanın sünnetle, ergenlikle, askere gitmekle veya evlenmekle ortadan kalkacağı gibi fikirlerin temeli yoktur. Çocuk bir psikoloji merkezine götürülmelidir. Bu merkezlerde psikolojik yardım ve davranışçı yöntemlerle soruna çözüm bulunacaktır.

DIŞKI KAÇIRMA (ENKOPREZİS)
Çocuğun tuvalet eğitimini tamamlaması gereken yaşa gelmiş olmasına rağmen istemli ya da istem dışı olarak kakasını kontrol edememesiyle ortaya çıkan bir bozukluktur. Seyrek görülen ve daha çok erkek çocuklarda rastlanan bir durumdur. Burada altını ıslatmadakinden daha ağır bir ruhsal uyumsuzluktan söz edebiliriz. Bu tanı 4 yaşından sonra konur.

Yeni bir kardeşin doğumu, anneden ayrılık, korkutucu olaylar, hastaneye yatış, anaokuluna gidiş gibi tedirgin edici durumlarda görülebilir. Bu durumlarda çocuğun bu tepkisi annenin aşırı temizliğe ve titizliğe önem veren, cezalandırıcı tutumuna bir tepki olarak ortaya çıkabilmektedir. Çocuğa tuvalet eğitimi baskıyla uygulanmışsa bu durum görülebilir. Bu davranışıyla çocuk hem annesinin ilgisini çekmekte hem de ona başkaldırmaktadır. Bu çocuklarda güven eksikliği ve benlik saygılarında zedelenmeler gözlenebilmektedir. Aile ve arkadaş ilişkilerini bozan bir durum olduğundan tedaviye vakit kaybetmeden başlanmalıdır.

Böyle bir çocukta ilk yapılması gereken, varsa gereksiz baskıların kaldırılması ve aşırı titiz tutumdan vazgeçilmesidir. Çocukla önce olumlu bir ilişkiye girilmeli, sonra günde üç-dört kez belirli aralıklarla tuvalete oturması sağlanmalıdır. Hatta bu aşamada uygun ödüller yarar sağlayabilir.

Sorun, uzun süredir devam ediyorsa, bir psikolojik merkezden yardım istenmelidir. Psikoterapi ve davranışçı yöntemlerle sorun çözülür.

DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI
Yapılan araştırmalar davranış bozukluğunun 1-5 yaşlarında görülebileceğini, tanının 8 yaş sonrasında konabileceğini gösterir. Davranış bozukluğu gösteren çocukların, yetişkinliklerinde de buna rastlandığını söyleyebiliriz. Erkek çocuklarda davranış bozuklukları kızlara oranla, dört kat daha fazla görülmektedir. Davranış bozukluklarında organik nedenlerden bahseden çalışmaların yanı sıra bazı araştırmalar ana babadaki ruhsal bozuklukların çocuktaki davranış bozukluğu ile doğrudan ilgili olabileceğine dikkati çekmektedirler. Sıklıkla boşanma, aile içi kavgalar da davranış bozukluğuna neden olabilmektedir. Ana babalarında davranış bozukluğu olan çocuklarda davranış bozuklukları olabileceği de ileri sürülen görüşler arasındadır. Davranış bozukluğu da tek nedenle açıklanamaz. Böyle durumlarda psikoloji merkezlerinden yardım istemek gerekmektedir.

Yalan Söyleme
Yalan herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Ama anne baba çocuğun hayal gücüyle yalanı birbirinden ayırmalıdır. 3-5 yaş arasındaki çocukların hayal güçleri çok zengindir. Hayali olaylar, hikayeler masallar anlatırlar. Anlattıkları şeylere kendileri de inanırlar. Hatta bazı çocukların hayali arkadaşları bile vardır. Anne baba bu durumu tam doğru değerlendiremezse, çocuğun yalan söylediğini sanarak paniğe kapılır. “Benim çocuğum çok yalan söylüyor” diye psikoloğa getirilen pek çok sağlıklı çocuk vardır.

Çocuğu yalana yetişkinlerin çelişkili tutumu iter. Çocuklar yalana çok duyarlıdırlar. Anne veya baba kendi yalanına çocuğu ortak etmemelidir. Çocuk bu tür yalanları anne babaya karşı kullanır.

Çocuk sık sık yalan söylüyorsa bu önemli bir durumdur. Anne baba ile çocuk arasındaki güven sarsılmış demektir. Çocuk anne babanın beklentileri kendi gücünü aştığında ya da ceza korkusuyla yalana başvurabilir. Yalan söylediği için çocuğu zorlamak, dövmek sakıncalıdır. Çocuk gerçeği söylemekten korktuğu için yalana başvurabilir. Ya da yaptığı şeyin yanlış, yapılmaması gereken bir şey olduğunu bildiğinde yalan söyler. Böyle durumlarda çocuğun yalan söyleme sıklığı ve dozu dikkate alınarak bir psikologdan yardım istenmelidir.

Çalma (Hırsızlık)
Anne babalar çalma karşısında sert tepki gösterirler. Üçyaşındaki çocuk sormadan alınmaması gerektiğini bilir. Yine de beğendiği bir şeyi cebine koymaktan kendini alamaz. Böyle durumlarda en doğru yol çocuğu korkutmadan, dövmeden, alınan şeyin mutlaka geri verilmesidir. Çocuk gereksiz yere suçlanmamış, davranışı da onaylanmamış olur.

Okul çağındaki çalmaların üzerinde önemle durulmalıdır. Çalma önemli bir ruhsal sorundan ileri gelebilir. Kendine güveni olmayan çocuk ilgi çekmek için hırsızlık yapabilir. Çalma, bazı durumlarda da bir yardım çağrısıdır. Çocuk çalarak ailesine “benim farkıma yarın” demek istemektedir. Sevgi eksikliği ile çalmanırı arasında bir ilişki vardır. Anne, baba yoksunluğu çeken çocuklarda çalma davranışı görülür. Çocuk sevildiği, benimsendiği duygusu iyice yerleşinceye kadar çalmaya devam eder.

Anne babalar çalma karşısında soğukkanlı davranmalıdır. Dövme, ayıplama, yüzüne vurma, arkadaşları arasında rezil etme çok tehlikeli yöntemlerdir. Ilk çalmada anne baba ve okulun bağışlayıcı ama duyarlı olması çok önemlidir. Çalma çocuk için çok hassas bir konudur. Böyle bir davranışa hiçbir zaman boş verilmemeli, bir psikoloğa danışılmalıdır.

Saldırganlık
Saldırgan çocuk, ruhsal sorunlarından dolayı çevresiyle uygun ilişkiler kuramaz. Kavgacıdır. Büyüklere karşı gelmeye eğilimlidir. Öfkesini kontrol edemez. Durmadan sorun yaratır. Çocuğun saldırganlığı süreklilik gösterir.

Saldırganlık doğuştun getirilen bir dürtüdür. Kontrol edebilir ya da olumlu yollara kanalize edilebilir. Çocuk başlangıçta sal­dırganlığını açık olarak dışa vurur. Bebek, istekleri engellendiğinde öfke nöbetleri gösterir. Yaş ilerledikçe isteklerini ertelemeyi ve beklemeyi öğrenir.

Her türlü saldırganlığın engellendiği ortamlar çocukta gerginlik yaratır. Uygun yollardan saldırganlığını boşaltmasına izin verilmeyen çocukta bu saldırganlık dışa yönelir. Dayağın olduğu bir evde yetişen çocuk da kardeşini veya arkadaşlarını dövecektir. Saldırgan çocuk temelde güvensiz, doyumsuz ve sevilmediğine inanan çocuktur. Kendine özsaygısı azdır. Dürtülerini kontrol etmeyi öğrenememiştir. Böyle çocukların anne babaları ya çok sert ve hoşgörüsüz, ya tutarsız davranışlar içinde, ya da gevşek bir disiplin anlayışına sahip olabilmektedirler. Bu çocuklar, öfkelerini kontrol etmekte zorluk çekerler. Saldırgan çocuk, ailedeki dengesizliğe ve ayartıcı çevre koşullarına bağlı olarak suça yatkınlık kazanabilir.

Anne babanın olumsuz tutumu saldırganlıkta önemli rol oynamakla beraber, tek neden değildir. Çocuğun organik olarak etkilendiği durumlarda da saldırganlık tepkisi ortaya çıkabilir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ ve AŞIRI HAREKETLİLİK
(HİPERAKTİVİTE)

Burada, dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik, ataklık en önemli belirtilerdir. Bu çocuklarda motor davranışlarda, bilişsel işlevlerde, kişiler arası ilişkilerde bozukluklar vardır. Bunların yanı sıra tabloya ruhsal bozukluklar da eklenebilmektedir.

Dikkat eksikliği hiperaktivite olmadan da olabilir.Bu çocuklar aşırı hareketlidirler. Çocuk hiç yerinde duramaz. Bebekliğinden beri hareketli olan bu çocuklar genellikle yürümeye başladıklarında hemen fark edilirler. Hareketleri amaca yönelik değildir. Durmak, yorulmak bilmezler. Anneler bu çocukları “Düz duvara tırmanır” biçiminde nitelendirirler. Bu çocuklar savruk ve düzensizdirler.

Özellikle okul döneminde zorlanırlar. Okula uyum sağlamakta sorunlar çıkar. Sırada oturmakta, dersleri takip etmekte sıkıntı çeken bu çocuklar, yazmada ve okumayı öğrenmede de zorluk çekerler. Öğretmenleri ve arkadaşlarıyla sürtüşmeye girer, öğretmeni öfkelendirir, arkadaşlarının saçını çekerler. Bu aşırı hareketlilik kimi zaman saldırganlığa dönüşür. İnce motor hareket gerektiren (yazı yazma, düğme ilikleme gibi) işlerde zorlanırlar.

Bilişsel işlemlerde ise dikkat süreleri az, bir işe yoğunlaşmaları
çok zordur. Bu yüzden zekaları normal olmasına rağmen, öğrenme güçlüğü, okul başarısızlığı çekerler. Kısa süreli bellekleri zayıftır, ancak uzun süreli bellekte sorun yoktur. Çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanırlar.

Kişisel ilişkilerde başladıkları arkadaşlığı sürdüremezler. Ruhsal açıdan bu çocuklar ataktırlar, çabuk uyarılırlar, tehlikeyi kavrayamaz, kazalara uğrarlar, engellenme eşikleri düşüktür, çabuk heyecanlanır, küçük nedenlerle aşırı neşe ve ağlama davranışı gösterirler. Erkek çocuklarda kızlardan daha fazla görülmektedir. Başlama yaşı 3-4 yaş olarak görülse de farklılıklar bebeklikten itibaren başlamıştır.

Bu çocuklar bebekliklerinde huysuz, huzursuz, sürekli ağlayan, zor bebekler olarak tanımlanırlar. Aile okul öncesi dönemde fark etmez. Çoğu zaman okula başladığında fark edilirler. Çünkü çocuk hem okula uyum sağlamakta zorlanmakta, hem de öğrenme güçlüğü çekmektedir. Burada bilgiyi işlemede bir fonksiyon bozukluğu söz konusudur.

Tedavi, belirtileri, şikayetleri ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu süreçte çocukların aşırı hareketliliklerini azaltmak ve dikkatlerini artırıcı çalışmalar yapılmaktadır. Ailenin ve öğretmenin bu konu hakkında bilgilendirilmesi ve katılımları gerekmektedir. Aile, çocuk ve öğretmenin işbirliğine girmesi, tedavinin gidişini hızlandıracaktır. Çocuğun bozukluğuna uygun, disiplin uygulayan, tutarlı ve kararlı olan, ilgili, sevecen davranan anne babalar bu konuda başarılı olurlar. Bu çocuklara karşı aşırı disiplin veya gevşek tutum uygun değildir. Böyle bir çocuğa sahip olan ailenin işi zordur. Ailelere tavsiyemiz çocukta yukarıda saydığımız özellikler fark edildiğinde bir psikoloji merkezinden yardım istemeleridir.

AŞIRI KİLO SORUNU
Bebeğin aşırı kilolu olması annenin ve çevrenin hoşuna gider. Anne, çevrenin beğenisini almak için bebeği olması gerekenden daha fazla beslemeye çalışır. Fazla kilo nasıl yetişkinlerde istenmeyen bir durumsa, hem bebek hem de çocuk için uygun değildir. Uzmanlar yetişkinlikteki fazla kilonun bebeklikte ve çocuklukta oluşan yanlış beslenme alışkanlığının sonucu olduğunu söylemektedirler. Fazla kilo, çocukta duygusal ve sosyal problemlere neden olabilir. Bu nedenle anne baba çocuklarının fazla kilo almamasına dikkat etmelidirler. Çocuğa yemek konusunda baskı yapmak, “yemezsen darılırım” biçiminde zorlamalara girmek sakıncalıdır. Yetişkinlerde olduğu gibi ender durumlarda da çocuklar endişeli veya stresli oldukları için daha fazla yemek yiyebilirler. Bu hallerde yemek karın doyurmak için değil, kendini tatmin etmek, rahatlamak için yenir. Sonra alışkanlık haline gelir. Bu çocuk için de istenmeyen bir durumdur.

Anne babalar yemeği ödül veya ceza olarak kullanırlar. Bu çok yanlış bir uygulamadır. Anne babalar çocuğun fazla yemesinden dolayı duydukları endişeyi çocuğa hissettirmemelidirler. Bu, çocuğu psikolojik olarak etkileyebilir.

Şişman çocuklar arkadaşlarının alaylarına hedef olurlar. Çocuk bu yüzden psikolojik olarak olumsuz etkilenebilir.

Psikolojik Hizmetler Merkezi
Alanur Özalp, Uzman Klinik Psikolog

Nisbetiye Caddesi, Petrol Sitesi, 9.Blok No:17 ETİLER/İSTANBUL

Tel: (212) 352 09 42-352 09 44
Fax: (212) 352 09 43
Email: aozalp@psiko.tv 
www.psiko.tv

 
 

 

DOKTORLAR

Hande Kılınç Kunt
Uzman Psikolojik Danışman (Klinik Psikoloji Yüksek Lisans)
Özlem Tokgöz
Psikolog-Pedagog (Özel Eğitim Uzmanı)
Elif Bahar Tuna
Diş Doktoru Pedodontist
Prof Dr. Macit Arvas
Kadın Hast ve Doğum Uzmanı
Prof Dr. Bülent Baysal
Kadın Hast ve Doğum Uzmanı
Prof Dr. Metin Özata Endokrinoloji, Diabet ve Tiroit Uzmanı
Cenk Kiper
Kadın Hast ve Doğum Uzmanı
Eda Gökduman
Psikolog
Sinem Olcay
Psikolog ve Gelişim Uzmanı
Gülşah Yahşi
Psikolog
Ayşin Merdal Yarar
Uzman Psikolog
Dr. Nezih Berksoy
Ağrısız Doğum Uzm Anestezist
Erdi Kanbaş
Özel Eğitim Uzmanı Aile Rehberi

BİLGİ

IDO Deniz Otobüsü-Feribot
Kimlik Numarası Sorgulama
İ.E.T.T Hareket Saatleri
Vergi Numarası Sorgulama
SSK Emeklilik Ne Zaman
Hava Tahmini
Trafik Ceza Puan Sorgulama
THY Uçak Saatleri
İGDAS Fatura Sorgulama
Deprem Nedir?
Posta Kodu Öğrenme
Nöbetçi Eczaneler
 

ANA SAYFA I İLETİŞİM I ESTETİK

YASAL UYARI: Bebekveanne.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmaktadır. BebekveAnne.com sayfasındaki bilgiler, hastalıkların tanı, teşhis ve tedavisinde kullanılmamalıdır. Bebekveanne.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bebekveanne.com sorumlu tutulamaz. Site içeriğinin bu şekilde tanı, teşhis ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak tüm sorumluluk ziyaretçiye aittir. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Sitede yer alan yazılar kaynak gösterilmeden, kısmen de olsa kullanılamaz.

 

Bebek ve Anne © 2004 Bilgisayar ve İnternet

BESLENME
İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü
Anne Sütünün Bebeğe Yararları
Anne Sütü Vermenin Kadın Sağlığına Yararları
Emzirme Hakkında Sorular
Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Loğusalıkta Meme Sorunları
Anne Sütünün Saklanması
Hasta Anne Emzirebilir mi?
Memeyi Reddediyorsa
0-4 Ayda Beslenme
9-12 Ayda Beslenme
1-5 Yaşta Beslenme
Beslenme ve Babanın Yeri
Katı Besinler Ne Zaman
Ek Besinler Ne Zaman
Adım Adım Sütten Kesme
Sütten Kestikten Sonra
İştahsızlık

BEBEK BAKIMI
Bebek Odası
Bebek ve Uyku
Gece Neden Sık Uyanıyor
Bebeğiniz Niçin Ağlar
Bebek Alışverişi
Emzik
Babanın Yeri
Bebeğimin Genel Bakımı
Doğum Lekeleri
Göbek Bakımı
Bebeğimin Banyosu
Bebek Bezi ve Pişik Sorunu
Bebekte Gaz Sancıları
Aşı Takvimi
Bebeğimin İlkleri
Oyuncak
Çocuğum ve Güneş
Verdiğiniz İlacı Tanıyor musunuz?
Kordon Kanı

HASTALIKLAR
Akdeniz Anemisi Talasemi
Alerji
Altıncı Hastalık
Anemi
Ani Bebek Ölümü
Apandisit
Astım
Ateş ve Ateşli Havale
Boğmaca
Bademcik ve Geniz Eti
Bebeğimin Gelişim Geriliği
Bebeklerde Ateş
Beşinci Hastalık
Boğaz Ağrısı
Burun Eti-Geniz Eti
Büyüme Ağrısı
Çocuk Felci
Çölyak Hastalığı
Demir Eksikliği Anemisi
Düz Tabanlık
Egzama
Ekstrofi Vezika
Fenilketonüri
Göbek Fıtığı
Hepatit A-Hepatit B
Hidrosefali
İdrar Yolu Enfeksiyonu
İnmemiş Testisler
İshal
Rota Virüs İshalleri
Kabakulak
Kabızlık
Kalça Çıkığı
Kan Uyuşmazlığı
Karın Ağrısı
Kızamık
Kızamıkçık
Kızıl
Korozof Madde
Krup
Kusma ve İshal
Lösemi Nedir?
Menenjit
Nezle
Orta Kulak İltihabı
Pamukçuk
Pnömokok Mikrobu ve Hastalığı
Raşitizm
Reflü
Sarılık
Su Çiçeği
Tetanos
Uçuk
Yarık Dudak ve Damak
Yenidoğan Apnesi
Zatürre

AY AY GELİŞİMİ
1. Ay
2. Ay
3. Ay
4. Ay
5. Ay
6. Ay
7. Ay
8. Ay
9. Ay
10. Ay
11. Ay
12. Ay
12-24 Ay Arası
Boy ve Kilo
İlk Adımlar
Bebeğini Konuşuyor mu?
Kişisel Gelişimi
Bebeğini Şımartmak

ÇOCUKLAR
3-6 Yaş Sorunları
3-6 Yaş Gelişim Özellikleri
Ailenin Psiko Sosyal Ortamı
Ailesine Notlar
Altını Islatan Çocuklar
Ana Okuluna Başlarken
Anne Baba Arasındaki Tartışmalar
Anne Baba Eğitimi
Anne Baba Olmanın 24 Yolu
Anne Baba Olurken Karı-Koca Kalabilmek
Boşanma ve Çocuk
Cinsel Uyarmalar
Çocuğa En İyi Bakacak Olan
Çocuk Eğitiminde Temel Kurallar
Çocuk Psikolojisi
Çocuk Yetiştirme
Duygusal Sorunlar
Doktora Giderken
Felaket ve Travma
İletişimde Etkin Dinleme
İtaatsizlik
Kardeş Kıskançlığı
Kendine Güven Duygusu
Okul Öncesi Eğitim
Oyun ve Aile
Övgü Gereksinimi
Pulsuz Dilekçe
Sevgi Kupası
Sevgisizlik
Sünnet
Tuvalet Eğitimine Hazır mı?
Zihinsel Uyarmalar

 

İKİZ BEBEK
İkiz Bebek
İkiz Yetiştirme

ANNELERİMİZ İÇİN
Anne Baba Sayfası
Gebelik Takvimi Hesaplayıcısı
Bebeğinizin Doğacağı Günü Hesaplayın
Bebeğinizin Göz Rengi Ne Olacak
Gebeliğe Uygun Gününüzü Hesaplayın
Gebelikte Haftalık Kilo Alımı
Rahim Ağzı Kanseri
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
İlkyardım
İnsan Bedeninin 24 Saati
Vitaminler
Besin Değeri Tablosu
Zeytinyağı
Yemek Tarifleri

Bebek Resimleri
Doktorlar
Masal Dünyası
Kısa Notlar
Bu Kontroller Kadınların Hayatını Kurtarıyor
Sıcak Havalar Beyin Kanamalarını Tetikliyor
Üşür Diye Bebeğinizi Kat Kat  Giydirmek
Çocuğunuzun Kepçe Kulak Sorunu
Tatilde de Formunuzu Koruyun
Islak Mayo Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonu
Ramazanda Kilo Almamak İçin
Aşırı Kilolar Kadınlarda İdrar Kaçırma Nedeni
Varikosel
Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirin
Yaz Sebze ve Meyveleri Her Derde Deva
Ani Hava Değişimleri Baş Ağrısını Tetikliyor
Memede Hissedilen Ağrısız Kitleler
Kalp Krizi Gençlerde Ani Ölüm Nedeni
Çocuğunuza Süt İçirmenin 10 Etkin Yolu
Kilo Vermenizi Engelleyen 10 Diyet Hatası
Kadınlarda Kronik Yorgunlukla Başa Çıkmak
"Su İçsem Yarıyor" Diyorsanız
Kolesterol İlaçlarının Kullanımında Dikkat
Bebeklerde Aşırı Kusma
Sigara ve Alkol Ağız Kanseri Riskini Arttırıyor
Çocuklarda Çürük Diş
Anne Karnında Kalp Hastalığı Tanısı
İdrar Yolu Enfeksiyonlarından Korunun
Kalp Sağlığını Tehdit Eden 3 Gizli Tehlike
Rengarenk Besinlerle Sağlıklı Kalın
Kışın Hareketsiz Kalmak Varise Davetiye
Şeker Hastalarının Korkulu Rüyası
Çocuğunuzun Karnesi
Kulak Temizlerken Kaşıntı
Çağın Yeni Vebası Diyabezite
"Kış Öksürüğüdür" Deyip Geçmeyin
Erkeklerde Kansızlık
Çocuğunuz Engelli Doğarsa
Çocuğu Şımartmamanın 7 Yolu
Kadında Şişmanlığın Bir Zararı Daha
Yemeğin Tadına Bakmadan Tuz Atmak
Geniz Eti Tekrarlar mı?
Böbrek Sağlığınız İçin Su İçin
Diyabet Riski
Erken Doğum
Kış Hastalıklarından Korunurken Kilo Almayın
Eyvah Çocuğa Yakalandık
Erken Tuvalet Eğitimi Kabızlığa Yol Açıyor
Hamilelikte Düzenli Kahve İçmek
Prostatla Gelen Cinsel İşlev Kaybı
Beyin Dostu Besinlerle Alzheimerı Geciktirin
Hamilelik Nezlesi
Tatil Sonrası Okula Dönüş İçin 20 Öneri
Çocuğunuz Okula Sağlıklı Başlasın
Fazla Kiloluysanız Reflü Olabilirsiniz
Suya Atlarken Boyun Travmalarına Dikkat
Adet Düzensizliği
Meme Ucu Çatlakları
Yaz Sıcakları Çocuklarda Burun Kanaması
Yemek Hazırlarken Bilinçli Davranın
Dış Kulak Yolu Enfeksiyonlarına Dikkat
Sigara İçen Anne Adayları
Polikistik Over Sendromu
El Yıkama Alışkanlığının Kazandırılması
Çocuğum Büyüyor Ama Konuşmuyor
Obeziteye Karşı Önlem
Yemekten Hemen Sonra Dişlerinizi Fırçalamayın
Çikolata Kisti Hayallerinizi Suya Düşürmesin
Bahar Yatağa Düşürmesin
Çocuğum Ateşli Havale Geçiriyor
Evliliklerin Düşmanı: Cinsel İstek Azlığı
Sağlıklı Saçlar İçin Önemli İpuçları
Öksürük Çocuğunuzun Peşini Bırakmıyorsa
Bebeğiniz Çok Ağlıyorsa Süte Dikkat
Saçınızı Kurutmadan Evde Bile Dolaşmayın
Doğru Beslenin Gribe Yakalanmayın
Kanserden Korunmak İçin Beslenme
Çocuklarda Okul Sendromuna Dikkat
Kardeşlerden Biri Hastalanırsa
Reddediyorsa Bu İyi Bir Şey Olabilir
Kazalarda Bilinçsiz Müdahalede Felç
Bebeklere Güvenli Göz Muayenesi
Metabolizmanızın Hızını Ölçtürün
Rahat Bir Hamilelik Dönemi Geçirin
Her Meme Ağrısı Kanser Demek Değildir
Rahim Ağzı (serviks) Kanseri
Sigara Hastanın İyileşme Sürecini Uzatıyor
Bebeğiniz Sizi Uyutmuyorsa
İştahsız Çocuğunuza Zorla Yedirmeyin
Melaminli Gıdalar Tehlike Saçıyor
Soğuk Algınlığı
Öksürük
Güzelliğiniz Ve Sağlığınız İçin Su İçin
Akdeniz Diyeti
Anormal Smear Testine Yaklaşım
Herşey Dahil Sistemi Midenizi Bozmasın
Hangi Meyve Ne İşe Yarar?
Jinekolojik Kanserlerde Erken Tanı
Sihirli Yeşil Karışım
1 Yaşına Kadar Bu Gıdalardan Uzak Tutun

ÖZEL ÇOCUKLARIMIZ
Down Sendromu
Otizm
Rubinstein Sendromu
Celebral Palsy
Premature Bebek
Bebeğim Ne Kadar Prematüre
Doktor Kontrolleri
Obezite
Engelli Olmak
Özel Eğitim ve Zihinsel Engelli Çocuklar
RETT Sendromu
Spina Bifida
Williams Sendromlu Çocuklar
Prader-Willi Sendromu
Angelman Sendromu
Asperger Sendromu
Heller Sendromu
Frajil-X Sendromu
Down Sendromlu Çocuklar
Otistik Çocuklarda Tuvalet Becerilerinin Kazanımı
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Fenilketonüri
Disleksi
Hidrosefali
Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklar
İyot Eksikliği ve Zihinsel Engellilik
Zihinsel Engelli Çocuk ve Kaynaştırma
Zihinsel Engelli Çocuklar ve Özellikleri
Zihinsel Engelli Çocuklar ve Özbakım Becerileri
Zihinsel Engelli Çocukların Eğitim Gereksinimleri
Zihinsel Engelliliğe Neden Olan Etmenler
Zihinsel Engelli Çocuklarda Cinsel Eğitim
Zihinsel Engelli Çocuklarda Obezite

DİŞ SAĞLIĞI
Bebeğinizin Diş Bakımı
Biberon Çürüğü Nedir?
Diş Çürüklerinden Koruma
Anneden Bebeğe Bakteri Geçişi
Süt Dişleri Neden Önemlidir?
Çürük İlişkisi ve Beslenme Önerileri
Çürüğe Karşı Flor

DOKTORLAR
Uzman Psikolojik Danışman Hande Kılınç Kunt
Utanç
Can' ı Bekleyen Can
Öfke ve Geştalt Terapi Yaklaşımı
Ayrılmış Ailelerden Gelen Kadınların Evlilikte Tutumları
Diş Doktoru Elif Bahar Tuna
Kadın Hast ve Doğ Uzm Prof Macit Arvas
Kadın Hast ve Doğ Uzm Prof Bülent Baysal
Tüp Bebek
Embryo Dondurma
Mikroenjeksiyon
Asiste Yuvalanma
Tese ve Tesa (Mikroskopik Tese)
Antisperm Antikorlar (ASA)
Kısırlık İnfertilite, Kadın İnfertilitesi, Erkek İnfertilitesi
Normal Doğum muı Sezaryen mi?
Gebelikte Temel İncelemeler
Dış Gebelik
Kordon Kanı Saklama
Tarama ve Erken Tanı Testleri
Amniyosentez
Gebelikte Cinsel Yaşam
Ebelik Zehirlenmesi-Preeklampsi
Menopoz
Jinekoloji
Doğum Kontrol Hapları
Düşükler
Kürtaj
Vajinismus
Myom

Diabet ve Tiroit Uzm Prof Metin Özata
Kısırlık ve Tiroit İlişkisi
Tiroit Tetkiki
Bebeklerde doğumsal tiroit yetmezliği ve tiroit taraması
Tüp Bebek Yaptıracak Bayanlar
Şeker Hastalığı Teşhis
Şeker Hastalığı Belirtileri
Şeker Hastalığı Tipleri
Gizli Şeker
Tip 1 Diyabet
Tip 2 Diyabet
Tokluk Kan Şekeri
Şeker Düşmesi
G Diyeti
Kadın Hast ve Doğum Uzm Cenk Kiper
Psk Eda Gökduman
Mutlu Bir Aile Olmak
Mutlu ve Sağlıklı Gelişen Çocuklar
Hayat Nasıl Gidiyor?
Evliliğinizdeki Sorun Depresyon Olabilir
Emzirmeyi Sonlandırmada Öneriler
Çocuğunuzu Daha Yakından Tanıyın
Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı İçin
Doğum Öncesi Endişeler
Anaokuluna Alışma Sürecinde Küçük İpuçları
Çocuğunuzun İzlediği TV Programlarına Dikkat
Mutlu Bir Hamileyim
Çocuğum Anaokuluna Başlıyor
İlkokul Deneyiminde Dikkat Etmeniz Gerekenler
Bebeğe Alınması Gereken İlk Oyuncaklar
Depresyonda mıyım?
Evlilik Doyumu
Çocuğunuzun Gelişimi
Eskiden Anne Olmak
Hamilelik Döneminde Stres
Mükemmelliyetçi Aileler
Teşekkürler Anne
Öğrenme Bozuklukları
Çocukluk Döneminde Korkular, Aile Yaklaşımı
Hamilelik Sürecinde Eş Desteği
Hamilelikte Değişen Vücuda Psikolojik Uyum Sağlama
Bebekle İlk İletişim
Çocuklarda Yalan
Çocukluk Döneminde Cinsel Eğitim
Mutlu Bir İlişki İçin
Bebekler Neden Ağlar?
Ergenlikte Cinsel Gelişim
Çocukla İletişim
Tuvalet Eğitimi
2 Yaş Sendromu
Çocuğum Yemek Yemiyor
Çocuğum Uyumuyor
Anaokulu Uyum Süreci
Hangi Durumlarda Psikoloğa Başvurmalı
Boşanma Süreci
Anaokulu Seçerken Dikkat Etmemiz Gerekenler
Çocuklarda Davranış Problemleri
Psk ve Gelişim Uzm Sinem Olcay
Beyin Geliştirici Bebek Oyunları
Kardeş Kıskançlığı
Bakıcı Seçimi
Bebek Kanalları ve DVDler Zekileştirir mi?
Bebeksi Davranışlar Sergilemeye Başlarsa
Bebeğiniz Size Aşık Oldu mu?
Bebeğimi Ne Zaman Nasıl Sütten Kesmeliyim?
Çocuklarda Anneden Ayrılma Endişesi
Bebeklik Döneminde Anne Baba Rekabeti
Bebeklik Döneminde Baba Olmak
Erken Çocukluk Döneminde Mastürbasyon
Kahramanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiliyor?
İşe Başlamak İçin Doğru Zaman
Çocuğumla Oyun Oynamalıyım Ama Nasıl?
Çocuğunuzu Övmeniz Büyük Fark Yaratır
Bebekler Duygusal Nedenlerle Ağlar mı?
Bebeklere Emzik Verilmeli mi?
Korumacı Ebeveynlik
Anneliğin Bir Kadına Kattıkları
Disiplin Gerçekten Gerekli mi? 1.Bölüm
Disiplin Gerçekten Gerekli mi? 2.Bölüm
Disiplin Gerçekten Gerekli mi? 3.Bölüm
Disiplin Gerçekten Gerekli mi? 4.Bölüm
Psikolg Gülşah Yahşi
Anne Baba Olmak
Karne Sendromu
Çocuklar Neden Yalan Söyler?
Kardeş Kıskançlığı
Ağrısız Doğum Uzm Dr. Nezih Berksoy
Özel Eğitim Uzm Aile Rehberi Erdi Kanbaş

ELELE PSİKOLOJİK DANIŞMA
Hamilelik Psikolojisi
Bebek ve Uyku Programı
Tuvalet Eğitimi
Öfke Nöbetleriyle Başa Çıkma
Uzak Yoldan Ebeveynlik
Vurmak Vurmaktır
Taşınmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri
Çocuklarımıza Duyguları Öğretmek I
Çocuklarımıza Duyguları Öğretmek II
Ebeveynlik Tarzları
Çocuğumuzu Kabul Edebilmek

Yuvalar
Ninniler
Bebek ve Anne Öyküsü
Bebek Kitapları
Bebek İsimleri
Linkler
İkinci El Köşesi
Kök Hücre
Forum Sayfamız