|

|
|
HELLER SENDROMU (ÇOCUKLUĞUN
DEZİNTEGRİF BOZUKLUĞU)
Heller Sendromu, çocukluğun
dezintegrif bozukluğu ya da dezintegratif psikoz olarak ta
bilinmektedir. Heller Sendromu (Çocukluğun Dezintegrif Bozukluğu),
normal bir gelişim dönemi izleyen ilk 2 yıl sonrasında, kazanılmış
becerilerin kaybına eşlik eden sosyal, iletişimsel ve davranışsal
anormalliklerle seyreden yaygın gelişimsel bir bozukluk olarak
tanımlanmıştır. Heller Sendromu ilk kez 1908 yılında Avusturyalı
bir eğitimci olan Theodor Heller tarafından tanımlamıştır. 1908
yılında Viyana’lı bir eğitimci olan Theodor Heller 3-4 yaşlarına
kadar normal gelişim gösteren ve sonradan ciddi bir gelişimsel
gerileme gösteren 6 çocuk bildirmiştir. Pek fazla düzelme
göstermeyen bu durum için Heller ;dementia infantilis terimini
önermiştir. Bu çocuklar 3-4 yaşlarına kadar oldukça sakin, uysal,
canlı iken sonradan içedönük, söz dinlemeyen, karşı gelen,
nedensiz öfkelenen, etrafı kırıp döken, mızmızlanan ve zaman zaman
varsanıları olan çocuklar haline gelmektedirler. Birkaç ay içinde
gelişen entellektüel yıkım ile bu çocukların konuşmaları ortadan
kalkmaktadır. Bu regresif dönemde stereotipik hareketler
sıklaşmakta, kendi kendilerine yemek yiyemez duruma gelmekte ve 9
aylık bir bebeğin mental düzeyine inmektedirler. Heller’in
hastalarını ne kadar süre izlediğini belirtmemesine karşın bu
çocukların en son tanımlanan durumda kaldıkları anlaşılmaktadır.
Heller Sendromu, başlangıcından önce normal bir gelişim dönemi ve
birkaç gelişme alanındaki kazanılmış becerilerin bir kaç ay içinde
kaybolması ve sosyal iletişimsel ve davranışsal işlevlerde
belirgin anormalliklerin başlaması ile karakterizedir. Heler
Sendromu, önce normal işlev gören çocuğun 3-4 yaşlarında başlayan
zeka,dil ve sosyal işlevlerinde birkaç ay içinde gelişen bir
deteryasyondur(yıkım). Heler Sendromuna ilişkin klinik veriler
oldukça kısıtlıdır. Bu durum Heler Sendromunun oldukça seyrek
görülmesiyle ilişkilidir. Otistik bozukluklarda onda bir sıklıkla
gözlenmektedir. Klinik veriler sonucunda erkeklerde daha sık
saptandığı gözlenmiştir. Hastalığın erkek ve kızlarda görülme
oranı 8/1’dir. Heller Sendromunun sebebi bilinmemektedir. Heller
Sendromu ile ilgili bilgilerimiz hastalığın başlangıcı ile ilgili
görülen psikososyal ya da tıbbi olaylarla sınırlıdır. Bildirilen
vakaların bir kısmında psikososyal olay bulunurken, bir kısmında
da birkaç tıbbi olaya rastlanmıştır. Psikososyal olaylar arasında;
taşınma, ayrılık, kardeş doğumu, okula başlama, emziği bırakma,
aile içinde kavga, ölüm sayılabilir. Tıbbi olaylar arasında ise;
kızamık, boğmaca, kabakulak, ateşli bir hastalık, viral hepatit,
nöbet ve hospitalizasyon sayılabilir.
Heller Sendromu için farklı başlangıç biçiminin olduğu; bunlardan
birinin haftalar ya da aylar süren sinsi bir gidiş ile seyrettiği,
diğerlerinin ise birkaç gün ya da hafta içinde aniden başladığı
ileri sürülmüştür. Bazı hastalarda daha huzursuz ya da sıkıntılı
oldukları bir ara evre olabilmektedir. Heler Sendromundaki temel
özellik; becerilerde belirgin gerileme ya da kayıp, sosyal
ilişkilerde sorunlar, stereotipik davranışlar, değişime direnç
(örn;kompulsif davranışlar), aşırı hareketlilik, korku ve
anksiyete gibi belirtiler, öz bakım becerilerinde yıkım (özellikle
de idrar ve dışkı kontrolü) sayılabilir. Heller Sendromuna sahip
olan çocukların zeka düzeyleri de oldukça düşük bulunmuştur.
Birçok nörolojik sorun bu bozukluğa eşlik etmektedir. Bu sorunlar
arasında epileptik nöbetlerin Heller Sendromunun en önemli
komplikasyonu olduğu söylenebilir. Heller Sendromu tanısı alan
çocuklarda bazı nöroanatomik değişikliklerden de söz edilmiştir.
Yamazaki ve arkadaşları 4 yaşındaki bir çocukta 3. ventrikül
genişlemesini göstermişlerdir. Gökler ve Ünal da 5 yaşındaki bir
hastada sisterna magna saptamışlardır. Heller Sendromu
tuberoskleroz, nörolipidozis, metakromatik lökodistrefi ve Addison-Schilder;s
hastalığı, kızamık, boğmaca ya da kabakulak hastalıkları ile
ilişkili bulunmuştur. Bu bağlantılar Heller Sendromunun tanısal
geçerliliği üzerine bir tartışma başlatmasına karşın, tüm
araştırmalar sonucunda hiçbir ilerleyici nörolojik sürece uymayan
hastalara da rastlanmıştır. Daha da ötesi; çoğu hasta için
ilerleyici bir bilişsel yıkım yerine daha durağan hatta belirli
ölçülerde düzelme ile seyreden süreçlerden söz edilmiştir. Heller
Sendromu; bazı hastalarda gelişimde bir plato evresi, bazı
hastalarda kısıtlı da olsa bir düzelme, bazı hastalarda ise
ilerleyici bir yıkım ile seyredebilmektedir. Yıkım düzeyi çok
değişkendir ve sıklıkla ilerleyici bir nörolojik süreç
izlemektedir.Ancak birkaç hastada oldukça iyi düzeyde düzelme de
bildirilmiştir.
Heller Sendromunun Tanı Ölçütleri ise;
A. Doğumdan sonraki 2 yıl içinde yaşına uygun sözel ve sözel
olmayan iletişim, toplumsal ilişkiler, oyunlar ve uyumsal
davranışların olması ile kendini belli eden görünüşte normal bir
gelişmenin olması
B. Aşağıdakilerden en az iki alanda daha önce edinilmiş olan
becerilerin (10 yaşından önce) klinik olarak önemli ölçüde
yitirilmesi:
- Sözel anlatım ya da dili algılama
- Toplumsal beceriler ya da uyumsal davranış
- Bağırsak ya da mesane kontrolü
- Oyun
- Motor beceriler
C. Aşağıdakilerden en az iki alanda olağan dışı bir işlevselliğin
olması:
Toplumsal etkileşimde nitel bir bozulma (örneğin sözel olmayan
davranışlarda bozulma, yaşıtlarıyla ilişki kuramama, toplumsal ya
da duygusal karşılıklar verememe)
İletişimde nitel bozukluklar (örneğin konuşulan dilin gelişiminde
gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması, bir söyleşiyi
başlatamama ya da sürdürmede, dilin basmakalıp ve yineleyici bir
biçimde kullanılması, çeşitli imgesel oyunlar oynamama)
Motor basmakalıp davranışlar ve mannerizmler de içinde olmak üzere
davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici
örüntülerin olması
Hazırlayan; Erdi KANBAŞ-Özel Eğitim Uzmanı. E-Posta:
ekanbas@mynet.com
KAYNAKÇA
- Çocukluk Dezintegratif Bozukluğu, GATA Çocuk Ruh Sağlığı ve Ana
Bilim Dalı, www.gata.edu.tr
- Dağdanaşar, T. Behice, Çocuklarda Yaygın Gelişimsel Bozukluklar,
www.adanaram.sitemmynet.com
|
|
|