|
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
|
|
SİZ DE DEĞİŞİMDEN KORKANLARDAN MISINIZ?
Uzm. Klinik Psikolog Hande
Kılınç Kunt
İş yerinizde görev tanımınızdan memnun olmadığınız halde
müdürünüzle konuşmaktan korkuyor musunuz?
Önünüze sunulan projelerle ilgili eleştirilerinizi dile getirmeye
çekiniyor musunuz ?
Toplantılarda fikriniz sorulduğunda isteklerinizin ve
ihtiyaçlarınızın neler olduğunu belirlemekte zorlanıyor musunuz ?
“Artık işimden ve kendimden ne beklediğimi bilemiyorum.
Arkadaşlarımla konuştuğumda onların da mutsuz olduğunu duyuyorum.
İşimde mutsuzum ama iyi bir yaşam sürebilmek için çalışmam
gerekiyor. Ne yazık ki, ne kadar para kazanırsam kazanayım
işimdeki mutsuzluğum yaşamımın diğer kısımlarına da bulaşıyor.
Böyle olunca da hem işimde hem de ilişkilerimde mutsuz oluyorum.
İşimi değiştirmem gerekiyor ama değişiklik yapmaktan da
korkuyorum”.
Geştalt terapi yaklaşımına göre, değişikliklerden korktuğu için
mevcut durum ve ilişkilerine aynı şekilde devam edenlerin
yaşadıkları sıkıntıların sebepleri çoğu zaman çocukluk döneminde
anne-babası ya da çevresindeki diğer yetişkinler tarafından
verilen olumsuz mesajlar ve beraberinde yaşanan duygulardır. Diğer
bir deyişle bireyler kendi isteklerine ve ihtiyaçlarına
yabancılaşmayı erken dönemlerde öğrenirler.
Ana rahminden kopup dünyaya atıldığımız andan itibaren yaşam
denilen heyecanlı yolcuğa çıktık. Geştalt terapi yaklaşımına göre
bu yolculukta iki tane amaç vardır. Bunlardan bir tanesi hayatta
kalmak, ikincisi ise büyümek ve ilerlemektir. İnsanlar
ihtiyaçlarını fark etme ve bunları karşılayabilmek için hem
kendilerinde hem de çevrelerinde gerekli olan düzenlemeleri
yapabilme gücüne sahip olarak dünyaya gelir. Yani insanlar daha
iyiye, güzele, daha gelişmişe doğru ilerleyebilme potansiyeline
sahip olarak dünyaya gelirler (Daş, 2006).
Anne-babamızdan ya da diğer yetişkinlerden içe aldığımız mesajlar
kendimizi, ilişkilerimizi ve yaşamımızı anlamlandırmada bize
rehberlik ederler. Başlangıçta çocuk kendisine dışardan verilen
her şeyi olduğu gibi aldığı için çevresine de güveni çok fazladır.
Eğer çevre güvenilir ise, çocuğa sunulan her türlü yiyecek, tutum,
davranış
çocuğu besler. Tam tersi durumda, çevresindekilerin sürekli olarak
“doyup doymadığını ben bilirim”, “bana sormadan sakın kendi başına
karar verme”, “sakın sinirlenme”, “sen sus konuşma” gibi ifadeleri
çocuğun istekleri ve ihtiyaçlarıyla ilgili olarak kaygılar
taşımasına, korkmasına ve utanmasına sebep olur. Yani, kendisi
için neyin iyi olduğunu söyleyen otoritelerin yargılarıyla çocuğun
kendine güveni zedelenir, kimlik hissi oluşturma konusunda
sıkıntılar yaşar. Çocuk bağlı olduğu yetişkinlerin verdikleri
mesajları olduğu gibi içine alıp dünyaya o gözlerle baktığı için
seçim yapma özgürlüğünden de vazgeçerek aslında çok büyük bir
bedel öder (Polster & Polster, 1974). Kısacası çocuk içe aldığı
mesajları çevrenin söylediği şeyler olarak değil de sanki kendi
içinden gelen değerlermiş gibi deneyimle meye başlar. (Latner,
1992).
İşte bu çocuklar, yetişkinlik yaşamlarında kolaylıkla otorite
figürlerinin etkisi altında kalırlar. Başkalarının ondan
beklentilerine uygun şekilde davranırlar (Smith, 1977). İşlerinde
yaratıcı, spontan ve sağduyulu davranamazlar (Zinker, 1994).
“İş değiştirmek istiyorum diyorum ama ne istediğimi de bilmiyorum.
O sebeble korkuyorum harekete geçmeye.” diyordu Can.
Geştalt bakış açısı yeniliğe ve değişime önem verir (Polster &
Polster, 1974). Fakat öncelikle kişinin ihtiyaçlarının farkında
olması gerekir. Çeşitli olumsuz yaşantılar ve duygular nedeniyle
kişiler kendi isteklerine ve ihtiyaçlarına ve büyüme
kapasitelerine yabancılaşabilirler. Geştalt terapinin bireysel
ve/veya grup uygulamalarının desteğiyle ihtiyaçları yargılamadan
kabul etmek (Örn: “insanın kendi isteğini yapması bencilliktir”
diye düşünmeden), ihtiyaçları doğru sıralayabilmek (Örn: ortaya
çıkan birden fazla ihtiyacımızın hangisinin daha önemli olduğuna
karar verip enerjiyi ona yönlendirmek) v.b. basamaklar üzerinde
çalışılır. Böylece bireyler iş/yaşam dengesinde kaybettikleri
yönlerini bulma konusunda daha yaratıcı adımlar atabilirler.
Referanslar:
Daş, C. (2006). Bütünleşmek ve büyümek: Geştalt terapi yaklaşımı.
Ankara: HYB Yayıncılık.
Latner,J. (1992). The theory of Gestalt Therapy. E.C. Nevis (Eds.)In
Gestalt therapy: Perspectives and applications. Mexico: The
Gestalt Institute of Cleveland Press.
Polster, E. & Polster, M. (1974). Gestalt therapy integrated:
Contours of theory and practice. New York: Vintage Books.
Smith, E.W.L. (1977). The growing edge of Gestalt therapy. New
York: The Citadel Press.
Zinker, J.C. (1994). In search of good form. A Gestalt Institude
of Cleveland publication. San Francisco. Jossey-Bass Publishers.
Uzman Klinik Psikolog
HANDE KILINÇ KUNT.
İLETİŞİM ADRESİ:
kilinc_hande@yahoo.com |
|
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
|