|

|
|
ÇOCUKLARDA ERKEN TUVALET EĞİTİMİ KRONİK KABIZLIĞA YOL AÇIYOR
Kabızlık
sorunu, çocuklarda gittikçe daha sık görülmeye başlayan bir
rahatsızlık. Çocuğun günlük yaşantısını başta ciddi bir şekilde
etkilememesine rağmen; ilerleyen süreçte kendini rahatsız
hissetmesine ve bunu dışa vurmasına sebep oluyor. Bu dönemde
anne ve babanın kabız olan çocuğa yaklaşımı ise çok önemli.
Doğru bilgi birikimine sahip olan aileler, çocuğun sağlığı
açısından daha dikkatli adımlar atabiliyorlar. Memorial Ataşehir
Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr.
Özlen Kaya Çardak, ebeveynlere kabızlık konusunda daha iyi bir
gözlemci olmalarını tavsiye ederek “çocuklarda kabızlık ve
tedavisi” hakkında bilgi verdi.
Her çocuğun tuvalete gitme sıklığı farklıdır
Kabızlık, sindirim sisteminin yavaşlamasına bağlı olarak
dışkılamanın azalması ve ağrılı bir şekle dönüşmesi olarak
tanımlanabilir. Dışkı sayısı her yaştaki çocuğa göre farklılık
gösterdiği için kabızlığı tarif ederken günlük dışkılama sayısı
olarak kesin bir sayı vermek doğru değildir. Bir çocuk için
normal kabul edilen diğer çocuk için normal olmayabilir.
Örneğin; 2 yaşındaki bir çocuk 2 günde bir ama yumuşak dışkı
yapıyorsa bu durum normaldir. Aynı yaştaki bir diğer çocuk her
gün 1 kez yapıyor; ama dışkı sert ve ağrılı ise bu kabızlık
olarak kabul edilir. Bağırsak alışkanlığı normal dediğimiz bir
çocukta dışkı sayısı kaç günde bir olursa olsun o esnada ağrı
duyulmaması gerekir. Bebekler 1-2 aylıkken günde 5-6 kez dışkı
yapabilirken, 1 yaş sonrası bu sayı günde 1-2 olabilir. Daha
büyük çocuklarda 2 günde bir kez dışkılama bile normal kabul
edilebilir.
Mama ile beslenen bebeklerde kabızlık riski daha fazladır
Anne sütü ile beslenen yenidoğan bebeklerde kabızlık çok nadir
görülür; ancak mama ile beslenen bebeklerde kabızlık riski daha
fazladır. Eğer anne sütü alan bir bebekte kabızlık gözleniyorsa;
annenin diyetini düzenlenmesi ve yine annenin kabızlık yapıcı
besinlerden (patates, pilav, makarna, muz gibi) uzak durması
gibi küçük önlemler alınabilir. Küçük bebeklerde kabızlık
olmaksızın aşırı ıkınma ve bu esnada kızarma olabilir.
Bebeklerin kaka yaparken yüzünün kızarması ve ıkınmasını anneler
yanlışlıkla kabızlık olarak yorumlayabilirler. Bu durumda eğer;
bebeğinizin yaptığı dışkı kıvamı yumuşaksa ve en az günde 1 kez
dışkılıyorsa bu durum normal kabul edilebilir.
Bebeğim neden kabız oldu?
Kabızlık bir hastalık değil belirtidir. Birçok hastalık, ilaç ya
da bazı durumlar kabızlığa sebep olur. Kabızlığın en sık görülen
nedeni düzensiz beslenme alışkanlıkları sonucu gelişen kabızlık
ve çözüm olarak da kabızlık ilaçlarının uygunsuz
kullanılmasıdır. Bunun için öncelikle kabızlığın sebebinin
bulunması tedavinin başarısı açısından önemlidir. Kabızlığın
nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
• Psikososyal Nedenler (Fonksiyonel- İdiopatik Kabızlık):
Dışkılama esnasında duyulan ağrıya bağlı istemli olarak dışkı
tutma ve bunu alışkanlık haline getirmek.
• Beslenme Hataları: Yetersiz beslenme, günde 500 ml’den
fazla inek sütü tüketme, sebze ve meyve gibi lifli gıdalardan
yeteri kadar tüketmeme, ek besinlere geçişte yapılan hatalar.
• Sindirim sisteminin yapısal sorunları: Makatta yırtık
(anal fissür), apse, anüsün doğuştan öne doğru yerleşimli olması
vb...
• İlaç Etkileri: Antidepresan ilaçlar, anti kolinerjik
ilaçların kullanımı.
• Endokrin sorunlar: Hipotiroid (Tiroid hormonunun
yetersiz oluşu) ve hipokalsemi gibi hormonlarla ilgili
problemlerdir.
Çocuğunuzu "Tuvalete gitmezsem ağrım da olmaz" düşüncesinden
vazgeçirin
Kabızlığa ilişkin tüm bu nedenler arasında en sık fonksiyonel
kabızlığa rastlanır. Bu tip kabızlık aslında altta yatan hiçbir
tıbbi problem olmadan kabız olan çocuklarda değişik psikososyal
nedenlere bağlı gelişir. Bebeklerin 3-4 aylık olmasıyla normal
olarak dışkı sayıları azalır. Bu dönemde eskiye göre sertleşen
dışkı kalın bağırsağın son kısmında zorlanmalara ve küçük
çatlaklara neden olur. Bebek, dışkılama esnasında ağrı duyar ve
bu ağrı nedeniyle dışkılama hissi olduğunda otomatik olarak
makat kaslarını kasar ve ağrı hissini en aza indirmeye çalışır.
Tutulan dışkı giderek daha çok sertleşir ve bir “kısır döngü”
ortaya çıkar. Çocukta “tuvaletimi yapmazsam ağrım da olmayacak”
düşüncesi yerleşeceğinden bu şekilde dışkısını 8-10 gün tutan
çocuklar da olabilir.
Tuvalet eğitimini erken başlatmak kabızlığa yol açabilir
Tuvalet eğitimi verilmeye başlandığı 2 yaş döneminde kabızlık
sık görülür. Bu dönemde çocuklar hiçbir zaman zorlanmamalıdır.
Bezi yeni çıkan bir çocuk istemli olarak dışkısını gereğinden
uzun tutabilir ve bu durum dışkının sertleşmesine ve ağrılı
dışkı yapmasına neden olabilir. Ağrı ve korku kısır döngüsü bir
kez başladığında bu durumu normale çevirmek için çocuğa ağrıyı
unutturmak gereklidir. Tuvalet eğitimi esnasında çocuğa
dışkısıyla ilgili olumsuz yorumlarda bulunmak doğru değildir.
Dışkısı 2 yaşındaki bir çocuk için çok değerlidir; çünkü onu
vücudunun bir parçası gibi algılar. Dışkısını tuvalete yapınca
sanki parmağı kopmuş gibi hissedebilir; bu nedenle bezi
çıkartılınca kabız olan çocuk tekrar bezine kavuşursa normal
dışkı düzenine dönebilir. Tuvalet eğitimi zamanından erken
başlanırsa bu tip sorunlar daha sık görülür. Tuvalet eğitimi
için normal olan 24. aydır. 3 ay öncesi veya 3 ay sonrası da
normal sınırlarda kabul edilir. Her çocuk için farklı olan bu
eğitim dönemi; eğer çocuk hazırsa 10-15 gün içinde tuvalet
eğitimi tamamlanır. Tuvalet eğitiminden 15 gün içinde yanıt
alınamıyorsa çocuk zorlanmamalı, konu kapatılmalı, en az 1 ay
yanında bu konuda konuşulmamalıdır. Anaokuluna ve ya ilkokula
yeni başlayan çocuklarda da ev dışı bir tuvalete gitmeyi
reddettikleri için kabızlık gelişebilir. Öğretmenlerin bu konuda
çocukları sık sık teşvik etmeleri önemlidir.
Belirli bir noktadan sonra diyet ile çözüm yetersiz kalır
Tekrarlayan dışkı tutulmaları sonucu makatta içten genişlemeler
olur ve dışkının çapı, hacmi büyür. Erken dönemde çapı büyük
olmasına rağmen kendiliğinden çıkartılabilen dışkı; kronik
dönemde artık taşlaşarak makatta büyük bir tıkaç oluşturur ve
tedavisiz düzelmez. Makatta duyarlılık kaybı oluşunca giderek
normal dışkılama alışkanlığı tamamen kaybolur. Beslenmede hiçbir
yanlış yapılmasa bile bu noktadan sonra diyetle sorunu çözmek
imkânsız hale gelir. Bazı çocuklarda bu makattaki taşlaşmış
dışkı boşaltılmadığı için, yeni gelen dışkı istemsiz bir şekilde
altına kaçırma şeklinde dışarı çıkar. Büyük çocuklarda bu
şekilde dışkı kaçırmalar ciddi psikolojik travmalar yaratabilir.
Çocuklarda tuvalet eğitiminde yapılan hatalar, verilen cezalar,
kültürel ve sosyal faktörler bu tip kabızlığın oluşmasına zemin
hazırlayabilir. Bu tip fonksiyonel kabızlığı olan çocukların
anne veya babasında da benzer sorunlar olabilir, kabızlıkta
genetik yatkınlık söz konusudur.
Aşırı inek sütü tüketimi beraberinde kabızlığı getirebilir
Kronik kabızlığı olan çocuklarda ise iştah genellikle azdır;
karın ağrıları görülebilir. Sindirim sistemi yavaşladığı için
mide boşalma süresi gecikmiştir ve tekrarlayan kusmalar
devamında olabilir. Kabızlık çok uzun sürdüğünde ise idrar yolu
enfeksiyonlarına risk yaratan bir durum ile karşı karşıya
kalınabilir. Ek gıdaya yeni başlama dönemleri veya anne sütünün
kesilme dönemleri de kabızlık gelişimi için risklidir. 1
yaşından sonra inek sütünün başlandığı dönemde çok miktarda inek
sütü tüketilirse kabızlık oluşabilir. Günlük 500 ml’den fazla
inek sütü kullanmak doğru değildir.
Bu önerileri dikkate alın!
Bağırsak hareketlerinin yeniden düzenlenerek bağırsağın boşaltım
görevini daha sağlıklı yerine getirmesi ve çocuğunuzun eski
sağlık ve neşesine tekrar kavuşması için kabızlık sürecinde ait
tedavi adımlarını söyle sıralayabiliriz.
• Kronik kabızlığı olan çocuklarda öncelikle sertleşmiş dışkı
içeren kalın bağırsakların boşaltılması gerekir. Bu amaçla fitil
veya lavmanlar kullanılır. Sadece makat bölgesine lokal etki
gösteren bu ilaçların sistemik yan etkileri yoktur. Hekim
önerisiyle rahatlıkla kullanılabilir.
• Kalın bağırsaklar boşaltıldıktan sonra normal kıvamda dışkının
sağlanabilmesi için ağızdan laksatif şuruplar (dışkı yumuşatıcı
ilaçlar, şurup) verilmelidir. Her gün ve yumuşak kıvamda dışkı
sağlayabilmek için bu tip ilaçların kullanımı gereklidir; çünkü
kronik kabızlıkta gelinen noktada diyetle sorunu çözmek
imkânsızdır. Burada en önemli nokta çocuktaki acıyı ve korkuyu
unutturana kadar tedavinin sürdürülmesidir. Dışkı yumuşatıcı
şuruplar alışkanlık yapmaz ya da etkisi zamanla azalmaz. Şu ana
kadarki tıbbi verilere bakıldığında bu şurupların, uzun süreli
kullanımlar da bile belirgin ve şiddetli yan etkileri olduğu
görülmemiştir.
• Küçük çocukların yaşadıkları acıyı unutabilmeleri uzun zaman
alabilir. Tedaviyi 6 aydan önce kesmemek bazı vakalarda 12 aya
kadar uzatmak gerekebilir. 5 yaşından büyük çocuklarda 2-3 aylık
tedaviler yeterli olabilir.
• Dışkılama esnasında ağrıyı ortadan kaldıracak bölgesel etkili
olan ağrı kesiciler ve oturma banyoları da geçici bir rahatlık
sağlar; ama ağrıyı yok edecek en önemli şey dışkının yumuşak
kıvamda olmasıdır. Bu kıvamı sağlayacak en etkili ilaçlar dışkı
yumuşatıcı şuruplardır.
• Kabızlık tedavisinde psikolojik yaklaşım önemlidir. Lavmanlar
ve ilaç uygulamaları için mutlaka çocukla işbirliği kurulmalı
asla zor kullanılmamalıdır. Zorla uygulanan lavman ve benzeri
ilaçlar çocuktaki korkuyu arttırarak kabızlığın daha da kötüye
gitmesine neden olabilir.
• Tuvalet eğitimi kazanmış çocukları günde 2 kez, sabah ve akşam
yemekleri sonrasında 10- 15 dakika tuvalete oturtmak, mide
bağırsak refleksinden(gastrokolik refleks) yararlanılacağı için
faydalıdır. Mide bağırsak refleksi, mideye herhangi bir gıda
gittikten sonra tüm sindirim sisteminin çalışmasıdır. Çoğu insan
bu refleks sayesinde yemek sonraları rahatlıkla tuvaletini
yapabilir. Yemekten sonra tuvalete gitme alışkanlığını kabız
çocuklara öğretebilirsek tedavide önemli bir aşama geçilmiş
olur.
Kabızlığın önüne geçebilmek için gerekli besinler
Bağırsak hareketlerinin yeniden düzenlenmesi için çocukların
patates, muz, pilav, makarna, beyaz ekmek, inek sütü, çay gibi
besinleri az tüketmesi gerekmektedir. Kabız olan çocukların bu
süreç içinde bol sıvı alıp tüm lifli sebze ve meyveleri(kayısı,
armut, incir, kabak, brokoli vb.), zeytinyağını, tam tahıllı
veya kepekli ekmekleri, mısır ve mısır unu içeren besinleri
tüketmesi de sindirim sisteminin düzelmesine, görevini eskisi
gibi yerine getirmesine yardımcı olacaktır.
|
|
|