|

|
|
ÖFKE NÖBETLERİYLE NASIL BAŞA ÇIKALIM?
Bebeklerimiz 18 ay- 2 yaş civarına geldiğinde, onların masum melek
bebeklik hallerinden çıkıp tamamen farklı kişilikte bir çocuğa
dönüştüğünü düşünmeye başlarız. Rahatlıkla kontrol edebildiğimiz
bebeğimiz gitmiş, yerine her şeye itiraz eden, ak dediğimize kara
diyen –gerçekten ak olsa bile-, her şeyi kendi yapmakta ısrar
eden, artık tahammül sınırlarımızı zorlamaya başlamış bir çocuk
gelmiştir. Bazı anne babaların isteyebileceği gibi keşke
çocuklarımız bizim büyüyene dek sürekli şekillendirebileceğimiz
bir hamur olabilse de istediğimiz şekilde onları yetiştirip, rahat
etsek... Ne yazık ki işler böyle yürümüyor ve kabul etmemiz
gereken bir gerçek var ki çocuklarımızın, bazı yerlerde
“önergenlik” olarak bile tanımlanabilen “negatif dönem” dediğimiz
dönemden geçmelerinin son derece normal ve tamamen sağlıklı bir
psikolojik gelişimin bir parçası olduğudur. Ancak bu süreçten
çocuğun sağlıklı şekilde çıkabilmesinde elbette ki uygun anne baba
tutumları belirleyici olmaktadır.
Hayatın ikinci yılında çocuk artık yürümeye başlamıştır ve dil
gelişimi hızlanmıştır. Artık daha rahat hareket edebilmekte,
sürekli olarak kendi vücudunun sınırlarını denemekle meşguldür.
Beyni hızla gelişmekte ve sürekli dünyayı keşfetmeye çalışırken,
hayat, objeler, ve kendi vücutlarının nasıl çalıştığıyla ilgili
yeni yeni bilgiler ve deneyimler kazanmaktadır. Bütün bu keşifler
sırasında istediği fakat henüz yapamadığı işlere bir de yetersiz
olan ifade edici dil becerileri eklendiğinde çocuk kaçınılmaz
olarak hayal kırıklıkları ve gerginlikler yaşamaya başlar. İşte
öfke nöbetlerine öncelikle bu geniş açıyla bakmamızda fayda
vardır. Kendimizi onların yerine koyalım: Henüz tam
anlamlandıramadığımız bir dünyada bir de isteklerimiz ve
duygularımızı ifade edemiyoruz ve bir şekilde var olmaya
çalışıyoruz...
Bu dönemin doğal bir basamağı da çocuğun bağımsızlık ve otonomi
isteğidir. Kendi yapmak ister, kendi yemek ister, kendi giyinmek,
kendi seçmek, vs. ister. E haklıdır da.. O zamana dek eli kolu
bağlı oturuyordu, artık becerebildiğini, karar verebildiğini
başkalarına ama en çok ta kendine kanıtlamak ister. Sınırlarını
bilmek ve zaman zaman bunları genişletmek için zorlamak ister.
Anne baba tutarlı ve kararlı davranışlar sergiledikçe
davranışlarının sonuçları olduğunu öğrenir, sınırların çizildiğini
görür. Bu şekilde büyüyüp olgunlaşır.
Öfke nöbetleri genellikle çocuk aç, yorgun, sıkılmış, rahatsız
veya keyifsiz olduğunda daha çok ortaya çıkar. Muhtemelen
çocuğunuz aç olduğunda süpermarkete gidip, öfke nöbetsiz alış
verişin sonuna kadar dayanmasını beklemek çok ta gerçekçi bir
yaklaşım olmayabilir. Bu nedenle öncelikle öfke nöbetine neden
olabilecek kaynakları oluşmadan elimine etmek akıllıca olabilir.
Örneğin bir arkadaşınızın evine giderken çocuğunuzun
sıkılabileceğini tahmin edebilmeniz ve oraya çocuğunuzun zevk alıp
zaman geçirebileceği oyuncaklarını birlikte götürmeniz; veya alış
verişte sıkılabileceğini düşündüğünüz çocuğunuza süpermarkette
işimiz biter bitmez birlikte dondurma yiyelim demek, öfke
nöbetlerini öngörüp önlemek için ufak manevralar olabilir.
Bağımsızlık ve otonomi kazanmaya çalışan çocuğunuza uygun olan her
fırsatı kollayarak kontrolü bırakmak iyi bir yöntemdir. Örneğin
elma suyu mu havuç suyu mu istersin?; önce pilavı mı yoksa
salatanı mı yemek istersin?: dişlerini banyo yapmadan önce mi
sonra mı fırçalamak istersin?; bej rengi pantolonunu mu yeşil
pantolonunu mu giymek istersin? gibi öneriler hem çocuğa
davranışları üzerinde kontrol sağlar, hem de fikirlerine önem
verildiğini gördüğü için özgüven oluşturur. Ayrıca bu tip
davranışlarda kontrol sahibi olduğunu bilmek çocuğun başka
zamanlarda oluşabilecek uygunsuz kontrol isteklerini de en aza
indirir.
Çocuğun limitlerinin farkında olmak ve çocuğu yapamayacağı şeyler
için zorlamamak ve böylece öfkeye neden olmamak ta önemlidir.
Yaşına uygun oyuncak ve aktivite seçimi bu tehlikeyi ortadan
kaldırır.
Çocuğun istekleri bazen anne babalar tarafından üzerinde çok ta
düşünülmeden reddedilebiliyor. Çocuk bir şey istediği zaman biraz
düşünmek gereklidir. İsteği gerçekten izin verilemez bir şey mi?
Kararlılık ve tutarlılık çerçevesinde olabildiğince çocuğa
özgürlük tanımak gereklidir. Örneğin sokakta yürürken adım başı
telefon kulübelerinin önünde çocuğunuzun ahizeyi kaldırıp
konuşuyor gibi yapması size kabul edilemez gibi gözükür. Fakat
aslında çocuğun bütün yapmak istediği sizin alış verişiniz
sırasında sıkıldığı için biraz oyun oynamaktır ve belki de
sabredebilseniz beş kulübeden sonra zevkini almış olacaktır.
Peki öfke nöbeti oluştuğu sırada ne yapmalı, nasıl davranmalı?
İster evde olsun, ister dışarıda, çocuğunuz kendini yere atmış “o
şekeri istiyorum” diye bağırırken izlenecek en önemli taktik sakin
kalabilmeyi başarmaktır. Zaten kontrolünü kaybetmiş bir çocuk,
karşısında kontrolünü kaybetmiş bağırıp çağıran bir anne görmek
istemez. Sizin sakin ve uygunsuz davranışa prim vermeyen tavrınız
er geç çocuğunuzun pes etmesine yardımcı olacaktır. Evdeyseniz
kulağınız çocuğunuzda olmak şartıyla öfke nöbetini görmemezlikten
gelerek işinize devam edebilir; dışarıdaysanız onu sakin bir
ortama taşıyabilir-mesela arabaya- ve orda sakinleşmesini
bekleyebilirsiniz. Sizi kullanmaya yönelik öfke nöbetlerinde
şekeri niye alamayacağınızla ilgili kısa bir açıklamadan sonra,
tutarlı izleyeceğiniz aldırmazlık yöntemi er geç işe yarar; ancak
hayal kırıklığı dolayısıyla oluşmuş nöbetleri tamamen
görmemezlikten gelme başka duygusal problemlere yol açabilir. Bu
nedenle kaynağında hayal kırıklığı olan öfke nöbetlerinde çocuğun
duygusunu anlamak önemlidir. Örneğin “o filmi ne kadar görmek
istediğini anlayabiliyorum fakat şimdi bu filmi seyredecek
vaktimiz yok, şu anda çok kızdığını görebiliyorum, ben sana
sakinleşmen için yardımcı olacağım, sakinleştiğin zaman daha rahat
konuşuruz” gibi bir söylem çocuğun tam da ihtiyacı olan bir
tutumdur.
Öfke nöbetleri geçtikten sonra hemen akabinde çocuğa istediği şey
kesinlikle verilmemelidir. Filmin zamanı geldiğinde ve annenin
vakti olduğunda izleneceğini çocuğun öğrenmesi gerekir. Bu konuda
tutarlı ve kararlı olmak çocuğun sağlıklı duygusal gelişimi
açısından çok önemlidir. Yoksa çocuk büyüyüp yetişkin olduğunda da
isteklerinin geciktirilmeden doyurulması konusunda sabırsız
olacaktır. Ancak öfke nöbetinden sonra çocukta anneyi üzmüş
olmaktan dolayı suçluluk duyguları ve artık eskisi gibi
sevilmeyeceği korkuları oluşabilir. Çocuğunuz sakinleştiğinde öfke
nöbetiyle ilgili biraz konuşup –nedenleri ve sonuçları hakkında-
ona sarılıp sevginizi göstermenizde fayda vardır. En nihayetinde
çocuğun ne olursa olsun yalnızca “iyi çocuk” olduğunda değil her
zaman ve koşulda sevileceğini, anne baba sevgisinin koşulsuz
olduğunu içine sindirmeye ihtiyacı vardır.
Bihter Mutlu Gencer
Psikolog, Özel Eğitim Uzmanı
ELELE Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık ve Özel Eğitim Merkezi
Çeşme Sk. No:17 Yeniköy/İstanbul
Tel: 223 91 07 |
|
|