|

|
|
HER MEME
AĞRISI KANSER DEMEK DEĞİLDİR
Meme ağrısı yaşayan
kadınların çoğu meme kanserine yakalanmış olma korkusu
yaşamaktadır. Oysa ki her meme ağrısının farklı bir nedeni
vardır.
Memorial Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Bölümünden Op.Dr.Yücel
Yankol, meme ağrısı tipleri ve dikkat edilmesi gereken noktalar
hakkında bilgi verdi.
MEME AĞRISI ÜÇ KADINDAN İKİSİNDE GÖRÜLÜR
Meme ağrısı sağlıklı üç kadından ikisinde görülen hafif veya
şiddetli olabilen bir şikayettir. Meme ağrısı olan on kadından
birinde günlük yaşamlarını etkileyen ciddi ağrı şikayeti
olabilmektedir. Meme ağrısı, adet öncesi dönemde görülen
ortalama 4-5 gün kadar süren ve tamamen normal sayılan gerginlik
ağrısından ayırt edilmelidir
MEME AĞRISI OLAN MUTLAKA DOKTORA GÖRÜNMELİDİR
Meme ağrısının en sık sebebi memedeki yapısal değişikliklerdir.
Meme ağrısının kanserle ilişkisi yok denilecek kadar azdır. Meme
kanseri olan hastaların % 1-2 ‘sinde meme ağrısı olmaktadır.
Fakat çok nadir de olsa memede ağrı, kanserin tek belirtisi
olabilir. Bu sebeple memede ağrı şikayeti olan bir bayanın
mutlaka bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilerek,
tetkikler sonrasında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktor
tarafından incelenmiş ve altta yatan nedenin kanser olmadığına
karar verilmiş olanlarda, meme ağrısının kanser riskini
artırdığı söylenemez.
ÇAY, KAHVE, ÇİKOLATA VE KOLALI İÇECEKLER AĞRI NEDENİ OLABİLİR
Sigara kullanımı, stresli yaşam ve şarapta bulunan “tiramin”
denen bir madde ağrıların sebebi olabilmektedir. Memede bulunana
algılayıcı reseptörleri uyararak ağrıya sebep olan
“metilksantin” denilen kimyasal madde içeren çay, kahve,
çikolata ve kolalı içecekler de ağrıya sebep olabilmektedir.
Ayrıca aşırı doymuş yağlardan zengin beslenmede ve uygun olmayan
sütyen kullanımında da ağrıların arttığı belirtilmektedir.
MEME AĞRISININ ÜÇ TİPİ VARDIR
- Adet Düzeni ile İlgili Ağrılar: En sık görülen ağrı
tipidir. Ağrıların %70’i bu tiptedir. Genellikle adet öncesi
dönemde ortaya çıkan, hemen adet görmeden önce en yüksek
seviyesine erişen ve adet ile birlikte kaybolan ağrılardır.
Normal adet öncesi ağrılara göre daha şiddetlidir. Otuzlu
yaşlarda daha sık görülür. Bazen menapoza yakın dönemde
alevlenme gösterir. Ancak çoğu zaman menapoza yakın dönemde
kendiliğinden kaybolur. Memenin üst ve dış taraflarında daha
fazla hissedilir. Bazen koltuk altına doğru yayıldığı da olur.
Ağrı ile birlikte memelerde hassasiyet de artabilir.
- Adet Düzeni ile İlgili Olmayan Ağrılar: Kırklı yaşlarda
daha sık görülür. Adet düzeni ile ilişkili olanlara göre daha
kısa sürer ve hastaların yarısında kendiliğinden kaybolur.
Genellikle tek taraflıdır. Memenin bir noktasında olabileceği
gibi tamamına yayılan bir ağrı da olabilir. Bu tip ağrıların
esas sebebi memede bulunan bir kist, fibroadenom, kanal
genişlemesi, lipom yada fibrokistik değişiklikler gibi iyi huylu
meme hastalıklarıdır.
- Meme ile İlgisiz Bir Olaydan Kaynaklanan Ağrılar: Bu
tip ağrılar meme ilgisiz olmasına rağmen, memede
hissedilmektedir. Burada ağrı göğüs duvarındaki kaslardan,
kaburga eklemlerinden, kıkırdak dokulardan ve boyundaki sinir
köklerinden kaynaklanabilir.
Meme Ağrısının Tanı ve Tedavisi
Normal olan ve adet öncesi hafif gerginlik şeklinde olan meme
ağrıları haricinde ağrısı olan bayanlar mutlaka genel cerrahi
uzmanı kontrolünden geçmelidir.
Tedavide aşamalı olarak en az yan etkiye sahip tedaviler
düzenlenir. İlk aşamada ağrıya sebep olan bir faktör varsa o
ortadan kaldırılmalıdır. Ağrısı olan ve olmayan her kadın kendi
kendini muayene etmeyi alışkanlık haline getirmelidir. Bazen
ağrının nedeni uygun olmayan çamaşır kullanımı olabilir. Ağrısı
olan kadın kendi meme ölçülerine uygun, çok sıkı olmayan sütyen
kullanması gerektiğini akılda tutmalıdır. Meme ağrısı olan
hastalar diyetlerine dikkat etmeli, çay, kahve, çikolata, kolalı
içeceklerle, şarap gibi gıdaları çok daha az tüketmeli, sigara
kullanmamalı, stresten olabildiğince uzak durmalı ve bitkisel
yağları tercih etmelidirler. Sonraki aşamada ciddi ağrılarda
basit ağrı kesiciler ve ödem çözücü ilaçlar tercih edilir. Yanıt
alınamaması durumunda ise bitkisel kökenli ilaçlar
denenebilmektedir. Hormonal içerikli ilaçların kullanımı ve
cerrahi müdahale ise tedaviyi gerektiren hastalık bulunmadığı
yalnızca ağrının olması durumunda tercih edilmemektedir.
|
|
|