|

|
|
ESKİDEN ANNE OLMAK
DAHA MI KOLAYDI?
Anne olmak. Hiç
şüphesiz harika bir duygu. En zor koşullarda çocuğunu büyüten
anneler bile içtenlikle bu cevabı verebiliyor. Şimdiki anneler;
toplumsal olarak daha fazla rol taşıyor. Hem mutlu bir eş, hem
iyi bir anne hem de başarılı bir iş kadını olma çabası
gösteriyor.
Bu inanılmaz çabanın içerisinde yorgun düşen annelerin sayısı
oldukça fazla. Yorgunluğun nedenlerini çalışan annenin bir
gününü inceleyerek rahatlıkla bulabiliriz:
Sabah gözlerini açtığında kendisinden önce uyanan küçük aşkına
özlemle sarılmak, sağlıklı büyümesi – beslenmesi için ona
kahvaltı hazırlamak, eşinin kıyafetleri ile ilgili sorularını
cevaplamak , işe gitme vakti geldiğinde bebeğinin ağlamaması
için ona sıcacık öpücükler ve ikna sözcükleri ile veda etmek.
(Bir çok anne bu ayrılık anlarını bizlere klinik ortamlarda
gözyaşları ile anlatmaktadır.) Aklının evde kaldığını hissetse
de bu duygularına gem vurup iş yerine kocaman bir gülümseme ile
girmek. Toplantılara katılmak, müşterilerle iyi ilişkiler kurmak
, gün içerisinde bakıcıyı ya da anaokulunu arayıp nasıl olduğunu
sormak ve akşam yapılacaklarla ilgili bir plan oluşturmak. İş
bittiğinde ayaklarını uzatıp bir koltukta sızmak isteği ile eve
girse de çocuğunun "Anneeee!!.." sözcükleri ile sımsıcak olan bu
karşılama ona yeni sorumlulukları hatırlatır ve bir koşturma
daha başlar. Yemekler, bulaşıklar, günün özeti sohbetler,
çocukla oyun, dersler, eşle kısa bir nasılsın- günün nasıl
geçtiler, evin yeniden toparlanması, ertesi gün yapılacaklar ve
uykuya geçiş. Saatin geç olduğunu fark etse de bugünün iyi
bittiği huzuru içinde , her şeyi kabullenerek yeni gün için
gözlerini kapatmak. İşte bugünün anneleri.
Eskiden anneler çoğunlukla çalışmıyordu. Evdeydi ,eşini
gülümseyerek yolcu ettikten sonra evdeki işlerini yapar ,
çocukları ile birebir ilgilenir, onlara yeterli düzeyde ilgi ve
sevgi gösterebilirdi. Okul toplantılarına gidebilir, gerekli
bilgileri öğretmeni ile karşılıklı konuşarak alınması gereken
önlemleri alabilirdi. Komşuları ile yaptığı oturma sohbetleri ve
çarşı alışverişleri ile kendisine zaman da ayırabiliyordu.
Şimdiki anneler; çocukları ile yeterli düzeyde zaman
geçiremediği için mutsuz oluyor. Suçluluk duyguları ve yeterli
bir anne olamama düşüncesi ile daha gergin , sinirli olarak
çocukları ve eşleri ile daha fazla çatışmalar yaşayabiliyor.
Özellikle de; çocuklarının bebeklik döneminde çalışmak zorunda
olan annelerde bu durumla daha fazla karşılaşıldığını
gözlemliyoruz. Yapmak istediklerine bir türlü yetişemeyen,
uykusuzluk nedeni ile dinlenemeyen kadınlarda cinsel
problemlerde de artma gözlenmektedir. Bu süreç de sağlıklı bir
evlilik yapısına büyük zararlar vermektedir.
Teknolojinin gelişmesi ile; şimdiki anneler ev işlerinde daha
rahat gibi gözükse de bir annenin ailedeki rolü oldukça fazla
olduğundan saatler gün içerisinde bir türlü yeterli
olmamaktadır. Şimdiki babalar eski babalara göre evde eşlerine
daha yardımcı. Mutfakta ya da çocuklarla ilgili sorumluluklarda
birebir rol alabiliyor. Bu aktif katılım şimdiki annelerin işini
biraz daha kolaylaştırıyor tabiki. Evdeki sorumlulukların eşler
arasında paylaşılması eşler arasındaki iletişimin artmasına ve
evlilik ilişkisinin güçlenmesine neden olabilmektedir. Bu
desteği eşinden yeterli düzeyde göremeyen kadınlarda bunun
aksini de düşünebiliriz.
Şimdinin anne babaları yaşama karşı daha endişeli ve kaygılı
gözüküyor. Çocuklarının geleceği için dünyayı daha tehditkar
algılamaları, yaşamın zorlukları karşısında ayakta durmak için
gerekli becerilerin ve eğitimin kazanılması gerektiği ile ilgili
yoğun endişeler anne babaların çocuklarının büyüme sürecinde
daha fazla müdahaleci, takipçi ve gözlemci olmalarına neden
oluyor. Bu fazla müdahaleci davranışların, kaygıların, koruyucu
ve kollayıcı aile yapısının çocuğun yaşamı boyunca ailesine daha
bağımlı olması, daha fazla ihtiyaç duyması ya da bu
müdahalelerden sıkıldığı için tepkisel davranması sonucunu
doğurduğunu gözlemlemekteyiz.
Bugünün değişen evlilik anlayışı ve çalışan kadının özgürleşmesi
ile boşanmaların geçmiş dönemlere göre daha fazla arttığını
araştırmalar da gösteriyor. Evlilik ilişkilerinde yaşanan
çatışmalar ve bu çatışmaların boşanmalarla sonlanması çocukların
maddi ya da manevi sorumluluklarının çalışan anne tarafından
daha fazla alınmasına neden olabiliyor. Boşanmış bir kadının
toplumdaki yeri, anne olmasının vermiş olduğu toplumsal
sorumluluklar da bugünün annelerinin en çok zorlandığı
durumlardan biridir. Bu süreçlerde de anneanneler ,babaanneler
ve dedeler çalışan ya da yorgun olan anne adayına daha fazla
destek olmaktadır. Bu ilgi ve sevgi dolu desteğin varlığı
bugünün anneleri için büyük bir şanstır.
Şimdiki anneler çocuk eğitimi ve psikolojisi ile ilgili
bilgileri internet ortamından ve kitaplardan daha fazla
inceliyor, araştırıyor. Psikologlara , pedagoglara ve doktorlara
sorular soruyor. Bu elbette ki daha sağlıklı bireyler
yetiştirmede çok olumlu bir gelişmedir. Her yeni bilgi daha iyi
bir anne – baba olmak için neler yapılması gerektiğini
beraberinde getiriyor. Daha iyi,, daha başarılı ve daha sağlıklı
bir çocuk yetiştirme konusunda şimdiki anne – babalar daha
mükemmeliyetçi davranıyor. Bu mükemmeliyetçi çaba bazen
annelerin "Neleri eksik yaptım?", "Bu davranışlarım çok kötü
sonuçlara mı neden olacak?", "Geç mi kaldım?" gibi kaygı ve
endişeleri de beraberinde getirebiliyor. Çocuk yetiştirmedeki
mükemmeliyetçi tutumlar şimdiki anneler tarafından daha dengeli
bir şekilde uygulanmalıdır.
Psikolog Eda Gökduman
|
|
|