|

|
|
YEMEK HAZIRLARKEN
BİLİNÇLİ VE DİKKATLİ DAVRANIN
Sebze ve
meyveler mineral ve vitaminler ile hücreyi koruyan
antioksidanlar bakımından zengindir. Birçok hastalık vücudun
savunma mekanizmasının düşük olduğu dönemlerde kapımızı çalar.
Kanserin gitgide yaygınlaştığı bu dönemlerde beslenmeye ve
özellikle de taze sebze meyve tüketimine önem gitgide
artmaktadır. Organik besine olan inançla beraber; doğalı bulma,
meyve ve sebzeleri doğal halinde tüketme isteği toplumumuzda
oluşmaktadır. Memorial Ataşehir Tıp Hastanesi Beslenme ve Diyet
Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın Selçuk, besinlerin tüketiminde
dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi ve
sağlıklı yemek pişirme önerilerini sıraladı.
Vitamin ve mineraller vücutta enerji ihtiyacını karşılamasa da
enerjinin kullanılmasında gerekli olup büyümeye yardımcıdırlar.
Sinir ve sindirim sisteminin normal çalışması için yeterli
miktarda öncelikli olarak besinlerden karşılanması
gerekmektedir. Özellikle yaşamımızı sürdürmemiz için elzem olan
vitamin ve mineraller vardır. Bunların en iyi kaynağı ise sebze
ve meyvelerdir.
1 kase salata ya da taze doğranmış meyve ile bağırsakların
ilacı
Çiğ sebze ve meyveler içeriğindeki posaları sayesinde lifli
beslenmeye en büyük katkıyı sağlamaktadır. Posalı beslenme
kolesterolü düşürdüğü gibi kalp sağlığına da olumlu etkileri
vardır. Sebze ve meyvelerin içeriğindeki lif kabızlık şikayeti
olanlarda kabızlığı önleyici rol oynamaktadır. Bağırsak sorunu
yaşayanlarda veya sıkıntılı dönemlerde sıklıkla yaşanan kabızlık
için 1 kase salata veya taze doğranmış meyveler bu rahatsızlığı
kısa sürede geçirebilir.
Ayrıca içeriğinde bulunan karbonhidrat sayesinde; ana
öğünlerdeki tüketilen salata ve sebze yemekleri ile ara
öğünlerdeki meyveler tokluk sağlar ve kan şekerini düzenler.
Bu sebeplerle vitamin ve mineralleri diyetimizde yeterli almak
gerekmektedir.
Sebze ve meyvelerin canlılığını koruyun
Sebze ve meyveler toplanma aşamasından sonra yanlış hazırlanma
ve pişirilme sürecinde vitamin kayıpları verebilir. Sebze ve
meyvelerin besin değeri kaybına uğramaması için hasattan
tüketilinceye kadar her aşamada dikkatli olmak gerekir.
Pişirmede oluşacak kayıpları en aza indirmek ve sebzenin
canlılığını korumak için dikkat edilecek hususlar;
• Sebzeler hasat edildikten sonra yaralanıp ezilmeden serin
yerde saklanmalıdır.
• Sebzenin ve meyvenin doğal rengini korumak için kısa sürede
pişirme gerekir. Pişirme süresini uzattıkça besin değeri
kayıpları artar.
• Kapağı mümkün olduğunca az açılarak ( öneriler 1–2 kez )
oksidasyona olanak sağlamadan pişirmek gerekir.
• Sebzeler pişme öncesinde bol suda yıkanmalı ve yıkama
sırasında el ile hafif ovalama dışında başka bir metal ile temas
ettirilmemelidir.
• Sebzeler tencereye koyulmadan hemen önce parçalanmalıdır.
Pişmeye yakın kezilen sebzede C vitamini kaybı az olur. Sebzeyi
parçalamada el ile parçalanabilecek marul, fasulye, ıspanak gibi
besinlerin haricinde diğerlerinde bıçak mümkün olduğunca az
temas ettirilerek daha büyük parçalarda kesilmelidir.
• Fazla suda ve uzun süre pişen sebze çok yumuşar ve ezilir.
Sebzenin şekli korunmamış olur. Örneğin kabak patlıcan ve
ıspanak benzeri besinler kısa sürede pişer. Bu besinleri uzun
süre pişirme ve pişirirken sık sık karıştırma şeklinin
bozulmasına vitamin kaybetmesine neden olur.
• Sebzeler pişirilirken kendi suyunu bırakacağı için susuz veya
az suda pişirilmelidir.
• Sebzeyi pişirdikten sonra bekleme süresini uzatmadan tüketmek
önerilmektedir.
Sebzelerin pişirilmesi ve oluşan kayıplar ile yapılan
çalışmalarda; Yumru sebzelerde patates gibi B vitamini kaybı
%25- 90, C vitamin kaybı ise % 40–50 arasına çıkabilmektedir.
Lahana, ıspanak, marul, semizotu gibi yaprak sebzelerde pişirme
sırasında % 30- 90 civarı kayıp, C vitamininde % 70 civarı
kayıplar görülmüştür.
Bazı sebzeleri çiğ tüketmek gerekiyor
Sebzeleri tüketirken bu pişirme koşullarına dikkat etmek ve
sebzeleri çeşitli şekilde tüketmek gerekir. Bazı sebzeler hazmı
kolay olması açısından pişirilmeden tüketilebilir. Semizotu,
ıspanak, havuç, kereviz, biber, soğan, karnabahar gibi sebzeleri
çiğ olarak besin değeri kaybolmadan salatalarda
tüketebilirsiniz. Gastrit, reflü gibi sindirim rahatsızlıkları
olanlar, sezaryen ile yeni doğum yapmış olan anneler dışında
herkes çiğ sebzeleri rahatlıkla tüketebilir.
Meyvelerde aynı şekilde bol suda yıkanarak kabukları ile
yenilebilenler kabuğu ile beraber tüketilerek çok parçalanmadan
kesilmeden tüketilmelidir.
Kurubaklagilleri önceden ıslatıp düdüklü tencerede pişirin
Baklagiller olgunlaşmış bitki tohumları olup karbonhidrat ve
protein içeren beslenmede sıklıkla yer alması gereken
besinlerdir. Nohut, mercimek, soya fasulyesi, bezelye, kuru
fasulye, bakla, bezelye, börülce bunlardan bazılarıdır. Tohumun
dışı posadan, iç kısımları ise nişastadan oluşur.
Kurubaklagillerde az miktarda bulunan yağ çoklu doymamış yağ
asitleridir. En yağlısı soya fasulyesidir. Bunun dışında
kalsiyum, demir, çinko ve magnezyumdan da zengindir.
Kurubaklagilleri sindirime uygun ve sağlıklı pişirmede dikkat
edilmesi gereken hususlar:
• Oda ısısında 8- 24 saat arası ıslatılarak kısa sürede
pişirilmesi sağlanır. Dış zarlarının çıkarılması daha da
kolaylaşır ve sindirimi kolay hale gelir. Islatma suyunun
atılmasında besin değeri kaybı yoktur.
• 100 C’ nin üzerinde protein kaybı olur. Sıcaklık orta ateş
olarak ayarlanmalıdır.
• Kurubaklagiller öncesinde haşlanarak pişirilme yapılacaksa
haşlama suları dökülmemelidir. Haşlama suyunda suda eriyen
vitaminler oldukça fazladır.
• Düdüklü tencereler kurubaklagiller için en iyi pişirme
yöntemidir. Ağzı kapalı 45- 60 dakika pişirme yeterlidir.
Et ve et ürünleri için en doğru pişirme yöntemlerini kullanın
Etin yumuşaklığı; hayvanın türüne, yaşına, kas ve yağ dokusu
miktarına, beslenmesine, kesildikten sonraki dinlenme durumuna
göre değişir. İyi beslenmemiş hayvan eti ile çok hareket eden
hayvanın eti sert olur. Bu nedenle hayvanın çeşitli yerlerinden
elde edilen etlerde farklı pişirme yöntemi uygulanır. İyi
beslenmiş hayvan eti yağlıdır. Yağlı etler daha yumuşaktır.
Hayvan yaşlandıkça yağlılık derecesi azalır.
Etin pişirilmesinde çeşidi ve bağ dokusu içerine göre uygulanan
yöntem etin lezzetini arttırır.
Kuru ısıda pişirilmesi uygun etler: Bağ dokusu az etlere
uygulanır. Izgara ve fırın rosto bu yöntemle pişirilmelidir. Bağ
dokusu fazla etler kıyma haline getirilerek köfte şeklinde kuru
ısıda pişirebilir. Izgara yaparken yüksek ısı verilememelidir.
Bu etin hızlıca katılaşmasına iç kısmının çiğ kalmasına sebep
olur. Ayrıca yüksek ateşte pişirme protein kaybına sebep olur.
Tavuk etinin ızgara veya yağsız tavada kendi yağı içinde pişmesi
tavuğa uygulanan en uygun yöntemdir.
Nemli ısıda pişirme: Bağ dokusu fazla olan etlere
uygulanır. Kuşbaşı etler, parça etler bu pişirme yöntemi ile az
su kullanılarak kebap, pirzola, biftek gibi yemekler
yapılabilinir.
Yağda kızartma yöntemi: Sağlık açısında önerilmeyen bu
yöntem ise kıymanın köfte haline getirilmesi veya balık
çeşitlerinde kullanılır. Yağ çok kızgın olursa etin dış yüzeyi
katılaşır ve içe ısı gitmesini önler. Et pişmez ve çiğ kalır.
Yine etin yanık kısımları kanserojenik maddelerin oluşturur. Az
yağ kullanılması ise etin daha çok yağ çekmesine sebep olur.
Kanatlı hayvan etlerinde ve balıkta kızarma yöntemi öncesi etler
unlanabilir.
|
|
|