TEMBEL KIZ
(Grimm Kardeşler)
Bir zamanlar, ülkenin birinde çok tembel bir kız varmış,
özellikle iplik eğirmesini ve halı dokumasını hiç
sevmezmiş ve bilmezmiş. Sonunda annesi o kadar kızmış ki,
kızı bir güzel pataklamış, kız da bağıra bağıra ağlamaya
başlamış, tam o sırada ülkenin kraliçesi güzel atlı
arabasıyla oradan geçiyormuş, kızın sesini duyunca merak
etmiş ve arabasını durdurmuş, sesler evden geldiğinden,
eve gitmiş ve kapıyı çalmış, tembel kızın annesi kapıyı
açıp da, karşısında kraliçeyi görünce çok şaşırmış.
"Ne oluyor burada? Bu güzel kızı niçin ağlatıyorsunuz? "
Kızın annesi, evladının tembelliğini söylemeye utanmış ve
bir yalan uydurmuş:
"Sayın kraliçem, şeyy...kızım halı dokumasını ve çıkrıkla
iplik eğirmesini çok sever, bir günde bir halı dokur ama
biz gördüğünüz gibi pek yoksuluz, halı dokuyacak fazla
ipimiz yok, ona ağlıyor"
"A, demek öyle, madem kızın hem bu kadar güzel, hem de bu
kadar yetenekli ve hamarat benimle sarayıma gelsin, ona
bol bol yetecek kadar ipliğim var"
Kızın annesi bu teklife çok sevinmiş ve böylece kraliçe
kızı alıp, arabaya binmiş ve saraya gitmişler.
Saraya gelince kraliçe kıza demiş ki:
"Seni sevdim, gerçekten söylendiği kadar yetenekli ve
hamaratsan, fakir olmana rağmen seni küçük oğlumla
evlendireceğim, çünkü böyle bir altın bileziğinin olması
senin için en güzel çeyiz sayılır. Ama seni deneyeceğim,
sana bir halı tezgahı, çıkrık ve bir oda dolusu iplik
vereceğim, bunlarla yarına kadar bir halı dokumanı
isteyeceğim."
Böyle diyerek kraliçe kızı odanın içinde iplik yığınları,
çıkrık ve halı tezgahıyla başbaşa bırakıp, gitmiş.
Kızcağız üzüntüsünden ağlamaya başlamış. Akşam kraliçe
gelmiş.
"A, ne halı dokumuşsun, ne de iplik eğirmişsin!"
"Şeyy, affedin kraliçem, annemden ayrıldığım için çok
üzüldüm, elim çıkrığa gitmedi"
"Pekala, seni anlıyorum, sana bir gün daha veriyorum,
tamam mı?" demiş ve gitmiş.
Tembel kız, ne yapacağını şaşırmış, üzüntü içinde
pencereden dışarıya bakıyormuş ki, o tarafa doğru gelen,
üç tane çok tuhaf kadın görmüş. Birinin sağ ayağı
kocamanmış, ikincinin baş parmağı dev kadarmış, üçüncünün
de dudağı çenesinden aşağı sarkıyormuş! Kadınlar kızın
penceresinin önünde durmuş ve niye üzgün olduğunu
sormuşlar. Kız da her şeyi anlatmış. O zaman kadınlar
demiş ki
"Biz sana yardım ederiz ama bir şartımız var, düğüne bizi
de davet edeceksin, bizim halaların olduğunu
söyleyeceksin, bizden utanmayıp, masanda oturtacaksın"
"Tamam söz" demiş tembel kız.
O zaman üç kadını pencereden içeri almış, kadınlardan biri
ayağıyla çarkı çeviriyor, diğeri ipleri bükmek için
yalıyor, üçüncüsü de halıya düğüm atıyormuş
ve sonunda harika bir halı dokumuşlar, dünyanın en güzel
halısıymış bu. Rengarenk, kuşlar, güller, ırmak
desenleriyle süslüymüş. Ertesi sabah kraliçe bu halıyı
görünce bayılmış. Ve hemen düğün hazırlıkları başlamış.
Kız, prense üç halasının olduğunu ve onları da düğüne
davet etmek istediğini söyleyince, prens "tabii olur"
demiş.
Düğün günü, üç tuhaf görünümlü kadın içeri girmişler.
Prens
"Bunlar da ne böyle! Siz üçünüz nasıl bu hale geldiniz? "
Birinci kadın " Çıkrık çevirerek"
İkinci kadın "İplik yalayarak"
Üçüncü de "Düğüm atarak" deyince, Prens, güzel eşine iplik
eğirme ve halı dokumasını yasaklamış!
"Bir daha çıkrığın ve halı tezgahının yanına bile
gitmeyeceksin!" demiş.
Tembel kız ve prens çok mutlu olmuşlar. Kızın annesi ise
hala, saraya serilen o güzel halıyı, tembel kızının nasıl
dokuduğunu düşünüp duruyormuş!