|

|
|
UTANCA BAKIŞ YA DA
UTANCIN BAKIŞI
Uzman
Psikolojik Danışman (Klinik Psikoloji Yüksek Lisans) Hande Kılınç Kunt
Eleştiriyle yaşayan çocuk suçlamayı öğrenir.
Düşmanlıkla yaşayan çocuk mücadeleyi öğrenir.
Utançla yaşayan çocuk utanmayı öğrenir.”
Dorothy Law Nolte
Utanç Nedir?
Utanç duygusu, herkesin zaman zaman yaşadığı bir duygudur.
Psikoterapi pratiğinin önde gelen isimlerinden biri olan Franz
Basch Kendilik Psikolojisi kuramının pratiğine yönelik olarak
yazdığı eserlerde utancı “ötekinden beklediği duygusal desteğin
yoksunluğu ile ortaya çıkan gerginliğin azalmaması sebebiyle
kişinin yaşadığı rahatsızlık olarak tarifler (Basch, 1992 ).
Utanç Duygusu Ne Tip Durumlarda Deneyimlenir
Psikoterapide duyguların rolüyle ilgili yazdığı eserlerle
tanınan Leslie Greenberg’e göre birey, kontrol hissinin ve
değerlilik hissinin kaybolduğunu hissettiğinde, özel
bilgilerinin açığa çıktığını hissettiğinde çeşitli derecelerde
utancı deneyimler (Greenberg, 2002). Örnek olarak, Melis
prezentasyon yaparken toplantı odasında bazılarının ilgisinin
dağıldığını gözlemlediğinde, enerjisinin düştüğünü fark eder ve
yeteri kadar ilgi çekici olamadığı düşüncesiyle içinde bir
şeylerin büzüştüğü hissini yaşamaya başlar.
Utanç duygusunu tetikleyen belli başlı kategoriler vardır.
Bağımlılık/bağımsızlık, rekabet, kişisel çekicilik, cinsellik,
fark edilme ve fark etme meseleleri, yakınlıkla ilgili arzular
ve korkular gibi meselelerle ilgili olarak kişisel,
kişilerarası, grup veya toplum düzeyinde başarısızlık yaşanması
utancı tetikler (Nathanson,2003 ).
Utancın Fiziksel Görünüşleri
İnsanlar utandıklarında yüzleri kızarır, kafaları öne düşer ve
sanki yerin dibine girip bir daha görülmemek isterler (Greenberg,
2002).
Çocukluktan Yetişkinliğe Utanca Bakış
Kendilik Psikolojisi’nin utanca bakışını anlıyabilmek için,
öncelikle Kendilik Psikolojisi kuramının kurucusu Heinz Kohut’un
kendilikle ilgili öne sürdüğü kuramsal bakış açısını kavramak
önemlidir.
Çocuğun henüz olgunlaşmamış dünyasında, anne babası ya da
kendisi için anlamlı ve önemli olan diğer erişkinler kendilik
nesnesi (selfobject) işlevini yerine getirirler. Bu işlevlerin
birincisi çocuğun büyüklenmeci teşhirci gösterileri karşısında
genellikle annenin sevgi ve hayranlıkla bu gösterileri geri
yansıttığı aynalama (mirroring) işlevi ve diğeri ise genellikle
babanın güçlü bir ideal nesne olarak algılanıp onunla bir bütün
oluşturduğunu hissetmesi yoluyla kendilik saygısının korunduğu
idealleştirilmiş ebeveyn işlevidir.
Kendiliği iki kutuplu olarak düşünen Kohut’a göre, çocuklukta
uygun aynalama yanıtları sayesinde canlanan büyüklenmeci
kendilik kutbu yetişkinliğin ihtiraslarını ve amaçlarını
oluşturan kendilik kutbuna dönüşür. Diğer yandan, çocuğun
kendisini idealleştirmesine ve birleşme hissi yaşamasına izin
veren ve bundan zevk alan ebeveyn ile ilişki yoluyla canlanan
idealleştirilmiş ebeveyn imagosu ise yetişkinliğin ideallerini
oluşturur. Kohut’a göre, bu iki işlev yaşam boyunca kendiliğin
gelişimi sırasında sürekli olarak etkileşim içinde olmayı
sürdürürler (Kohut, 1977).
Morrison (1986) utancın kişinin patolojisinde oynadığı rol
üzerinde durmuştur. Kohut’a dayanarak, kendisi için önemli olan
ebeveynler ve/veya diğer erişkinlerden ihtiyacı olan eşduyumsal
tepkileri alamadığını yaşantılayan kendiliğin, enerjisinin
tükenmesi, ihtiraslarına ve ideallarine ulaşamaması sonucunda
“utanç” yaşadığını öne sürer.
Basch da (1992) utancın gelişimin erken dönemlerindeki
görünüşlerine vurgu yapar. Bebekler ve çocuklar öğrenirken ve
öğrendiklerini ortaya koyarken, bazı zamanlarda yetişkinler
tarafından onaylanmadıkları durumları da yaratabilirler.
Çocuklar yeteneklerini sergilerken kimse onların çabalarına
dikkat etmezse veya sergiledikleriyle ilgili başarı hissine,
heyecanlarına eşlik etmezse “utanç” hissederler (Basch, 1992).
Örnek olarak, Ela “herkes bana baksın” diyerek dans etmeye
başlar. Annesinin kafasının dağınık olduğunu ve kendisine
bakmadığını fark ettiğinde utançla büzülür. Burada çocuk, “ben
hatalı bir şey yaptım” yerine “ben hatayım”şeklinde bir inaç
geliştirerek utanç hisseder.
Kısacası, erken dönemlerde duygularını ifade etmeleri,
kendilerini teşhir etme arzuları desteklenmeyen kişiler,
yetişkinlik dönemlerine geldiklerinde duygularından utanç
duyarlar ve duygularını aşırı derecede kontrol etmeye yönelirler
(Basch, 1988).
Kişinin deneyimlediği “utanç” ve buna eşlik eden “depresyon”, iç
dünyasında hissettiği “boşluk” olarak hissedilir (Morrison,
1986). Gelişimlerinin erken dönemlerinde duygusal olarak
ihtiyacı olan desteği bulamayan kişiler bu yoksunluğu telafi
edercesine iş yaşantılarında çok çalışkan ve üretici olurken,
duygularıyla ilgili hissettikleri utanç sebebiyle, duygularını
fark edip diğer insanlara ifade etme ve anlamlı ilişkiler kurma
konusunda sıkıntı yaşarlar (Basch, 1988). Yetişkinlik
dönemlerine taşınan bu acı verici deneyimlerin tekrarlanmasını
engellemek umuduyla da , aslında potensiyellerinin yetersiz
olduğu ve hiçbirşeyi doğru yapamıyacakları inancını
geliştirirler. Sonuç olarak, bu kişiler eğer hiçbir girişimde
bulunmazlarsa başarısızlık ve utanç yaşamayı da
engelliyeceklerine kendilerini inandırırlar (Basch, 1992).
Örnek olarak, danışan ailesi tarafından her hareketinin
eleştirildiğini anlatır. Bu sebeble, kendisiyle ilgili olarak
“yetersizim”, “değersizim” gibi inançlar geliştirmiştir.
Gündelik yaşamda başkalarının dikkat ve ilgi gösterdiğini
hissettiği zamanlarda kaygısının arttığını ve utandığını
anlatır. İlerleyen zamanlarda benzer duyguları terapistiyle
karşı karşıya olduğundada deneyimlemeye başladı. Kendini
kırılgan hissettiği, acı dolu deneyimlerinin anılarına ulaşarak
“kendine güvensiz oluşunun” ve “sosyal ortamlarda yaşadığı
zorluğun” kökenlerine temas eder.
Utanç Hissetmenin Koruyucu Olduğu ve Zararlı Olduğu Zamanlar
Utanç duygusu bir yandan acı verirken, diğer yandan da kişi için
koruyucudur. Bazı durumlarda, utanç hissetmek, yaptığı şey her
ne ise o sırada onu durdurmasının kendisi için daha iyi olduğu
sinyalini verir. Dolayısıyla, böyle durumlarda utancı hissetmek
yararlıdır. Örnek olarak, çocuk yaptığı şeye babasının
öfkelendiğini fark etmesine rağmen heyecanla yaptığı şeyi
yapmaya devam ederse, bir süre sonra artan bir gerginlik
hisseder. Böyle bir durumda, utanç hissetmesi yaptığı şeyi
durdurmasına, performansıyla babasını mutlu edeceği beklentisini
bırakmasına, dolayısıyla, kendisini korumasına hizmet eder.
Diğer yandan, eğer kendisi için anlamlı ve önemli erişkinlerden
kronik olarak ihtiyacı olan duygusal tepkileri alamazsa,
cezalandırılırsa, ve yanlış anlaşılırsa, çocuğun hissedeceği
utanç ona artan şekilde gerginlik yaşatır ve zarar verir (Basch,
1988).
Yetişkinlik döneminde, utanç duygusu hissedildiğinde “şu anda
yolunda gitmeyen nedir” diyerek düşünmek kişiyi
deneyimlediklerini incelemeye alma gibi bir yapıcı harekete
geçmesine yardımcı olur.
Bazı durumlarda hissedilen utanç duygusuna “değersizlik” duygusu
eşlik eder. Bunun sebebi ise, bireylerin gelişimlerinin erken
dönemlerinde sürekli olarak duygularından ve davranışlarından
ötürü utandırılmalarıdır. Kısacası, kişinin kendini engellenmiş
ve güçsüz hissetmesine sebeb olacak şekilde kuvvetli şekilde
hissedilen utanç kişi için zarar vericidir.
Utancın Kökenini Anlamak Önemli
Psikanalitik psikoterapi sürecinde kişi için utanç duygusunu
deneyimlemesine yol açan meseleleri inceliyebilmek önemlidir.
Utanç duygusunu yaşayan kişi saklanmak, kaçmak eğilimi gösteriri
fakat asıl arzusu kendiliğini zayıflıkları, eksiklikleri,
başarısızlıklarıyla olduğu gibi kabul edebilmektir. Psikoterapi
sürecinde en belirgin iyileştirici faktör de işte bu “kabulü”
deneyimliyebilmektir.
KAYNAKLAR
Basch, M. F. (1988), Understanding Psychotherapy: The Science
Behind the Art. New York: Basic Books.
Basch, M. F. (1992), Practicing Psychotherapy: A Casebook. New
York: Basic Books.
Greenberg, L. (2002), Emotion-Focused Therapy: Coaching Clients
to Work Through Their Feelings. Washington: American
Psychological Association.
Kohut, H. (1977), The Restoration of the Self. New York:
International Universities Press.
Morrison, A. P. (1986), Shame, ideal self, and narcissism. In:
Essential Papers on Narcissism, ed. Andrew P. Morrison. New
York: New York University, pp.348-371.
Nathanson, D. L. (2003), The Name of the Game is Shame. Report
to the Academic Advisory Council of the National Campaign
Against Youth Violance, presented in part at the Secret Service
Building in Washington, DC.
Yazışma Adresi:
kilinc_hande@yahoo.com
Persona Life Sağlıklı Yaşam ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi,
tel: 0212 219 39 33
Doku Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi, tel: 0216 550 55
22
|
|
|