|
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
|
|
YETİŞKİNLİKTE OYNADIĞIM DRAMAM
Her birimizin içinde
oynanan bir drama var. Dramamızın içindeki karakterler,
karakterlerin özellikleri, duygular, düşünce içerikleri
çocukluğumuzda belirlenir. Bilinçli veya bilinçdışı anılarımızda
saklı duran bu dramalarda yer alan rollerden birini, birkaçını
veya hepsini hayata geçiririz (Sandler & Rosenblatt, 1962; cited
in Pine, 1988). İçimizdeki dramalar yetişkinlik dönemindeki yeni
yaşantılarımızı da etkilerler. Böylece bizler bireyler olarak yeni
yaşantılarımızı da eski yaşantılarımızın uzantısı gibi görürüz.
Yeni yaşantılarımızı eski deneyimlerimizle bütünleştiririz (Pine,
1988).
''Güvenemiyorum'' diyordu. ''Kimselere güvenemiyorum''. Size de...
Hiç kimse beni elimden tutmadı. Hep kendi ayaklarımın üzerinde
durmam gerekti. Şimdi size nasıl bana yardım et diyebilirim ki?.
Kimselerden yardım isteyemem ben. İş yerinden hep en geç ben
çıkarım. Çok çalışmalıyım kimselere muhtaç olmamalıyım.
Yöneticiyim ama kimselere ''güvenemiyoru'' dedi isyankar bir bakış
atarak. ''Ufacıkken öğrenmem gerekti kendi ayaklarımın üzerinde
durmayı''. Ezip geçeceklerinden korkuyordum. Ezdiler de, ben
onlara göstermedim neler hissettiğimi. ''Gözlerimi kıstım ki
gözyaşları dışarı akmasın da onlar görmesin diye'' diyerek
gözlerini önüne indirdi. Gözyaşları akarken devam etti konuşmaya.
''Ufacıktım evin tüm işini bana yaptırırlardı. Kimse sormazdı bir
ihtiyacın var mı diye. Çok utanırdım. Büyüdüm yine kullanıyorlar.
Hep benim paramı istiyorlar'' dedi acıyla. ''Hala onların bir gün
bana analık babalık yapacaklarını mı bekliyorum acaba?. Çoktandır
vazgeçtim aslında beklemekten. Onlar bana bakamayacaklar bari ben
kendime analık babalık yapayım dedim. Onların ilgisizliklerinden
defalarca düş kırıklığına uğradım. Onlara güvenmekten vazgeçince
de, düş kırıklıklarının sayısı, yarattığı acı da bütünüyle yok
oldu. Güvenemem kimseye. Eşime, çocuklarıma kimselere güvenemem
ben, demişti. Ayşe sonra bir daha görüşmelere gelmedi.
Çocuğun gözünde ana-baba her şey demektir; onlar çocuğun gözünde
dünyayı temsil ederler. Bunun sonucu olarak da, ana-babaya duyulan
güvensizliği tüm insanlara uygular ve artık hiç kimseye güvenmez.
Bebeğine zararlı olabilecek annenin özellikleri, bebeğine otomatik
olarak duygusuz ve ilgisiz şekilde yaklaşan ve dokunan annedir.
Duygusal olarak soğuk anne ile bebek ne kadar fazla temasta
olursa, bebek o kadar fazla zarar görür.
Anneyle bebek arasındaki problemli ilişkiler, gelişen çocuğun bir
süre sonra sahte bir özgürlük tavrı takınarak ''benim kimseye
ihtiyacım yok, ben kendi kendime bakarım'' demesiyle sonuçlanır.
Fakat bu kişiler, fantezilerine sığındıkları için, gerçek dünyada
kendilerini daha da çaresiz hissederler ve daha fazla başkalarının
kendisine bakım vermesini talep ederler (Firestone, 1987).
Ayşe hanım için de insanlara güvenememek, ergenlik çağına ve
yetişkinliğe girdiği harita olmuştu. Bu haritayla ve yaşadığı
sayısız düş kırıklığıyla, otoriteyi simgeleyen kişilere sürekli
olarak ters düşmeye başlamıştı.
Uzattığım elimi kimse tutmadı. Ben onlara yaklaştığımda uzak
durdular. Dünyayı pembe zannediyordum onlar kara diye ısrar
ettiler. Bizim canımızı da çok yakmışlardı biz kara görmeye
başladık dediler. Fakat çok geç kalmıştım artık ben de kara
görüyordum her şeyi. Bize değer vermediler ki biz sana değer
verelim dediler. Ezdiler beni... Geçtiler üzerimden... Ufaldım...
Ufaldım... Ama onlara göstermemek için balon gibi şiştim. Kocaman
olayım ki kimse içimin boşaldığını görmesin, yerlerde ezildiğimi
görmesinler dedim. Ama içim boş... Kalbim boş... Ne kendime ne
sana güvenebilirim artık.
HANDE KILINÇ KUNT.
İLETİŞİM ADRESİ:
kilinc_hande@yahoo.com |
|
Bebek ve anne, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebek hastalıkları
|