|

|
|
HAMİLELİK PSİKOLOJİSİ VE BEBEĞE HAZIRLANMAK
Hamilelik,
bebeğin ilk kalp atışlarının, ilk tekmelerinin sevinciyle gelen
gerçek anlamda özel bir dönem; aynı zamanda çok ta külfetli. Vücut
kendini bir bebeğin doğumuna hazırlarken, hormonlarda meydana
gelen değişiklikler hem fiziksel hem de duygusal değişimlere yol
açar. Tad ve koku alma duyularının farklı çalışmasıyla mide
bulantıları başlar. Duygusal iniş çıkışlar yaşanır, mizaç
değişiklikleri oluşur. Ayrıca “iyi bir anne olabilecek miyim”
hatırı sayılır bir endişe kaynağıdır. Yaşanan bu değişimler
kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir, hatta apayrı uçlarda
olabilir. Bazı kadınlar oldukça mutlu ve enerjik iken, bazılarında
sürekli bir yorgunluk hissi hakim olur. Bazı kadınlar otobüste
kendisine yer verilmesi, elindeki paketlerin taşınması gibi
davranışlar karşısında son derece mutlu olurken, bazıları tersine
kendilerini aciz ve güçsüz hissedebilirler.
Bu sürecin duygusal olarak nasıl geçirileceği anne adayının ve
eşinin bir bebek sahibi olmaya, bu dönemin getireceği fiziksel
değişimlere ve duygusal iniş çıkışlara ne kadar hazır olduğuyla
elbette ki doğrudan ilişkilidir. Yine de hamileliğin getirdiği
bütün bu değişimlerle baş etmeye çalışırken bebek için duygusal
olarak hazırlanmak oldukça güçtür.
Bebeğe hazırlanmak ne demek?
Bir danışanım, “bebeğe hazır olduğumu düşünürdüm hep, hiç te hazır
olmadığımı o doğduğu zaman anladım; bebek dediğin yatırırsın uyur,
yedirirsin yer, giydirirsin, saçını tarayıp kurdele takarsın, ben
böyle sanırdım” demişti. Elbette ki bu süreçle ilgili kitaplar
okumak, seminerlere katılmak gibi aktiviteler kişileri bebeğe
hazırlamaya yardımcı olur. Ancak “bebeğe hazırlanmak” konusu için
yapılacak en yararlı işlerden biri eşlerin bebekle ilgili
iletişimidir.
Bebeğe hazırlanmak genellikle evin bir odasını bebek için
değiştirmek, duvar kağıdı, mobilya seçimleri, bebek giysileri,
bebek arabası gibi ihtiyaçlar için alışverişe çıkma gibi
algılanır. Tüm bunlar zevkli ve heyecanlı hazırlıklar, ancak anne
baba adaylarının aynı zamanda psikolojik olarak ta hazırlık
yapmaları, bu hazırlığı da birlikte yapmaları çok önemlidir.
Çiftlerin bebekle ilgili beklentileri, bebek geldiğinde değişecek
olan hayatlarıyla, edinecekleri yeni rol tanımlarıyla, işbölümü ve
sorumluluklarla ilgili yapılması gereken gerçekçi konuşmalar
genelde atlanır.
Eşler öncelikle neden çocuk sahibi olmak istediklerini
birbirlerine sormakla konuşmaya başlayabilirler. Bu çocuğu aynı
nedenlerle mi istediklerini tartışabilirler. Ayrıca, bebek deyince
akıllarında hangi imajın oluştuğunu konuşabilirler. Akıllarında
mama sandalyesinde bir bebek mi yoksa bir okul çocuğu imajı mı
oluşuyor? Bazen eşlerden birinde henüz bir çocuk sahibi olmaya
karar verme aşamasında bile çocukla ilgili planlar akılda oluşmuş
olabiliyor. “Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa
acaba? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Diğer eşin
ise bu tip bir plan aklına bile gelmemiş olabiliyor. Eşlerin
çocuklarını yetiştirme yöntemleri, vermek istedikleri değer
yargıları nelerdir? İşte bu ve buna benzer soruların cevapları
arasındaki uçurumlar, hamilelik sırasında ve bebek doğduktan sonra
ilişkileri olumsuz etkiliyor.
Cevaplar tıpatıp aynı olmasa bile böyle bir iletişimle birlikte
anne baba adaylarının akıllarındaki bebek ve çocuk imajları
paralel bir duruma ulaşabilir. Böylece, sağlıklı ve gerçekçi bir
platformda, artık “aynı çocuk” için heyecanlanmaya ve plan yapmaya
başlayabilirler. Bebekleriyle sağlıklı bir iletişim kurabilmenin
de adımlarını sağlam atmış olurlar.
Bihter Mutlu Gencer
Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı
ELELE Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi Tel:
(0212) 223 91 07 |
|
|