|
|
|
FENİLKETONÜRİ
Fenilketonüri nadir
görülen kalıtsal metabolik hastalıklardan biridir. Anne ve
babasında hastalık yapmayan bozuk genleri alan bir çocuk
fenilketonüri hastalığı ile doğmaktadır. Anne ve babanın taşıyıcı
olması halinde bu çiftin her çocuğunda görülme ihtimali % 25 dir.
Fenilketonüri, toplumumuzda hala yeterince bilinmemekte ve tedavi
edilmediği taktirde çocuğun ömür boyu özürlü kalmasına sebep
olmaktadır. Bu hastalıkla doğan çocuklar proteinli gıdalarda
bulunan fenilalanin isimli bir amino asidi sindiremezler, sonuçta
kanda ve diğer vücut sıvılarında biriken fenilalanin ve artıkları,
çocuğun gelişmekte olan beynini harab eder ve ileri derecede zeka
özürlü olmasına, sinir sistemini ilgilendiren daha bir çok
belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Fenilketonüri Amerika'da
ve bir çok Avrupa ülkesinde her 10.000-30.000 yenidoğanda bir
görülmesine karşın ülkemizde 3.000-4.000 yenidoğanda bir
görülmektedir. Türkiye fenilketonüri hastalığının en sık görüldüğü
ülkelerden biridir. Ülkemizde akraba evliliklerinin sıklıkla
yapılması anne ve babanın taşıyıcı olduğu bu gibi hastalıkların
yüksek sıklıkta izlenmesine neden olmaktadır. Akraba evliliği
hastalığın görülme sıklığını artırıyor olsa da, akraba olmayan
bireylerin de çocukları hastalıklı doğabilir. Çünkü Türkiye'de her
100 kişiden 4 ü bu hastalık açısından taşıyıcı durumundadır.
Hayatın ilk bir kaç ayı içerisinde fenilketonüri hastalığı olan
bebekler sağlıklı bebeklerden ayırt edilemez. Fenilketonürili
çocuklarda 5-6 aylardan sonra zekadaki gerileme belirgin hale
gelir. Akranlarından farklı olarak oturma, yürüme ve konuşma gibi
becerileri kazanamazlar. Beyin gelişimleri normal olmadığından
başları da küçük kalır. Ayrıca kusma, aşırı el, kol, baş
hareketleri, havale nöbetleri, ciltte döküntüler, idrar ve terin
küf gibi kokması hastalığın önemli belirtilerindendir. Bu
çocukların % 60’ında göz, kaş ve cilt rengi anne-babaya göre daha
açıktır.
Fenilketonüri hastalığı ile doğan bebeğin, beyni etkilenmeden,
erken olarak tanınması çok önemlidir. Bu amaçla geliştirilmiş her
yenidoğan çocuğa uygulanabilen bir tarama testi vardır. Doğumdan
72 saat sonra özel bir filtre kağıdına alınan 2 damla kan teşhis
için yeterlidir. Hasta bebek hayatın ilk günlerinde tanındığında
uygun diyet tedavisi ile zeka geriliği önlenebildiği için gelişmiş
ülkelerde tüm yenidoğanların fenilketonüri yönünden taranması
zorunluluğu vardır.
Fenilketonüri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir
hastalıktır. Tedavide genel ilke gıdalar ile alınan fenilalanin
miktarını azaltarak kan fenilalanin düzeyini normal sınırlar
içinde tutmaktır. Diyet tedavisinde fenilalanini çok azaltılmış ya
da fenilalanin içermeyen özel ve ilaç niteliğinde mamaların ve
tıbbi ürünlerin kullanılması gereklidir. Fenilketonüri yenidoğan
taraması ile saptanıp ilk 3 ayda tedaviye başlanmaz ise hastalığın
şiddetine uyan zihinsel özür gelişmesi kaçınılmazdır. Tedaviye
mümkün olduğunca erken başlanması zihinsel performansı olumlu
etkileyecektir.
Hastanın belli aralarla beslenme durumu değerlendirilmeli, kan
fenilalanin ve tirozin düzeyi ölçülmeli ve ölçüm düzeylerine göre
diyeti ayarlanmalı, zihinsel gelişimi izlenmelidir. İlk 2 yaşta
haftada iki kez, 2-4 yaş arasında haftada bir, 4-10 yaşlarda 15
günde bir, daha sonra ise ayda bir kez kan fenilalanin düzeyi
ölçülmelidir. Kan fenilalanin düzeylerinin 0-12 yaş arası 2-6 mg/dl,12
yaşından sonra 2-11 mg/dl, fenilketonürili hastanın gebeliği
süresince ise 2-4 mg/dl değerleri arasında tutulması gerekir.
Tedavi en az beyin dokusunun en hızlı geliştiği hayatın ilk 8-10
yılı boyunca çok iyi şekilde uygulanması gerekmekle birlikte diyet
tedavisi yaşam boyu olmalıdır. Yenidoğan döneminde diyet tedavisi
başlanmış fenilketonürili hastalar, yetişkin olduklarında diyeti
bırakırlarsa algılamada güçlük, dikkat azalması gelişmektedir.
Anne sütü bebeklerin büyüme ve gelişmesi için gerekli olan bir
besindir. Fenilketonürili bebekler de anne sütü ile birlikte
fenilalaninsiz karışımlar (tıbbi mama) kullanılarak ve kan
fenilalanin değerleri yakından izlenerek beslenebilirler. Yapılan
çalışmalar yaşamın ilk yıllarında anne sütü alan fenilketonürili
bebeklerde büyüme ve zihinsel gelişimin daha iyi olduğunu
göstermektedir.
Bu hastalığın zamanımızdaki tek tedavi yolu fenilalaninden kısıtlı
diyettir ve bu diyet tedavisinin aile, metabolik hastalıklarda
uzmanlaşmış çocuk hekimi, diyet uzmanı ve laboratuar uzmanlarından
oluşan bir ekip tarafından izlenmesi gerekmektedir. Tedaviye
uymayan hastalarda zihinsel ve gelişimsel bozukluklar olabileceği
için hasta sahibi olan ailelerin diyeti çok iyi öğrenmesi
gerekmektedir. Annenin ilk çocuğu hastalıklı olarak doğmuş ise
ikinci bebeğin daha anne karnında iken hasta olup olmadığının
belirlenmesi yani anne karnında erken tanı mümkün olabilmektedir.
Dr. Alper Soysal- Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
www.almanhastanesi.com.tr
|
|
|