|
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
|
|
ANEMİ
Kansızlık hastada hemoglobin değerinin yaşa ve cinse göre olması
gereken değerden düşük olması demektir. Tüm dünyada ve ülkemizde
kansızlık nedenleri arasında en sık demir eksikliği anemisi
görülmektedir.
1- Demir Eksikliğine Bağlı Anemi
2- Vitamin B12 Eksikliğine Bağlı Anemi
3-Folik Asit Eksikliğine Bağlı Anemi
4-Akdeniz Anemisi (Talassemi)
1- DEMİR EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Demir eksikliği anemisi en fazla süt çocukluğu döneminde, 2. Ve 3.
Sıklıkta ise okul çağı ve ergenlik öncesi çağda rastlanmaktadır.
Çocuklarda demir eksikliğine yol açan nedenler besinlerle yetersiz
demir alımı, hızlı büyüme nedeni ile demir ihtiyacının artması ve
kan kaybıdır.
Besinlerle Yetersiz Demir Alınımı
Çocukların anne sütü yerine demir desteği olmayan mamalarla
beslenmesi (pirinç unu ile mama) ve inek sütüne 1 yaşından önce
başlanması ve çocuğun günde yarım litreden daha fazla süt içmesi
demir eksikliği anemisi gelişmesinde en önemli nedenlerdir. Anne
sütü ve inek sütünde demir miktarının az olmasına rağmen anne
sütündeki demir inek sütündeki demire göre daha iyi emilmektedir.
Erken doğan ve doğum ağırlığı düşük olan bebeklere 2. Aydan
itibaren, zamanında doğan bebeklere ise 4. Aydan itibaren demir
eksikliği anemisinden korumak için düşük miktarlarda (1-2 mg/kg)
demir ilacı başlanması önerilmektedir. Demir eksikliği anemisinin
önlenmesi için anne sütünün en az 6 ay süre ile verilmesi, 1
yaşına kadar demirden zengin mamalar ve ek gıdalar ile beslenme
önerilir.
Daha büyük çocuklarda özellikle hazır gıdalarla beslenme
alışkanlığı, rejim yapmak amacı ile eksik gıda alımı, çocuğun
vejeteryan olması, ya da sosyo-ekonomik durum bozukluğu nedeni ile
hayvansal gıdaların alınamaması demir eksikliği anemisine yol
açacaktır.
Ülkemizde özellikle kırsal bölgelerimizde bile beslenme
alışkanlıklarının değiştiği, evlerde tarhana çorbası, bulgur
pilavının yerini her 3 öğünde patates kızartmasının aldığı
dikkatimizi çekmektedir. Patates de demir miktarı çok yetersizdir.
Bu da demir eksikliği anemisinin ülkemizde son yıllarda daha da
artmasına neden olmaktadır.
Artmış demir ihtiyacı
Özellikle düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde, zamanından erken
doğan bebeklerde, adölesan devresinde ve gebelik ve emzirme
dönemlerinde olmaktadır. Gebelikte hafif demir eksikliği olması
anne karnındaki bebeği etkilememekte, ancak orta veya ağır demir
eksikliği olan annelerin bebeklerinde demir eksikliği anemisi
gelişebilmektedir.
Kan Kaybı
Erişkin hastalarda kan kaybına çocukluk yaş grubuna göre daha
fazla rastlanmaktadır. Özellikle mide ülseri veya barsak
kanserleri nedeni ile barsaklardan kanamalar olmaktadır. Bu duruma
çocuklarda nadir olarak rastlanmaktadır.
Çocuklarda inek sütü verilmesi veya inek sütü ile yapılan mamalar
nedeni ile sıklıkla demir eksikliği gelişmektedir. İnek sütünde
demir içeriği az olmasının yanında barsaklardan kanamaya da yol
açması demir eksikliğine neden olmaktadır. İlk 1 yıl içinde
çocuklara inek sütü verilmemesi önerilmektedir. Özellikle çocuk
günde yarım litreden fazla süt içiyorsa ve fazla miktarda süt
içtiği için normal gıdaları almıyorsa o çocukta demir eksikliği
anemisi görülmektedir.
Ayrıca uzun süreli aspirin ve diğer romatizma ilaçlarının
kullanımı da barsaklardan kan kaybına neden olabilmektedir.
Çocuklarda doğuştan olan mide barsak anomalileri de kan kaybına
neden olmaktadır.
Barsak kurtlarından kıl kurdu ve solucanlar demir eksikliğine yol
açmazlar, ancak kancalı kurtlar barsaklardan kanamaya neden olarak
demir eksikliğine neden olmaktadır.
Doğuştan kanamaya eğilimi olan hastalarda (hemofili hastalığı
gibi), sık sık kanamalar nedeni ile demir eksikliği görülmektedir.
Kızlarda adet kanamalarının uzun sürmesi ve çok miktarda olması
demir eksikliği anemisi gelişmesine yol açar.
Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlıkta Görülen Belirtiler
Kansızlık hafif derecede ise çocukta hiçbir belirti olmayabilir,
ancak yapılan laboratuar incelemeleri sonucunda teşhis edilebilir.
Eğer kansızlığı fazla ise renginde solukluk, çarpıntı, baş ağrısı,
huzursuzluk, halsizlik, çabuk yorulma ve iştahsızlık gibi
belirtiler görülebilir.
Toprak yeme, buz, kağıt gibi normalde yenmemesi gereken şeylerin
yenilmesi demir eksikliği anemisinde sıklıkla görülmektedir ve
PİKA olarak adlandırılmaktadır. Uzun süreli demir eksikliklerinde
tırnakların kaşığa benzer şekilde içe çökmesi, ağız köşelerinde
çatlamalar, dilin üzerinin düzleşmesi, ağrılı olması ve yutkunma
zorluğu daha çok erişkin hastalarda dikkati çekmektedir. Demir
eksikliği olan çocuklarda oturma, emekleme ve yürüme gibi motor
gelişmede gecikme, davranış bozuklukları, öğrenmede güçlük ve
bağışıklık sisteminde azalma sonucunda enfeksiyonlara yatkınlık
gözlenmektedir. Yine özellikle süt çocukluğu döneminde demir
eksikliği varsa ağlarken katılma nöbetleri görülebilir. Eğer
kansızlık aile tarafından fark edilmeden uzun süre bu şekilde
devam ederse kalp yetmezliği gelişebilir. Çocuk bu durumda zor
nefes alma, ileri derecede halsizlik gibi belirtilerle doktora
gelebilir.
Demir Eksikliğine Bağlık Kansızlığa Tanı Koyma ve Karıştığı
Hastalıklar
Demir eksikliği teşhisi doktor tarafından hastanın hikayesi,
muayenesi ve belirli laboratuar testlerinin yapılması sonucunda
konulur.
Demir eksikliği en sık Akdeniz anemisi taşıyıcılığı ile
karışabilir. Akdeniz anemisi hastalığı ise hem anneden hem babadan
bozuk genin geçmesi sonucu iki tane bozuk gen taşıyan çocuklarda
oluşan bir hastalıktır, 3-4 haftada bir devamlı kan verilmesi ile
tedavi edilmektedir. Eğer çocuk anneden veya babadan bir tane
bozuk gen almışsa o zaman Akdeniz anemisi taşıyıcılığı söz
konusudur. Taşıyıcılar hiçbir belirti göstermezler, ancak yapılan
kan incelemeleri sonucunda hemoglobin düzeyinin olması gerekenden
1-2 gram altında olması ve diğer bazı testlere bakılması ile tanı
konulur. Eğer bu tanı gözden kaçacak olursa, çocuk veya erişkine
yanlışlıkla demir eksikliği tanısı konulup devamlı demir ilacı
kullanması önerilecektir. Gereğinden fazla kullanılan demirin yan
etkileri olacaktır.
Bunun dışında uzun süreli enfeksiyonlar ve hastalıkların seyir
sırasında görülen anemiler (böbrek hastalıkları, romatizmal
hastalıklar, inflamatuvar barsak hastalıkları, kanser gibi) demir
eksikliği anemisi ile karışmaktadır.
Tedavi
Demir eksikliği anemisinin tedavisinde ağız yolu ile verilen demir
ilacı kullanılmaktadır. Bebeklerde damla veya şurubu, daha büyük
çocuklarda tablet veya drajeleri kullanılır. İlacın aç karnına ve
öğünler arasında alınması önerilir. Birlikte C vitamini içeren
limonata veya portakal suyu ile birlikte verilmesi verilen demirin
barsaklardan emilimini artıracaktır. Süt ile birlikte verildiği
durumlarda ise demir emilimi azalır. Bir yaşından küçük bebeklerde
günde 1 kez kahvaltıdan 30 dakika önce verilmesi ile yan etkiler
çok azaltılabilir. Daha büyüklerde 2-3 dozda verilmesi
önerilmektedir. Genellikle rahatlıkla tolere edilebilir. Bazı
vakalarda yan etkiler görülebilir.
Demir ilacının alımından yaklaşık 1 saat sonra bulantı kusma, mide
ağrısı, karın ağrısı olabilir. Bu durum ilacın yemekten hemen
sonra alınması ile geçer veya azalır. Eğer semptomlar devam ederse
doz miktarı azaltılır veya tablet, draje veya sıvı formüllerden
bir diğerine geçilir. Bazı hastalarda ishal veya kabızlık
yapmaktadır.
Demir ilacı alındığı sürece özellikle damla veya şurup
kullanıldığında dişler geçici olarak siyaha boyanabilir. İlacı
verirken dilin arkasına doğru verilmesi dişlerin boyanmasını
azaltacaktır. Yine ilacın alındığı dönemde çocukların kakasının
koyu renk çıkacağı bilinmelidir.
Eğer hastada doz azaltıldığı halde kusmaları veya karın ağrıları
oluyorsa, hastanın altta yatan bir barsak hastalığı varsa, verilen
ilaç emilemiyorsa, hastanın kronik olan kanaması ağızdan verilen
demir ilacıyla karşılanamıyorsa o zaman demir ilacının enjeksiyon
şekli kalçadan yapılabilir. Bu mutlaka doktor tarafından
önerilmelidir. Kalçadan yapılan demir ilacına karşı ani alerjik
reaksiyonlar gelişebilir, iğnenin yapıldığı yerde ağrı, renk
değişikliği olabilir. İlacın kalçada derin bir şekilde ve özel bir
teknikle (Z palsit) yapılması önerilir. Ayrıca son yıllarda
damardan kullanılan demir preparatları da seçilen vakalarda
kullanılmaktadır.
Hastanın hemoglobin seviyesi yaşına göre normal düzeye gelince
demir ilacı depolarının dolması amacı ile yaklaşık 4-8 hafta daha
yarı dozda devam edilir. Eğer çocuğun beslenmesi düzeltilir,
demirden zengin gıdalarla beslenmesi sağlanırsa demir eksikliğinin
tekrar etmesi önlenecektir.
Çocuklarda demir eksikliği anemisi dışında daha nadir olmak üzere
folik asit eksikliği ve vitamin B12 eksikliğine bağlı anemiler de
gelişebilmektedir.
2- VİTAMİN B12 EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Vitamin B12 en fazla hayvansal gıdalarda bulunur ve başlıca
vitamin B12 eksikliği nedenleri alımındaki eksiklik, emiliminde
bozukluk ve doğuştan metabolik hastalıklardır. Yetersiz vitamin
B12 alımı en sık vejeteryanlarda görülmektedir. Vejeteryan
olmayanlarda da yanlış beslenme veya sosyo-ekonomik nedenlerle
eksik beslenme sonucunda da bu eksiklik ortaya çıkmaktadır.
Çeşitli nedenlerle annesinde vitamin B12 eksikliği gelişen
bebeklerde anne sütünde bu vitaminin eksikliği olacaktır. Bu
annelerin bebekleri ek gıdalar almıyor ve sadece anne sütü
alıyorlarsa vitamin B12 eksikliğine bağlı kansızlık yanında
çeşitli nörolojik bozukluklar da geliştirmektedir. Başını ilk
zamanlar tutmaya başlayan çocuk sonraları tutamaz veya otururken
oturamaz hale gelir. El ve kollarında titremeler de gelişebilir.
Erken tanı konulup tedavi edilmesi ile tamamen normale dönerler.
Ergenlik döneminde de rejim nedeni ile sıkı diyet uygulandığında
bu vitaminin eksikliği görülebilir. Bu vitamin eksikliği çocuğun
dengesinde bozukluk, el ve ayaklarda uyuşma, yürümede ve elleri
kullanmada zorluk, karıncalaşma ve hafızasında bozukluklara neden
olabilir.
Belirtiler
Hastalar solukluk, halsizlik, sinirlilik, kuru ve ağrılı bir dil,
yürümede bozukluk ve ishal ile doktora başvurmaktadır.
Tedavi
Tedavide vitamin B12 enjeksiyon veya ağız yolu ile verilir.
3-FOLİK ASİT EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Folik asit yiyeceklerde yaygın olarak bulunmasına rağmen pişirme
işlemi sırasında çabucak parçalanmaktadır. Yüksek oranda folik
asit içeren yiyecekler karaciğer, böbrek, portakal suyu ve
ıspanaktır. Ayrıca keçi sütündeki folik asit miktarı çok düşüktür.
Yine vitamin B12 eksikliğinde olduğu gibi yetersiz alınır veya
emilimi bozuk ya da ihtiyaç artmışsa folik asit eksikliğine bağlı
anemi ortaya çıkabilmektedir.
4-AKDENİZ ANEMİSİ (TALASSEMİ)
Talasemi Major (Akdeniz Anemisi Hastalığı) erken çocukluk çağında
başlar ve çok ciddi bir kalıtsal kan hastalığıdır. Talasemi
majorlü çocuklarda gelişen kansızlık sonucu sık sık kan
verilmesine ihtiyaç gösterirler.
Talasemi Taşıyıcılığı (Akdeniz Anemisi Taşıyıcılığı) olan kişide
hemoglobini olması gerekenden 1-2 gram düşük olsada genellikle
sağlıklıdır. Türkiye de her 100 kişiden 2 kişi Akdeniz anemisi
taşıyıcısıdır. Bu oran Antalya, Muğla, Konya, İskenderun gibi
illerimizde %8-10 lara kadar çıkmaktadır. Talasemi taşıyıcısı olan
kişiler bazen demir eksikliğine bağlı anemisi olduğu zannedilerek
gereksiz yere demir ilacı kullanırlar. Kan testleri ile kişinin
taşıyıcı olup olmadığı kolayca anlaşılmaktadır. Eğer anne veya
babadan biri taşıyıcı olursa çocuklardan hiçbiri Akdeniz anemisi
hastalığı olmayacaktır. Ancak her çocuk da talasemi taşıyıcılığı
olma olasılığı %50 dir. Eğer talasemi taşıyıcısı olan 2 kişi
evlenecek olursa her çocukta Akdeniz anemisi hastalığı ortaya
çıkma olasılığı %25 dir.
Talasemi majörlü çocuklar (Akdeniz anemisi hastalığı olan) doğumda
normaldir, ancak 3 ile 18 ay arasında (genellikle 5-6 ay)
kansızlıkları başlamaktadır. Gittikçe renkleri solar, rahat
uyumazlar, yemek yemek istemezler ve kusarlar, gelişimleri
bozulur. Karaciğerde ve dalakta büyüme nedeni ile karın şişliği
ile doktora gelirler. Başlıca tedavi hastaya 2-4 hafta aralıklarda
düzenli kan vermektir. Bir yandan vücutta yıkılan kan hücreleri
bir yandan dışarıdan sık kan vermektir. Bir yandan vücutta yıkılan
kan hücreleri bir yandan dışarıdan sık kan vermekle vücutta demir
birikimi olacak ve başta kalp ve karaciğer olmak üzere bir çok
organa zarar verecektir. Günümüzde bu fazla demiri ortadan
kaldırmak için küçük pompalarla desferal isimli ilaç deri altına
gidecek şekilde iğnelerle takılır. 8-10 saat sürede ilacın gitmesi
sağlanır ve haftanın en az 5 günü üst üste uygulanır. Kullanım
zorluğu nedeni ile uyum zorluğu olmakta ve hastalar düzenli
kullanmamaktadır. Ayrıca ömür boyu kan transfüzyonları ve demir
bağlayıcı ajanların kullanılmasının maliyeti çok yüksektir.
Talasemi Major Hastalığı Nasıl Önlenmektedir?
Hastalığın eradikasyonu için hastalığın insidansınnı yüksek olduğu
bölgelerde, evlenecek olan çiftlerin talasemi taşıyıcılığı
açısından taranmaları ve taşıyıcı saptananların eğitimi, genetik
danışma ve prenatal tanı (doğum öncesi tanı) hakkında bilgi
verilmesi önemlidir. Konferanslar seminer ve kongreler ile
insidansın yoğun olduğu bölgelerdeki halk ve tıp mensupları
bilgilendirilmelidir. Akdeniz anemisi hastalıklı çocuk doğumları,
taşıyıcıların bulunması ve taşıyıcı olduğu bilinen gebeliklerde
hamileliğin ilk döneminde doğum öncesi tanı bölümlerine başvurması
sağlanmakla önlenebilir.
Son yıllarda anneden alınan koryonik villus örnekleri DNA analiz
yöntemleri ile Akdeniz hastalığı açısından incelenir. Bu yöntem
gebeliğin 9. ve 10. Haftalarında yapılmaktadır
Hazırlayan: Dr. Mualla Çetin
H.Ü.T.F. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Hematoloji Ünitesi |
|
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
|