|

|
|
DİSİPLİN
GERÇEKTEN GEREKLİ Mİ? (4.BÖLÜM)
40 aylık Ceyda zorlu bir
akşamüstü geçirmektedir çünkü az önce anne ve babasının akşam
dışarıda olacağını öğrenmiştir. Evde daha önceden tanıdığı ve
sevdiği bir ablayla kalacak olmasına rağmen Ceyda anne babasının
gezisini kişisel bir kırgınlık haline getirmiştir. Annesinin
dışarı çıkacaklarını önceden bildirmesini bu ayrılığa hazırlanma
fırsatı olarak kullanmak yerine, Ceyda bir tür saldırıya
geçmekte ve annesini gitmemeye ikna etmeye çalışmaktadır. Her 20
dakikada bir “Gitmenizi istemiyorum.” diye iç çekmektedir.
Duygularını kelimelere dökme becerisi ilginç şekilde yükselirken
şu cümleler ağzından dökülmektedir: “Sizi çok özleyeceğim.”,
“Neden beni bırakıp gidiyorsunuz?”, “Siz gidince çok
üzüleceğim.”
Ceyda’nın annesi kızının yaşadıklarına hem üzülmekte hem de
Ceyda’nın kendini ne kadar kötü hissettiğini ifade etme
konusundaki muhteşem becerisi sonucu kendini suçlu hissederek
kontrolünü kaybetmektedir. Üzüntü ve suçluluk duyguları arasında
anne bazen, Ceyda’yı ablayla iyi vakit geçireceği konusunda
neşeli şekilde teselli etmekte bazen de sızlanmayı bırakıp
kendini toparlaması konusunda çıkışıp böyle devam ederse onu
odasına görmekle tehdit etmektedir. Ceyda’nın protestosu
azalmadan devam eder. Hele bakıcı gelip anne babası çıkmak için
hazırlandığında Ceyda’nın tepkileri iyiden iyiye artar. Ceyda
annesine tutunur ve “Bırakma, gitme” diye çığlıklar atar.
Ceyda’nın annesi aslında farkında olmadan kızının endişesini
kontrol altına alma becerisini bozmuştur. Annenin sabırlı
davranması ve Ceyda’nın sızlanmalarına son vermekten kaçınması
çocuğa, duygularını ifade etme hakkının yanında duygularıyla
annesine şantaj yapabilme hakkına da sahip olduğunu
düşündürtmüştür.
Daha az sabırlı bir tavır Ceyda için çok daha faydalı olurdu.
Anne Ceyda’ya, yaptığının adil olmadığını ve birlikte
geçirdikleri vakti boşa harcadığını net şekilde söylemeliydi. Bu
durum, çocuğun kendi kendini kontrol etmeyi öğrenebilmesi için
annenin muhabbeti kesip geri çekilmesini ve mesafe koymasını
gerektirir.
Böyle bir durumda da kötü davrandığı için Ceyda kendini suçlu
hissetmez mi diye sorabilirsiniz. Eğer öyle hissediyorsa,
Ceyda’nın suçlu hissedebilme becerisi duygusal gelişiminin iyi
olduğunu gösterir. Büyüdükçe sağlıklı gelişen çocukların
(yetişkinler gibi) yanlış bir şey yaptıklarında pişmanlık
duyması gerekir. Suçluluk, zarar verici bir davranışın sonucunda
hissediliyorsa faydalı bir duygudur. Suçluluk, eğer çocuk bu
duyguyu baskın şekilde her durumda hissediyorsa (mesela, sürekli
yanlış bir şey yaptığından endişeleniyor ve kendini ortaya koyma
konusunda tutuklaşıyorsa) sağlıksızdır.
Çocuklara yaptığı şeyin yanlış olduğunu öğretme konusunda en iyi
öğretmenler ebeveynler değil çoğu zaman akranlar ve büyük
kardeşlerdir. Onlar, çocuğun yaptığı şey hakkında iyi
düşünmüyorlarsa bunu ifade etmekte kararsız kalmazlar ve çocuk,
bu tepkiden davranışının yanlış olduğunu çok iyi öğrenir.
Ebeveynler çocuğa itiraz eder ya da bir süreliğine
yakınlıklarını geri çekerlerse, çocukta suçluluk hissi
yaratacakları ya da çocuğun kendini sevilmiyor hissedeceği
konusunda çok endişelenirler. Bu endişe doğru değildir, böyle
bir şeyin olacağına aslında ne ebeveyn ne de çocuk inanır.
Aslında, itiraz edilecek bir davranış karşısında ebeveynin
çocukla arasındaki iyilik durumu devam ediyormuş gibi yapması
çocuklar için en zararlısıdır çünkü bu samimi değildir ve
çocuklar bunu anlarlar. Gerçek duygularımız, çocukların
davranışlarının diğer insanları nasıl etkilediği görebilmelerine
ve içsel kontrol kazanmalarına yardımcı olmanın en önemli
unsurudur.
Ceyda örneğinde gördüğümüz gibi, ifade becerisi gelişmiş
çocuklar duygularından bahsetmeyi bir tür saldırganlık şekli
olarak da kullanabilirler. Eğer ebeveyn çocuğun konuşarak
kendisini ezmeye çalıştığını hissediyorsa, daha küçük çocuklarda
fiziksel saldırganlığı durdurmak nasıl gerekliyse, bu durumda da
sözel saldırganlığı durdurmalıdır.
İyi haber şu ki: ebeveynin net sınırlar/kurallar koyması
ebeveyn-çocuk ilişkisini zedelemekten çok güçlendirmektedir.
Çocuğunuzla sağlıklı bir ilişki kurabilmeniz için, belirli
konularda yaşanan küçük anlaşmazlık ya da kavgaların çocuğunuzla
geneldeki uyumunuza zarar vermediğini bilmeniz gerekir.
Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem
Olcay
|
|
|