|

|
|
TİP 2 DİYABET
Prof. Dr. Metin Özata
Endokrinoloji, Diabet ve Tiroit Uzmanı
Ahmet Mithat Efendi Cad. 19/ 3
Kalamış-İstanbul
Tel: (216) 3486519
Tip 2 diyabet, daha önce ‘’insüline bağımlı olmayan diyabetes
mellitus’’
veya ‘’erişkin diyabeti’’ olarak tanımlanmıştır. Bu hastalarda
ilerleyen tarzda beta hücre bozukluğu ve insülin direnci vardır.
Tip 2 diyabetlilerin üçte birinde yaşamı süresince mutlaka insülin
kullanmak zorunluluğu ortaya çıkar. Tip 2 diyabet sıklığı son
yıllarda şişmanlığın artmasına paralel olarak hızla artmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü 2025 yılında dünyada 300 milyon kişide diyabet
hastalığının gelişeceğini düşünmektedir. İlginç olanı ise daha
çocukluk yaşlarında tip 2 diyabetin artık sık görülmeye
başlanmasıdır.
Tip 2 şeker hastalarının kanlarında hafif bir iltihabi durumu
gösteren CRP ve IL-6 düzeylerine artış saptanır. Yaş,
hareketsizlik, karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara,
psikolojik stres ve düşük doğum ağırlığı tip 2 şeker hastalığı
gelişme riskini artırır. İmmün sistemin uyarılması bu olayda rol
oynamaktadır. Yorgunluk, uyku bozukluğu ve depresyon gibi şeker
hastalığının diğer özellikleri kanda sitokinlerin artmasına
bağlıdır.
a) Tip 2 diyabetin özellikleri :
-Bu hastalarda insülinin çalışması bozuk olduğu gibi salgısı da
bozuktur
-Genellikle30 yaştan sonra görüklürse de, her yaşta olabilir
-Hastaların %80’ninde şişmanlık vardır, ancak şişman olmayanlarda
da tip 2 diyabet gelişebilir. Şişman kişilerde kilo vermekle kan
şekerinde önemli oranda düzelme görülür.
-Tip 2 diyabet çok su içme, çok idrara çıkma gibi şikayetler
olmadan da ortaya çıkabilir.
- Şeker hastalığına bağlı göz, sinir ve damar hastalıkları
birlikte olabilir
-Genetik yatkınlık ve kilo alma en önemli risk faktörleridir.
-Bu hastaların kanlarında tip 1 diyabetlilerde olduğu gibi
antikorlar bulunmaz.
b) Tip 2 Diyabetin Temel Özelliği: İnsülin Salgısındaki
Bozukluktur
Pankreasdaki beta hücrelerinden insülin hormonunun salgılanması
bozulmadan kan şekerinde yükselme olmaz. Bu nedenle pankreastaki
beta hücrelerinin normal olarak çalışmaması Tip 2 diyabette esas
problemdir. Tip 1 diyabette ise hiç insülin salgılanmaz.
Tip 2 diyabetli hastaların çoğunda kanlarında insülin hormonu
yüksek olarak bulunur. Tedavi olmamış çoğu Tip 2 diyabetli hastada
aynı kilodaki şeker hastası olmayan sağlıklı bir kişiye göre
kandaki insülin düzeyi 2-3 kat daha yüksektir. Ancak kandaki bu
yüksek insülin düzeyi şeker yüksekliği azaldıkça azalır. Yani
şeker yüksekliği de insülini arttıran bir etkiye sahiptir.
OGTT dediğimiz şeker yükleme testi sırasında da kan şekeri
arttıkça kanda insülin yükselir. Ancak kan şekeri 360mg/dl nin
üstünde çıkınca insülin yükselmez.
Gıdalarla glukoz alınınca bağırsaklardan salgılanan (GLP-1) isimli
bir hormon ile ‘’glukoza bağımlı insulinotropik peptid (GIP)
‘’isimli başka bir hormon glukozun yaptığı insülin artışını iyice
arttırır. Bu nedenle tip 2 diyabetli hastalarda kan insülin düzeyi
yüksek olarak saptanır.
c) İnsülin Nasıl Salgılanır?
İnsülin hormonu, karnımızda midenin altında bulunan pankreas
bezindeki beta hücrelerinden salgılanır. Pankreas bezinden insülin
salgılanması beta hücresinin dışındaki glukoz konsantrasyonuna
göre ayarlanır. Kanda şeker artınca ilk 1-2 dakika içinde
pankreasdan insülin salgısı hızlı olur ve buna ‘’ilk faz insülin
salgısı’’ denir. Bu salgı dönemi 3-7 dakika sürer. Daha sonra
ikinci faz denen salgı oluşur ki, bu yavaş bir insülin
salgılanmasıdır ve devamlıdır.
OGTT sırasındaki kan şekerlerinin ortalaması, beta hücre
fonksiyonu hakkında bilgi verir ve şeker ortalaması yüksekse beta
hücresi iyi çalışmıyor demektir.
Bu nedenle Tip 2 diyabetin gelişiminde beta hücre fonksiyonu büyük
önem taşır. Normal glukoz toleransı olan kişilerde bile beta hücre
fonksiyon bozukluğu olabilir. Bu kişilerde ilk faz insülin salgısı
bozuktur.
Tip 2 diyabetli hastalarda İlk anormallik ilk faz insülin
salgısındaki bozukluktur.. Ancak bu bozukluğu bilimsel olarak
saptamak şu anda zordur.
Karaciğer glukoz alan ve tüketen bir organ iken ilk faz insülin
salgısı bozulunca glukoz üreten organ haline gelir ve kan şekerini
yükseltir.
d) Tip 2 Diyabette Beta Hücre Kitlesinde Azalma oluşması:
Hafif şiddetteki Tip 2 Diabetes Mellitusta insülin salgılanması
%80 oranında azalır. İleri evrede şeker ve diğer besinlere karşı
insülin salgısı yoktur. Bu nedenle beta hücre sayısında azalma
vardır. Otopsi çalışmaları da bunu desteklemiştir. Beta hücre
kitlesi maalesef henüz herhangi bir yöntemle kolayca
saptanamamaktadır.
e) Beta hücre yıkımı Nasıl Azaltılabilir?
Sağlıklı beslenme, egzersiz ve kilo kontrolü ile beta hücre yıkımı
durdurulabilir ve beta hücreleri normalleşebilir.
İnsülin direncini biz şişman kişilerde, yaşlılarda veya gebeliğin
son 3 ayında görülebiliriz. İnsülin direnci beta hücresinin
çalışmasını bozduğu gibi insülin salgılanmasını da bozar.
f) Tip 2 Diyabette Görülen Başlıca Bozukluklar:
1. İnsülin direnci Tip 2 Diyabette vardır, ancak bu direnç
diyabeti olmayan birçok insanda da vardır. Bu nedenle sadece
insülin rezistansı Tip 2 diyabete neden olmaz.
2. Erken evrelerinden itibaren Tip 2 diyabette insülin sekresyonu
bozuktur. İlk faz insülin salgılanma bozukluğu ilk görülen
anormalliktir.
3. İnsülin salgılama kapasitesi tip 2 şeker hastalarında baştan
beri bozuktur.
4. Tip 2 Diyabette pankreasdaki beta hücre kitlesi azalmıştır.
5. Beta hücreleri artan insülin ihtiyacını karşılayamaz
6. Kan şeker yüksekliğinin kendisi insülin hormon üretimini bozar
ve insülin salınımı iyice azalır. Buna şeker zehirlenmesi (glukotoksisite)
denir.
7. Bu nedenle erkenden ve etkili bir şekilde kan şekerini normale
getirmek Tip 2 diyabet tedavisinde çok önemlidir.
İnsülin salgısı bozulmadan kan şeklinde yükselme olmamaktadır. Bu
nedenle pankreastaki Beta hücrelerinin normal fonksiyonda olması
veya olmaması Tip 2 diyabette esas problemdir.
Yukarıda anlatıldığı gibi tip 2 şeker hastalığı gelişimine neden
olan 3 temel bozukluk vardır ve bunlar:
1. İnsülin hormonunun yetersiz salgısı ve pankreasdaki beta
hücrelerinin azalması
2. İnsülin hormonunun etki gösteremesi (insülin direnci)
3. Karaciğerden şeker üretiminin artmasıdır
g) Tip 2 Diyabetin Gelişim Mekanizması
Tip 2 diyabet genetik olarak bu hastalığa eğilimi olan kişilerde
ihtiyaçtan daha fazla kalori alımının devam etmesi durumunda
ortaya çıkan bir hastalıktır.
Tip 2 diyabete neden olan birçok genetik bozukluk vardır. Bu
genetik bozukluklar neticesinde şeker metabolizmasında ve bu arada
yağ ve protein metabolizmasında da bozukluklar oluşarak şeker
hastalığı meydana gelmektedir.
Tip 2 diyabetli kişilerde hem insülin hormonu iyi çalışmaz ve
etkisini gösteremez hem de pankreas bezinden salgılanan insülin
hormonu miktarında azalma vardır.
İnsülin hormonunun etkisini gösteremediği yerler karaciğer, yağ ve
kas dokularıdır.
Pankraasdaki insülin salgılayan beta hücrelerinde de zaman içinde
giderek azalma oluşur. Bu hücreler azaldıkca da insülinin miktarı
azalır ve kanda şeker yükselmeye başlar.
Kanda dolaşan yağ asitlerinin çok fazla olması ve bunların kandan
dokulara girememesi de insülin hormon etkisini azaltmakta ve şeker
hastalığına neden olabilmektedir.
İnsülin hormonunun vücudumuzdaki doku veya hücrelerde yeterince
etkili olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir. Demek
ki tip 2 diyabette hem insülin salgılanmasında bozukluk hem de
insülin hormonunun yeterince etkili olamaması (insülin direnci)
mevcuttur ve bu 2 bozukluk nedeniyle tip 2 diyabet oluşmaktadır.
Bu bozuklukar karbonhidrat metabolizmasında bozukluk olarak
başlarsa da yağ ve protein metabolizmasında da bozukluklar beraber
görülür. Yağ ve protein metabolizmasındaki bozukluklar da şeker
hastalığının göz, sinir ve damarlarda hasar (komplikasyon)
yapmasına veya hastalık ortaya çıkarmasına katkıda bulunur.
Tip 2 diyabetin sıklığının giderek artması şişmanlığın artmasına
ve hareketsizliğe bağlıdır.
İnsülin direnci tip 2 diyabetli hastalarda şeker hastalığı ortaya
çıkmadan yıllarca önce vardır. Bu direnç nedeniyle pankreas bezi
devamlı olarak fazla insülin üreterek bu direnci yenmeye çalışır.
Ancak bir süre sonra pankreas bezi artık yorulur ve yeteri kadar
insülin salgılayamamaya başlar ve şeker hastalığı ortaya çıkar. Bu
süreçte önce gizli şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya
çıkar.
İnsülin direncinin etkili olduğu yerler kaslar ve karaciğerdir.
Kandaki şeker kaslar ve karaciğer tarafından çok miktarda alınır.
Eğer direnç varsa yani insülin yeterince etkili değilse yemek
sonrası kanda artan şeker kas ve karaciğere giremediği için kanda
birikmeye başlar ve kan şekeri yükselir. Yükselen kan şekerinin
bir kısmı idrarla atılmaya başladığında beraberinde su atılımını
artırdığından çok idrar yapılmaya başlanır. İdrarla çok su
atıldığı için vücut susuz kalır ve bu defa susamaya ve çok su
içmeye başlanılır.
İnsülin hormonu yağ dokusundan yağların çözülmesini engelleyen bir
hormondur. İnsülin etkisi azalınca yağ dokusundan yağlar çözülmeye
başlar ve kanda yağ asitleri veya yağlar artmaya başlar.
Karaciğerde oluşan şeker üretimi sağlıklı kişilerde insülin
hormonu tarafından baskılanır. Şeker hastalarında ise insülin
etkisi olmadığından karaciğerden de aşırı miktarda şeker üretilir
ve kan şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100 mg/dl ‘yi geçtiği
andan itibaren karaciğerde şeker üretimi artmış demektir.
İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazladır ve o yüzden kilo
arttıkça bu direnç artar ve şeker hastalığı görülme olasılığı
yükselir. Özellikle yağın karında iç organlar etrafında birikmesi
şeker hastalığı riskini iyice artırır.
Yağ dokusundan çözünen yağ asitlerinin kanda çok artması hem
insülinin çalışmasını bozar hem de bu yağların depolanmaması
gereken pankreas gibi dokularda depolanması da şeker hastalığı
gelişimine katkıda bulunur.
Yağ dokusundan salgılanan leptin, adiponektin, TNF-alfa gibi
hormonların fazla veya azlığı da şeker hastalığı gelişimine
katkıda bulunur.
h) Tip 2 Diyabet Oluşumunda Beslenmenin Yeri
Yavaş sindirilen, liften zengin besinlerin bizi şeker
hastalığından koruması mümkündür. Lifli yani posalı gıdalarla
beslenen kişilerde tip 2 diyabet gelişme sıklığı azdır. Harvard
Tıp Fakültesinden Prof. Willet’in yaptığı 30 yıllık bir beslenme
ve hastalık ilişkisi çalışmasında tahıllı liflerden fakir ve
glisemik yükleri yüksek besinlerle beslenen kişilerde tip 2
diyabet riskinin arttığı saptanmıştır. Tam tahıl yiyenlerde rafine
yani işlenmiş tahıl yiyenlere göre şeker hastalığı daha az
görülür. Bu yüzden beyaz ekmek yerine tam buğday unundan yapılmış
ekmek yemek çok büyük önem taşır.
Sebze ve meyve ile daha çok beslenmek, baklagilleri ve tam
tahılları daha fazla tüketmek bizi şeker hastalığından
korumaktadır.
İnsülin hormonu sıvı yağ tüketen kişilerde daha iyi çalışmaktadır.
Bu nedenle margarin gibi katı yağlar yenmemelidir. Omega –3 alımı
şeker hastalığını önlemektedir. Omega 3 alımını artırmak için
balık tüketimini artırmak gerekir.
D vitamini eksikliği de insülininin çalışmasını bozmaktadır. D
vitamini eksikliği varsa giderilmelidir.
i) Tip 2 Diyabet İçin Kimler Risk Altındadır?
Aşağıda sıralanan nedenler bir kişide varsa tip 2 diyabet
gelişmesi riski artmış demektir.
Şişman veya kilolu olanlar
Bel çevresi 90 cm’den fazla olanlar
Hareketsiz yaşayanlar
Sigara içmek
Alkol kullanmak
Düşük lifli gıdalarla beslenmek (sebze-meyve az tüketmek)
Margarin yemek
Balık az yemek
Yaşın ileri olması ( özellşkle 45 yaş üzeri risk artar)
kadınlarda daha fazla görülür
Genetik eğilim
Önceki gebelikte kan şekerinin yüksek olması
Ailede şeker hastalığı olması
Tansiyon yüksekliği
Kan yağlarında yükseklik olması
Horlamak veya gece uykuda nefes durması
Polikistik over (yumurtalık) bulunması
Kanda insülin hormonunun yüksek olması
Homosistein yüksekliği
Kaynaklar:
1. Prof. Dr. Metin Özata, Şekerli Yaşam, Epsilon Yayınevi,
(Baskıda, 2005 Eylül ayı)
2. Metin Özata, Doğru Beslen Formda Kal, Epsilon Yayınevi, 2004
3.
http://www.tiroit.org |
|
|